Başlığı görünce günümüzde eşkıyalık mı kaldı sorusu akla gelebilir. Bunun için konuya açıklık getirmek istiyorum. Dünkü bir gazetede, “ABD ile F-35 pazarlığı. Türkiye hakkını istiyor, ABD hangar kirası peşinde” başlığı altında yer alan haberi görünce yapılan işin eşkıyalıktan öte bir anlam ifade etmeyeceğini düşündüm. Çünkü Türkiye ABD’den parasını ödediği, ancak ABD’nin binbir türlü bahane ileri sürerek F-35’leri teslim etmediği, buna rağmen vermek istediklerinde nerelerde, kullanıp kullanamayacağımızı, kimlere karşı bu uçakları havalandırıp havalandıramayacağımızın pazarlığını yürüttüğü biliniyor. Özellikle de Yunanistan’ın bu uçakların Türkiye’ye satılmaması talebinin ABD’yi etkilediğini de biliyoruz. Kısacası Türkiye’ye karşı Haçlı İttifakı sonucu haklı olduğumuz bir konuda haksız muamelesi görüyoruz.

Elbette ABD’nin Türkiye’yi F-35 projesinden çıkarması için haklı bir gerekçesi varsa konu oturup görüşülebilir. Ancak tamamen Türkiye’nin bölgesinde güçlenip, İslam dünyasının liderliğine soyunması ihtimaline karşı zayıf bırakmak adına söz konusu projeden çıkartıldığını anlamak güç değil. Bunun ötesinde parasını ödediğimiz uçakların bize teslimi için bir takım şartlar ileri sürülmesi, bir bakıma uçakları kimlere karşı kullanıp kullanamayacağımızın belirlenmeye kalkılması, bunun yanında vermediği uçakları çektikleri hangarın kirasını istemeleri bir zaman yaygın olan eşkıyalığın günümüze yansımış halinden bir farkı yok. Tek fark eşkıyalığında bir zamanlar kuralları vardı. Bu kurallar içinde esas olan fakir fukaradan gasp ederek zenginleşmek değil, zenginden alıp fakire dağıtmaktı. Aklıma hemen galiba eşkıyalığın modernleşmiş hali bu olsa gerek düşüncesi geldi. Özellikle de ABD’de hâlâ kovboy zihniyetinin devam eteğini düşündürdü. Çünkü ABD denen topraklarda yaşayanlar arasında günümüzde çok az yerli kaldı. Başta Avrupa olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinden gidenler yerli halkın adeta kökünü kazıyarak orada bir devlet kurdular ve adına ABD dediler.

Olay sadece yerli halkın zenginlerine el koymaktan da ibaret olmayıp bir soykırım uygulamasının ardından ortaya bugünkü ABD çıkmış bulunuyor. Belli ki bunların eşkıyalığında başından beri kural tanınmamış. Gücü elinde bulunduranlar önlerine geleni öldürme hakkını kendilerinde bulmuşlar. İstedikler arazilere, yeraltı ve yerüstü zenginliklere el koyma hakkını kendilerinde bulmuşlar. Kısacası, bunların eşkıyalığı başından itibaren kural tanımamazlık üzerine bina edilmiş. Böyle olmasa parasını verdiğimiz uçakları bize teslim etmeyip üzerine yatma planları yapmalar düşünülebilir miydi? Çevreden gelen baskılar karşısında uçakların teslim edilmesi için bir de hangarda tutma kirasını pazarlık masasına getirmeleri gösteriyor ki, bu anlayışın sahipleri ile bırakın birlikte hareket etmeyi, yan yana yürümemizin bile mümkün olmadığını görmek durumundayız.

Aslında ABD’nin bu tavrı ilk defa ortaya çıkıyor değil. Yıllardan beri bölgemizde terör örgütlerini besleyip kollayan, her türlü desteği veren ABD’nin bunu yaparken de kovboy anlayışı ile hareket ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır. İşin garip tarafı habere göre hangar kirası talebinde ısrarcı görünüyor olunması, bu ısrarın diğer istekleri Türkiye’nin kabulünü sağlamak için kullanması da söz konusu olabilir ama gerekçe ne olursa olsun bu pazarlığın elle tutulur bir yanı yok. Bunun için sadece bizim değil tüm mazlumların bu haydut tasallutundan kurtarılması için yeni bir dünya düzenine ihtiyaç var. Bu dünya düzeninin İslam anlayışı ile oluşturulması gerekiyor. Yoksa Haçlıların İslam düşmanlığı değişmeyecektir.