İktidar sözcüleri sürekli olarak yirmi yıldır altından kalkamadıkları devasa sorunların 2023 yılında çözüme kavuşturulacağını söylüyorlar.

Enflasyonun 2023 yılında düşeceğini iddia ediyorlar.
Faizleri tek haneye indirdikleri gibi enflasyonu da makul düzeye indireceklerini ileri sürüyorlar.

Tek haneye indirilen faiz hangi faiz?
Elbette politika faizi!

Peki, piyasa faizi ne âlemde? 
O hâlâ yükseklerde seyretmeye devam ediyor!

Piyasa faizi yükseklerde seyretmeye devam ederken hayat pahalılığı denilen şeyin önüne geçmek mümkün mü?
Hayat pahalılığının yani enflasyonun kontrol altına alınması pek imkân dahilinde görünmüyor.
Bu gerçek sadece muhalefet sözcüleri tarafından değil, iktidara oldukça yakın isimler tarafından da dile getiriliyor.

2023’ün zor bir yıl olacağı söyleniyor. Hal böyleyken iktidar sözcülerinin yaptıkları açıklamalar 2023’ten çok şey beklediklerini göstermiyor mu?

Sahi, iktidar 2023’ten neden çok şey bekliyor?

Bu beklentilerin karşılıksız çıkması halinde kamuoyunda nasıl inandırıcı olabilirler? 
Bütün suçu 2022’nin üzerine yıkıp her şeyi 2023’ten beklemek sağlıklı bir yaklaşım olmasa gerek!
İktidar sözcülerinin ümit dolu açıklamalarına karşılık ekonomi dünyasından gelen haberler hiç iç açıcı değil!

Mesela işsizlik artmaya devam ediyor. Çarşı pazarda fiyat artışları devam ediyor.
Toplumun değişik kesimlerindeki beklentiler devam ediyor.
Yani 2023 genel hatları ile 2022’nin devamı gibi olacakken bütün ümitleri 2023 üzerine yüklemek umulan faydayı sağlamayacağı gibi zararlı da olabilir.

2023 seçim yılı, kesenin ağzını açar parsayı toplarız diye düşünenler bu hesaplarını bir kez daha gözden geçirmeliler.

Bu silah ters tepebilir.
İktidar sözcüleri, yirmi yıldır yapamadıklarını 2023’e nasıl sığdırabileceklerini iyi düşünmeliler. 
Zira Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olma riski oldukça yüksek görünüyor!