Yeni bir yıla girmeye hazırlanan dünyanın kaderinde yenileşme, iyileşme, düzelme emareleri yine mevcut değil.

Gittikçe dozunu artıran dünyayı ifsat çalışmaları bu içinde bulunduğumuz yılda zirve yaptı.

Sanki insanlığın sorunu açlık, yoksulluk, savaşlar, hastalıklar değilmiş de.

Sadece cinsiyetle ilgili sorunlar varmış gibi.

İnsanlık düşmanı ülkeler, toplumu ifsat eden oluşumlara milyarlarca dolarlık fonlar ayırabilmekteler.

Milli Gazete’nin kıymetli muhabiri Abdussamet Karataş’ın hazırladığı “Zehirli Fon” isimli haberi dehşetle okudum;

“Silahlı işgal yerini manevi istilaya bırakıyor. ABD, İslam dünyasının her yanına zehir yaymaya devam ediyor.

Türkiye başta olmak üzere Asya’dan Afrika’ya, Balkanlar’dan Körfez coğrafyasına kadar birçok İslam ülkesinde fitne projelerini tüm açıklığıyla sahaya süren ABD, şimdi de dünyanın en büyük İslam ülkelerinden olan Pakistan üzerine oynuyor. Manevi değerleri çok yüksek bir halka sahip olan 225 milyon nüfuslu İslam ülkesi Pakistan’ı ifsat etmek amacıyla ‘toplumsal cinsiyet eşitliği’ adlı fitne projesine 200 milyon dolarlık fon ayıran ABD, söz konusu fonu Pakistan’da toplumsal cinsiyet eşitliği propagandası yapan sivil toplum kuruluşlarına hibe edecek. ABD’nin, Türkiye’de de İstanbul Sözleşmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği savunucusu kurumlara ciddi meblağlarda para dağıttığı biliniyor.

Dünyanın en büyük İslam ülkelerinden biri olan Pakistan’da Müslümanlar; siyasi, ekonomik ve toplumsal anlamda kendilerini hedef alan birçok saldırıya rağmen manevi omurgalarını muhafaza edebilmeyi başarabilmiş durumdalar. 225 milyon nüfuslu Pakistan’da toplumu birleştiren en büyük güç ve motivasyon kaynağı, dün olduğu gibi bugün de İslam dini. ABD’nin uzun yıllar ülke bürokrasisinde etkin bir güç olmasına rağmen Pakistan halkının büyük bölümü, Amerikan emperyalizmine karşı ilkeli bir duruş sergilemeye devam ediyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği, LGBT ve benzeri batıl kavramlar Müslüman Pakistan toplumunda asla kabul görebilecek kavramlar değil. Müslüman toplumların manevi dinamikleri üzerinde yıkıcı planlar yapan ABD, birçok İslam ülkesinde yaptığı gibi sivil toplum kuruluşlarını maşa olarak kullanarak Pakistanlı Müslümanları ifsat etmeyi amaçlıyor. Cemaat-i İslami gibi büyük halk desteği bulunan İslami kurumlar tebliğ faaliyetleriyle Batı merkezli ifsadın Pakistan’da yayılmasına engel olmaya çalışıyor.

ABD ile AB ve Avrupa Konseyi gibi kurumların sivil toplumu güçlendirme, insan hakları, demokrasi gibi ağdalı ifadelerle sürdürdüğü fitne üretme hamleleri İslam ülkelerinde geniş bir alan bulmuş durumda. Türkiye’de özellikle Avrupa Birliği süreci ile birlikte son 20 yılda önü açılan bazı sivil toplum kuruluşları, LGBT sapkınlığı başta olmak üzere cinsiyetsiz bir toplum modeli dayatan toplumsal cinsiyet eşitliği gibi konularda toplum genelinde açıkça propaganda yapıyor. Binlerce çalışanları bulunan bu sivil toplum kuruluşlarına ABD’nin ve AB’nin fonları adeta can suyu sağlıyor. Türkiye’de faaliyet gösteren söz konusu sivil toplum kuruluşlarına bugüne dek yüzlerce milyon dolar aktarıldığı bilinen bir gerçek. Batı bu kurumlar aracılığıyla hem İslam toplumları üzerinde manevi tahribatını kolayca gerçekleştirirken hem de güçlendirdiği bu sivil toplum cephesini yeri geldiğinde hükümetler üzerinde siyasi bir baskı aracı olarak kullanmaktan çekinmiyor.”

Abdussamet Karataş’ın haberi, bir tokat gibi bizi sersemletmekte.

En kavi inanca sahip ülkeleri bile irinli fonları ile köklerinden zehirlemeye kalkışan insanlık düşmanı ülkelerden daha ne kadar kötülük kaldı bekleyeceğimiz, diye endişelenmekteyiz.

Keşke o fonları insanların açlığının, yoksulluğunun, hastalıklarının bitirilmesine harcasaydı.

İşte o zaman kötülük yeryüzünden ayrılacak, iyilik her yanda çiçek açacaktı.

Ne yazık ki bütün şer olaylara milyar dolarlar ayıranlar, iyiliğe daima sırtlarını dönebilmekteler.