Yaşadığımız son deprem elbette büyük bir felakettir!
Ama ondan daha büyük olan bir felaket va
Deprem uyarılarına karşı olan duyarsızlık
Yer bilimciler yaşanan deprem sonrasında yaptıkları açıklamalarda “yıllardır yaza yaza, söyleye söyleye bölgenin büyük bir depreme gebe olduğunu söyledik ama hiçbir yerel yönetici siz ne diyorsunuz demedi” demek suretiyle deprem konusunda yaşanan duyarsızlığa dikkat çekiyorlar.
Yer bilimcilerin yaza yaza, söyleye söyleye dillerinde tüy bittiyse ve sonunda böylesine büyük bir felaket yaşandıysa bunun adı nedir?
Elbette “göz göre göre” yaşanan bir depremdir.
Yani bu felaket “beklenmedik bir anda” yaşadığımız bir felaket olmaktan çok “geliyorum” diye yıllardır bizi uyaran bir felaket olmuştur.
Biliyoruz, şimdi yine birçok nutuk atılacak!
Birçok konuşma yapılacak!
Birçok vaat sıralanacak!
Ve nihayetinde yine her şey kendi haline bırakılacak!
Aynen Gölcük depreminden sonra yapıldığı gibi!
Aynen Adapazarı depreminden sonra yapıldığı gibi!
Aynen Düzce depreminden sonra yapıldığı gibi!
Aynen Van depreminden sonra yapıldığı gibi!
Sanki milletçe bir zaafın içindeyiz!
Deprem öncesi tedbir alma yerine deprem sonunda yıkılan konutlar yerine yenilerini yapmayı tercih ediyoruz gibi bir halimiz yok mu?
Ne dere yataklarına konut yapılmasının önüne geçebiliyoruz ne de depreme dayanıklı binaların yapılmasını temin edebiliyoruz.
Tedbir alma yerine felaket sonrası oluşan yaralara pansuman yapmakla övünüyoruz.
Yer bilimcilerin yöneticileri yaza yaza ve söyleye söyleye uyarmaktan dillerinde tüy bitiyor ve bu uyarılar duymazdan geliniyorsa bu felaketin adı elbette göz göre göre gelen felaket olacaktır.
Bunları yazıyoruz da ne olacak? Bir şeyler değişecek mi? Korkarız ki bu vurdumduymazlık aynen devam edip gidecek!