İnandırıcılık yok olunca ne olur?
Ne olacak, söylenenlere inanma yok olur!
Yani açıklama sahiplerine olan güven kaybolur gider!
Bugün 2023 için pembe tablolar çizenler, 2023’te ekonomide her şeyin düzeleceğini iddia edenler 2022 başında da aynı şeyleri 2022 için söylemiyorlar mıydı?
Söylüyorlardı elbette!
2022’nin en parlak yılları olacağını iddia ediyorlardı.
Peki, 2022 sonunda ne oldu?
Bu iddiaları gerçekleşti mi?
Ne gezer!
2022 sonunda gerçeği itiraf etmek zorunda kaldılar ve “2022 en kötü yıl olarak tarihe geçecek” dediler.
2022 başında enflasyonun düşüşe geçmiş olacağını ifade ediyorlar ve “bu kesin” diye iddialı konuşuyorlardı.
Yavaş yavaş düşeceğini söylüyorlardı. Kademeli bir düşmeden söz ediyorlardı.
Enflasyon düşecekti, faizler düşecekti ve 2022 en parlak yılları olacaktı!
Sonunda ne oldu? Tam tersi oldu!
2022’nin en kötü yıl olarak tarihe geçtiğini ilan ettiler!
Şimdi ekonomiyle ilgili açıklamaları aynı minval üzerine devam edince bizler de en kötü yıl olarak tarihe geçme sırasının 2023’e geldiğini düşünmeye başladık.
TÜİK verilerine göre yüzde 84’ler civarında, gayri resmi değerlendirmelere göre yüzde 170’ler civarında olan enflasyonun yüzde 20’lere düşeceği söyleniyor.
Bu söyleme inanmak istiyoruz
Ama 2022 için söylenenler ve sonra 2022’nin başına gelenleri hatırlayınca bu söylemlere inanmamız ne mümkün!
Herkes olanı biteni görüyor.
Yapılan açıklamaların aslının astarının çıkmadığı görüldükçe resmi söylemlere olan güven ortadan kayboluyor.
Güven kalmayınca da yerini güvensizlik kaplıyor.
Şimdi iktidar sözcüleri meydanlara çıkıp 2023’te ne tür başarılara imza atacaklarını ballandıra ballandıra anlatacaklar!
Ama bunlara kim inanacak?
2022 gerçeği ortada iken 2023 vaatlerine kim kanar?
Başında en parlak yıl olacağı söylenen ama sonunda en kötü yıl olarak tarihe geçtiği itiraf edilen 2022, muhalefetin elinde oldukça önemli bir koz olacağa benziyor.