Başlığa doğrudan ABD’yi çıkardım ama AB ülkelerinin farklı bir yolda olmadığı da ayrı bir gerçek.
Özellikle bölgemizde terör örgütlerini kullanma bakımından ABD ve AB ülkeleri karşılıklı yardımlaşarak bu işi yürütüyorlar. Bir yandan ülkeleri soyuyorlar, öbür yandan da bölge ülkelerini, daha doğrusu işgal ettikleri ülkeleri harabeye çeviriyorlar. Bunu da çoğu zaman ülkelerde farklı grupları çatıştırarak yapıyorlar. Geçtiğimiz günlerde bir gazeteye yansıyan haberde, “ABD, Suriye’den 100 milyar dolarlık petrol ve tahıl çaldı” deniyordu. İşgal edilen ülkelerde olayın sadece bazı ürünlerin aşırılmasından da ibaret kalmadığı da bir başka gerçek.
Özellikle uzun yıllardan beri bazı örgütlerin maşa olarak kullanılıyor olması, o bölge ülkelerini her bakımdan zayıflatmayı öngörüyor. Çünkü yıllar önce Büyük Ortadoğu Projesi adıyla açıklanan bir plana göre bölge ülkelerinin sınırları yeniden çiziliyor ve mevcut ülkeler parçalanarak yeni devletçikler oluşturuluyordu. Projenin mahiyeti bu idi. Konunun insanı yürekten rahatsız eden bir başka boyutu ise Haçlılar İslam dünyasını böylesine bölüp parçalarken bu işten maddi imkânlar da elde ediyorlar. Yani işgallerini hem bedavaya getiriyorlar hem de bölgemizin zenginliklerini ülkelerine taşıyorlar.
Kısacası, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini ülkelerini kalkındırmak, insanlarının refah seviyesini artırmak için kullanıyorlar. Böylece eşkıyalar başkalarının varlıklarına adeta el koyuyor. Olay bununla da kalmıyor, savaş ve iç çatışmalar sebebiyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan mültecilere de sahip çıkmıyorlar. Eğer mültecilerden bir kısmını ülkelerinde işçi olarak kullanmak isterlerse milyonlarca insanın içinden işlerine yarayacakları seçiyor, diğerlerini başta ülkemiz olmak üzere ortada bırakıyorlar. Bunun en açık örneği ülkemize Suriye’de çatışmaların başlamasının hemen ardından göç edenlerin AB ülkelerine gitmelerini engellemek için Türkiye ile bir anlaşma imzalandı. Ancak bu anlaşma kâğıt üzerinde kaldı. Çünkü varılan anlaşmaya göre ülkemize gelmiş ve gelecek olan mültecilerin AB ülkelerine gitmelerini engellemek için ülkemize 6 milyar avro destek verilecekti. Ancak bu husus sanıyorum 3 milyar avroda kaldı. Yani eşkıyalar öylesine arsızlar ki, hem ülkeleri kafalarındaki bir proje gereği karıştırıyorlar hem de bunların yükünü başka ülkelere yüklüyorlar.
Bu bakımdan bölgemizde oluşturulan terör örgütlerinden ve bunların bölgemizi çatışma ortamı haline getirmelerinin zararını en fazla ülkemiz çekiyor. Bu arada ülkemizi terör örgütlerinin etkisinden korumak için giriştiği kara ve hava harekâtlarını da engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu arada bir de Türkiye’nin gönlünü almak için terörden en büyük zararı Türkiye’nin gördüğünü söylüyorlar ama bu açıklamayı yapan NATO Genel Sekreteri’ne, “Ülkemizin terörden zarar görmemesi için NATO olarak siz ne yaptınız ya da yapacaksınız?” diye sormak gerekmez mi? Çünkü uluslararası örgütler işin ucu kendilerine dokunmadan harekete geçmezler. Onlar için maşaları önemlidir. Maşaları da işgal ettikleri ve harabeye çevirdikleri ülkelerden gasbederek işlerini yürütürler. Böyle olunca da özellikle çatışma ortamı haline getirilen ülkelerin yetkililerinin artık oturup düşünmeleri ve sürekli aptal yerine konulmayı engellemeleri gerekiyor. Yoksa bu soygunun sonu gelmeyecek.