Aylardan beri her fırsatta Millet İttifakı’na, “Cumhurbaşkanı adayınızı açıklayın” diye yüklenen iktidar kanadının derdi anlaşıldı. Çünkü anında geçmişte yaşanmış birtakım olaylardan Millet İttifakı’nı sorumlu göstermenin çabasına girdiler. Söz gelimi geçmişte uzun süre gündemi meşgul eden, kurulamayan koalisyonların sorumlusu olarak Millet İttifakı’nı göstermenin gayretine girdiler. Yine toplumu birtakım öcülerle korkutmada nefes nefese toplumu dolduruşa getirmeye çalışıyorlar. Hâlbuki bu ülkede 20 yıldan beri tek başına iktidar olanların toplumu korkutmaya ihtiyaç duymadan, seçimlerden iktidar olarak çıkabilmeleri ve bunun sinyalini de kendi tabanları ve toplumdan gelen sinyallerden görebilmeleri gerekiyor. Ne var ki, aldıkları sinyaller bunun tam tersini gösteriyor olacak ki, bütün güç ve çabalarını Millet İttifakı’na yönelik yalanlar ile milleti yeniden kendi yanlarına çekebilmek adına kullanıyorlar.

Bu arada geçmişle Millet İttifakı suçlanır ve millet korkutulurken korkutanlar, öcünün bu ülkede önünü kesenin de Millî Görüş lideri Erbakan olduğunu görmezden geliyorlar. Çünkü rahmetli Erbakan, bu ülkede CHP ile ilk koalisyonu kurmuş ve kurduğu koalisyon hükumetinde ortaklarına teslim olmak değil, davasına giden yolda taşlar döşemiştir. Bu arada unutmamak gerekir ki, Kıbrıs zaferi o koalisyon döneminde kazanılmış. Kıbrıs’ta bağımsız bir devletin temeli de o koalisyon döneminde atılmıştır. Bunun yanında rahmetli Erbakan Hocam sadece CHP ile değil, o zamanın diğer partileri ile de koalisyonlar oluşturmuş ve ülkeye hizmet konusunda önemli adımlar atılmıştır. O koalisyonlar döneminde, “Bir toplu iğne bile yapamayız” anlayışının toplumun beynine işlenmiş olduğu bir dönemde bu anlayış yıkılarak, Türkiye’nin gündemine ağır sanayi hamlelerini getirmiş, o günlerde atılan fabrika temellerinden birçoğu hayata geçirilmiş ve bugün iktidarda olanlar o fabrikaların büyük bir kısmını özelleştirerek (SATARAK) hemen her alanda yeniden ülkeyi dışa bağımlı hale getirmiştir.

Özetle bugün gelinen noktada 20 yıldır iktidarda olan bir siyasi parti hâlâ yaptıklarını millete hatırlatarak iktidarını koruyabilmesi gerekirken hâlâ muhalefeti kötülemeye, tüm sorunları muhalefetin üzerine yıkmayı marifet bilmektedir. Kısacası, yaptıklarından toplumun fazla bir kazancı olmadığını görmenin telaşı içindeler. Çünkü her ülkede yapılanların ve yapılmayanların, bunun da ötesinde yapılamayanların hesabını iktidarlar millete verirler. Eğer milletten olumlu karşılık görürlerse hâlâ muhalefeti karalayarak oy almanın derdine düşmezler. Eğer düşüyor, kendilerini buna mecbur hissediyorlarsa bunun bir tek sebebi olabilir. O da yaptıklarının ülkeye fazla bir faydasının olmadığının görülüyor olmasıdır. Çünkü rahmetli Erbakan Hocam laf değil iş yapmayı tercih etmiştir. O kötülenen koalisyon dönemlerinde atılan temellerin birçoğunda hazır bulundum. Toplumun özellikle sanayileşme konusunda kendine olan güveninin kaybettirildiği bir zaman diliminde toplumun silkinip kendine gelmesine zemin hazırlamış, özellikle de topluma güven aşılamıştır.

Bu yazıyı gördüklerinde bazıları kendilerinin de Erbakancı olduğunu söyleyeceklerdir. Elbette böyle bir yaklaşıma karşı çıkacak değilim. Ancak işlerine geldiğinde Erbakancılığı kimselere bırakmayanların geçmişte Erbakan’ı ve çevresini “Yeşil Komünistlikle” suçlayan zihniyetin bugün hortlamış olmasını da yadırgıyor değilim. Ancak insanı üzen şey, iktidar hırsı ile geçmişlerine yönelik en küçük bir vefa duygusunun kalmamış olmasıdır.