Şehirlerde sokak hayvanları sorunu tehlikeli hale gelmeye başlayınca tüm ev hayvanlarına çip takılması kararı alındı. Alınan kararın uygulanması da kısa bir süre ile sınırlandırıldı. Evlerindeki kedi ve köpekleri sahiplenen hayvanseverler, soluğu önce veterinerlerde aldılar, bu arada tarım il ve ilçe müdürlükleri de devreye girdiler ama buna rağmen hayvanların çiplenmesi mümkün olmadı. Çünkü piyasada ihtiyacı karşılayacak çip bulunamadı. Böyle olunca hayvanseverlerin bir kısmı bulabildikleri çipleri taktırırken bulamayanlar 3 bin lirayı aşkın bir ceza ile karşı karşıya kaldılar. Sonuç olarak, insanlar zaten maddi sıkıntı yaşarken bir de ceza vermek istemediler. Bunun için de ısrarlı bir şekilde çip bulma telaşına düştüler. Bu arada bazı hayvanseverler ise evlerindeki kaydı bulunmayan hayvanları sokağa salıverdiler. Bu ise birdenbire sokakların köpeklerden geçilmez hale gelmesine yol açtı.

Özellikle belli noktalarda gruplar halinde yaşayan köpekler, çocukların korkulu rüyası haline geldi. Hemen belirteyim ki, evlerinde kedi, köpek besleyen tüm hayvanseverlerin aynı şekilde hareket ettiğini, yani çip bulamayınca sahiplendikleri hayvanları sokağa terk ettiklerini savunuyor değilim. Zaten çoğunluk çip taktıramasa bile hayvanlarını tarım il ve ilçe müdürlüklerine kayıt yaptırıp çiplerin gelmesini beklediler, bekliyorlar. Ama hâlâ piyasaya yeteri kadar çip verilebilmiş değil. Bu ise alınan kararla ilgili gerekli hazırlığın yapılmadığını, ayaküzeri alınan bir kararın uygulamaya konulduğunu gösteriyor. Hemen belirteyim ki; bu tür kararların bu olay ilki olmadığı gibi sonuncusu da olacağa benzemiyor.

Bu arada olay sadece ev hayvanlarının çiplenmesinden ibaret değildi. Belediyeler sahipsiz hayvanlar için barınaklar yapacak, sokak hayvanları buralarda toplanacak, gerekli aşılamaları yapılacak, başıboş kalmayacaklardı. Söz konusu kararın alınmasından sonra kaç belediye sokak hayvanları için barınak yaptı belli değil ama yeteri kadar yapılmadığı görülüyor. Çünkü gerçekten sokak köpeklerinin sayısında bir artış olduğu, oturduğumuz mahallelerin sokaklarında bile görülüyor.

Bu noktada son günlerde medyaya sokak köpeklerinin saldırısına uğrayan ya da hayatını kaybeden çocuk haberleri yansıyor. Bu ise ister istemez toplumda sokak hayvanlarına karşı korkuyu körüklüyor. Böyle olunca insanlar kendilerini ve çocuklarını korumak içgüdüsü ile hayvanlara karşı sert muamelelere başvuruyorlar. Kısacası görünen o ki, sokakların hayvanlardan arındırılması için başlatılan bir uygulama sokaklardaki köpek sayısının artmasına zemin hazırlamış oldu. Bu noktada bir hususa daha dikkat çekmekte yarar var. Öncelikli olarak hayvanların da can olduğunun unutulmaması gerekiyor. Çocuklarımız ve büyükler saldırılardan korunurken o hayvanların da hayatının korunması gerekiyor. Bunun için belediyelerin hayvan barınaklarını artırmaları, oralarda aşıları yapıldıktan sonra, sürekli sayılarının artmaması için kısırlaştırılmaları gerekiyor. Bu işin de barınaklarda yapılmasında fayda var. Çünkü evlerinde hayvan besleyenler için kısırlaştırma operasyonları oldukça yüksek bir ücret karşılığı yapılıyor. Veterinerler elbette bu işi yapıyorlar ama barınaklar, gerekli her türlü işlemin yapılmasının merkezi olmalı. Bunun yanında evinde hayvan besleyenlerin cezalandırılması anlamına gelen yüksek muayene, aşılama ve kısırlaştırma işlemlerinin ya tamamen barınaklarda ücretsiz yapılması ya da ücretlerin makul bir seviyeye indirilmesi gerekiyor. Bu tedbirler alınmadığı sürece sokakları kedi köpeklerden temizlemek mümkün olmayacaktır. Hemen belirteyim ki, bunun yapılabilmesinin bir bedeli var; bu bedele katlanıp hayvanlarla insanların birbirlerinden korkmadan yaşayacakları bir ortamın sağlanması gerekiyor. Yoksa medyaya yansıyan köpeklerin saldırısına uğrayan çocuk haberleri toplumda giderek hayvan düşmanlığını tetikleyecektir.