Dışişleri Bakanı, ABD gezisi öncesi yaptığı açıklamalarda, ABD’nin Türkiye ile Yunanistan arasındaki dengelere dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Çavuşoğlu, bu uyarıyı durduk yerde yapmış değil. Yıllardan beri Türkiye, ABD’den F-16 savaş uçakları almak istiyor ama ABD bir türlü parası ile almak istediğimiz uçakları vermiyor. Söylenen gerekçe, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze savunma sistemleri almış olması. Çünkü S-400 füze savunma sistemleri NATO ölçülerine uymuyormuş. Peki yıllardan beri Yunanistan’ın elinde söz konusu Rus savunma sistemlerinin bulunduğunu ABD bilmiyor mu? Biliyor elbette. Ancak kendini köyün kabadayısı sanan ABD, Türkiye ile Yunanistan karşı karşıya geldiğinde yerini Yunanistan’ın yanında alıyor. Bu durumun bilinmeyen hiçbir yanı yok. Diyebiliriz ki, Türkiye ya da bir başka Müslüman ülke ile bir Hristiyan ülke karşı karşıya geldiğinde ABD ile birlikte AB ülkelerinin de tavrı Hristiyanlardan yana oluyor. Aslında bu durumun yadırganacak bir yanı da yok. Haçlı ruhu onları o şekilde davranmaya itiyor. Bu gerçeği bir türlü bizler kabul edememiş, içimize sindirememiş durumdayız.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, bugün ABD’de çeşitli görüşmeler yapacak ve özellikle parasını yıllar öncesinden ödediğimiz uçakların teslim edilmesini bir kez daha isteyecek. Hâlbuki ortada normal bir ticari ilişki söz konusu. Bunun böylesine uzamasının da anlaşılır bir yanı yok. Aksi davranış, yani parası ödenmiş uçakların teslim edilmemesi en hafif ifadesiyle eşkıyalık anlamına gelmez mi? Bu arada Çavuşoğlu, ülkemizden ayrılmadan önce ABD’nin iki NATO üyesi Yunanistan ve Türkiye arasında dengelere dikkat etmesini istemiş. Türkiye’nin taleplerinin ve uyarılarının hiçbir yanlış tarafı yok. Ancak son zamanlarda F-16 savaş uçaklarının ülkemize satışı konusunda bazı olumlu gelişmeler olmasına rağmen ABD’nin tavrına güvenilemediği için ister istemez Çavuşoğlu, ilişkilerin düzelmesi yönünde bazı taleplerde bulunuyor.

Söz gelimi uzun süreden beri Türkiye’ye savaş uçaklarının satışı birtakım gerekçelerle oyalanıyor. Bunun yanında uçakları satabilecekleri ancak hangi ülkeye karşı kullanabileceği ya da kullanamayacağı şartını öne süren ABD’ye güvenmek elbette mümkün olmuyor. Hâlbuki satın alacağımız uçağı kimlere ve nasıl kullanacağımızın kararını ABD’nin belirlemesi ülkemizin bağımsızlığına gölge düşürücü bir tavırdır. Kısacası ABD, tüm uluslararası kuralları kendi çıkarlarına göre yeniden düzenleme hakkını kendilerinde görüyor. Böyle olunca da yeryüzünde huzur ve barışın sağlanması mümkün olmuyor.

ABD’nin tavrında köklü bir değişiklik olmasını yukarıda izaha çalıştığımız birtakım isteklerinden vazgeçmesini beklemenin yanlış olacağını söylemeye bile gerek yok. Ancak ABD, sürekli olarak dünyaya Haçlı penceresinden baktığı için, bir başka ifadeyle Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkileri belirleme hakkını da kendinde gören ABD, gereksiz zorlamalar ve engellerle Türkiye’nin önünü kesmeye çalışıyor. Böyle olunca da ister istemez savunma sistemlerini güçlendirmek için Türkiye alternatif yollar arıyor. S-400 savunma sistemlerini almasının sebebi de ABD’nin tavrından kaynaklandı. Türkiye, Patriot savunma sistemleri almak istedi ama ABD, bu isteğe hayır dedi. Sonuç olarak eksiğini Türkiye, S-400’lerle gidermeye çalıştı.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, ABD’ye güvenmek doğru olmaz. Çünkü ABD, ülkeler arası ilişkilerde dengeyi kendisi belirlemek ve belirlediği uygulamalara da ‘evet’ denilmesini istiyor. Böyle olunca da yeryüzünde yeni bir güç dengesine ihtiyaç olduğunu hatırlatmak ve buna göre yeni bir dünya düzeninin kurulması için İslam ülkelerinin harekete geçmesi gerekiyor. Çünkü bugün F-16’lar konusunda Türkiye’nin isteğine uyulsa bile bir süre sonra ne ile karşılaşacağımız belli değildir.