Ülkemize gelen ABD Dışişleri Bakanı Blinken, Türkiye’ye F-16 tedariki için desteklerinin sürdüğünü söylemiş. Söylemiş söylemesine ama nedense bir türlü Türkiye’ye parasını ödediği uçakları teslim etmiyorlar. Satmadıkları bir yana, Türkiye’nin ödediği 1,4 milyar doları da geri ödemiyorlar. Kısacası, parasını almışlar ama uçakları teslim etmiyorlar. Daha doğrusu, teslim etmeleri için ileri sürdükleri bazı şartları Türkiye’nin kabul ettiğini açıklamasını bekliyorlar. Buna karşılık Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, şartlara bağlanarak F-16 alınmasının mümkün olmayacağını söylüyor. Hâlbuki ABD Dışişleri Bakanı Blinken’in, ülkemiz büyük bir felakete karşı mücadele verirken ülkemize gelişinin sebebi Türkiye’ye şartlar koşmak olmaması gerekmez mi? Diyelim ki müttefik olarak bazı isteklerde bulunuyorlar, öncelikli olarak ülkemizin yaşamakta olduğu deprem felaketinin acılarının hafiflemesini beklemeleri gerekmez mi? Soruları sıralamak mümkün ama hâlâ kovboy mantığı ile yerlilerin topraklarını ele geçirerek devlet kurmuş olanlar öyle anlaşılıyor ki, yüzyıllar önceki alışkanlıklarından bir şey kaybetmiş değiller. Öyle anlaşılıyor, hâlâ kendilerini yeryüzünde tek kural koyucu olarak görüyorlar. Onların böyle görmelerinin birtakım sebepleri olabilir ama hiçbir ticari alışveriş şarta bağlanarak yapılamaz, yapılmamalı.

Kaldı ki, ABD’nin tek kural koyucu olarak kendini gördüğü olaylar sadece F-16 satışından da ibaret değil. Suriye konusunda da verilmiş sözleri olmasına rağmen hiçbirine ABD uymamış, uymadığı gibi Türkiye’nin de bunun farkında olmadığını düşünüyorlar olsa gerek Türkiye’nin Suriye’de terör örgütlerinden temizlenmiş alanı genişletmesine de karşı çıkıyorlar. Bunun da ötesinde Türkiye’ye karşı terör örgütlerini destekliyor. Kısacası, ABD’nin bu tavrını sadece kural tanımazlık olarak nitelendirmenin eksik kalacağını, buna haydutluk demenin de yanlış olmayacağını düşünüyorum.

Hem bir yandan yıllardan beri birtakım örgütleri Suriye’ye getir yerleştir hem de bu terör örgütleri ile mücadele ettiğinizi söyleyin, bunun mantığı yoktur. Bunun da ötesinde karşınızdakini saf yerine koymak anlamına gelir ki, bu tarz tavırları ile ABD’nin bırakın dost olmasını, müttefik bile olunamayacağını sanıyorum söylemeye bile gerek yok. Türkiye’nin başına 40 yıla yakın bir süreden beri PKK terör örgütünü tebelleş eden, her türlü eğitim ve silah desteğini verdikleri söz konusu terör örgütüne karşı Türkiye harekete geçtiğinde terör örgütünü korumak gayretine giren ABD’nin dost ve müttefik olamayacağı bir yana bölgemize huzurun gelmesinin ilk şartı bu eşkıyayı atıp ülkemizin bölgemizden uzak tutulması gerekiyor. Kısacası, bölgemizde barışın sağlanmasının tek ilk şartı, ABD’nin bölgemizdeki elinin kırılıp atılmasıdır.

Aslında net bir şekilde ifade edelim ki; ABD, dost ve müttefik olmak şöyle dursun, hiçbir konuda birlikte olunamayacak bir anlayış ile hareket etmektedir. Bunun ötesinde bize vermediği, bunun da ötesinde verdiği takdirde söz konusu uçakları nerede ve hangi şartlarda kullanabileceğimizi dayatma hakkını da kendinde gören bu ülke ile NATO içinde de birlikte olmanın terk edilmesi gerekiyor. Çünkü Türkiye bugüne kadar NATO’dan hiçbir konuda destek görmediği gibi hep fedakârlık yapan taraf olmuştur. Uzun sözün kısası, ABD ile yollarımızı ayırmanın zamanı, gelmiş geçmektedir.