Bir yandan depremin açtığı yaraları sarmak ile uğraşırken öbür yandan ABD’nin Suriye’deki terör örgütleri ile ilişkisini değerlendirmek için, terör örgütlerine moral vermek anlamına gelebilen ABD Genelkurmay Başkanı Mark Milley’in Suriye’nin Kuzeydoğu’suna ziyareti ve burada yaptığı görüşmeler medyaya, “Amerika PKK/YPG’ye desteğini kesmiyor” başlığı altında yansıdı. Bu tür haberlerin hemen ardından bakanlığa çağrılan ve izahat istenen ABD Büyükelçisi’nin Suriye’de sadece askerlerle görüştüklerini söylediği haberi medyaya yansıdı. Kısacası ABD, Türkiye’nin içeride deprem felaketinin oluşturduğu sorunlar ile boğuşmakta olduğundan yararlanarak Genelkurmay Başkanı’nı Suriye’ye göndermiş olmasının ve bu ziyaretin sadece ABD’li askerlerle görüşmekten ibaret olduğu açıklamasının inandırıcılığı olabilir mi? Kadı ki, ABD Genelkurmay Başkanı’nın sadece kendi askerleri ile görüşmek için Suriye’ye gelmiş olduğu açıklamasını inandırıcı bulmak mümkün olabilir mi? Çünkü ABD’li yetkililer her fırsatta Suriye’ye geliyor, teröristlerle görüşme yapıyorlar. Hatta, Suriye’deki terör örgütlerinin istekleri tespit ediliyor, çoğu zaman da teröristlerin ihtiyaçları yapılan bu tespitler çerçevesinde ABD tarafından yerine getirilmeye çalışılıyor. Bunun da ötesinde çeşitli kereler Suriye’de çatışmaların son bulması için ABD’nin buradan çekilmesi gerektiği çeşitli kereler gündeme gelmesine karşılık yaptıkları Suriye ziyaretleri ve teröristlerle yapılan görüşmelerin fotoğrafları medyaya servis edildi. Kısacası, hem sözlü olarak hem de dolaylı yollardan ABD’nin Suriye’den çekilmeyeceği açıkça ifade edildi. Bizde bu köşede, edindiğimiz bilgiler ışığında bölgemizde çatışmaların sona ermesi, barışın gelmesi için öncelikli olarak ABD’nin bölgedeki varlığına son verilmesi gerektiğine dikkat çektik. Çünkü ABD’nin Suriye’deki varlığından rahatsızlık duyulmakla birlikte ABD’nin Suriye’yi bölmeden, yeni özerk ya da bağımsız oluşumları hayata geçirmeden Suriye’den çekilme niyeti olmadığını söylemek yanlış olmayacaktır.
Bu arada ABD’nin bölgeye dönük uygulamaya koyduğu planın arkasında aynı zamanda İsrail’in de bulunduğunu iyi okumak gerekiyor. Çünkü İsrail’i bir hançer gibi bölgemizin bağrına saplayan İngiltere olmakla birlikte İngiltere’nin bu görevini ABD’nin üstlendiğini de görmek gerekiyor. Kısacası, bölgemizde ABD’nin attığı her adımın arkasında İsrail’in bulunduğunun artık gizli bir yanı kalmadı.
Bu bakımdan ABD Genelkurmay Başkanı’nın Suriye ziyaretinin sadece ABD askerleri ile görüşmekten ibaret olduğunu doğru kabul etmek yeni bir yanılgıyı gündeme getirecektir. Çünkü Siyonizm’in Büyük İsrail projesinin uygulamasında en büyük destekçisi ABD’dir. İsrail’in işini kolaylaştırmak için ABD elinden geleni yapıyor. Kısacası birlikte hareket ediyorlar. Sonuç olarak diyebiliriz ki, sadece bölgemizde değil, dünya üzerinde barışın sağlanması için öncelikli olarak yeryüzünde yeni bir denge oluşturmak gerekiyor. Bunun yolu da İslam Birliği’nden geçiyor. Bazılarının bizim bu değerlendirmemize karşı bugünün şartlarında İslam Birliği’ni nasıl sağlayacaksınız sorusunu duyar gibi oluyorum. Rahmetli Erbakan Hocam 11 aylık Başbakanlığı döneminde 8 İslam ülkesini nasıl bir araya getirmiş ise, iyi niyetle ve Allah rızası için yola çıkıldığında başarılmayacak iş yoktur. Bunun için öncelikli olarak yola çıkmak gerekiyor. Arada bir kükreyip, arkasında ilişkileri normalleştirme adı altında gönül alma adımları atılarak elbette bu birlik sağlanamaz. İyi niyetle ve her türlü sıkıntıyı göze alarak harekete geçmek gerekiyor. Yoksa Haçlı-Siyonist ittifakı, elbette, buyurun gelin istediğiniz yeni dünya düzenini kurun demeyecektir.