NATO askeri örgütü, Avrupa Birliği’nden önce kurulmuş bir örgüt. Ayrıca Avrupa Birliği önce Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) adı altında kuruldu. Yani görünüşteki ilk kuruluş amacı ekonomik bir birlikti. Sonraları Avrupa Birliği adı altında bir siyasi birliğe dönüştü ya da o yönde bir gelişme ortaya çıktı. Giderek üye olmasa da AB, adeta ABD ile bir bütünleşmeye gitti. Daha sonraları AB’nin askeri dönüşmesi gündeme geldi, diplomatik kulislerde konuşulmaya başlandı. Bunun tabii sonucu olarak ortaya bir Haçlı ittifakı çıktı. Bu Haçlı ittifakının ister istemez bir orduya da ihtiyacı vardı. Bir gazetemize yansıyan, “NATO’nun AB ordusu olması Türkiye’ye bağlı” başlıklı haberden anladığımız kadarıyla açıktan ifade edilmiyor olsa da NATO’nun AB’nin ordusu olması gündeme gelmiş. Böylece Haçlı ittifakının bir de ordusu oluşturulmuş olacak. Kısacası görünen o ki, yüzyıllar önce Avrupa’dan kalkıp Kudüs’e yürüyün Haçlılar yüz binlerce Müslüman’ı katletmiş ise bugün de anlayışlarında bir değişiklik olmadığı düşünüldüğünde özellikle İslam dünyasının, Haçlı ittifakına karşı bir birlik oluşturması gerekiyor. Gelişmeleri görmezden gelmek, Haçlıları alışkanlıklarından vazgeçirmeyecektir.

Bu noktada, “NATO’nun AB ordusu olması Türkiye’ye bağlı” başlıklı haberdeki konuya kısa bir açıklama yeterli olacaktır. Haberde özetle şöyle deniyor: Avrupa ülkelerinin NATO varken askeri harcama yapmak istemedikleri, bunun için Türkiye AB’ne üye olursa ancak o zaman NATO, Batı’nın ordusu olabilirmiş. Peki AB’nin Türkiye’yi üyeliğe alması gibi bir durum söz konusu mu? Bu soruya evet demek mümkün değil. AB’nin kuruluşundan bu yana kapıda beklettikleri Türkiye’yi bırakın üyeliğe almayı, kapıdan içeri almıyorlar, hemen her alanda özellikle ülkemize yönelik terör örgütlerine desteklerini sürdürüyorlar. Yani Türkiye düşmanlarına kucak açıyorlar. Bunun içindir ki; Türkiye’nin AB üyeliği en azından şimdilik söz konusu değil.

Kaldı ki, Türkiye’nin AB üyeliği karşılığından NATO adı altında AB ordusu (Haçlı ordusu) içinde yer alması mümkün olabilir mi? Bu soruya herkes kendi anlayışına göre cevap verebilir. Ancak kesin olarak görünen o ki; Haçlı zihniyetinde bir değişiklik söz konusu değildir. Bunun tersi olarak Haçlıların İslam düşmanlığını bir kenara atarak Müslümanlarla birlik oluşturabileceklerini düşünmek, sanıyorum kendimizi kandırmaktan öte bir anlam ifade etmeyecektir.

Söz fazla uzatmadan son birkaç gün içinde gazetelerimize yansıyan bazı başlıkları aktarmak istiyorum:

- “ PKK ile yüzleşemeyen Fransa, Türkiye’yi karalıyor.”

- PKK’nın terör ağı Avrupa’yı sardı.

Bu başlıkla ilgili kısa bir detay vermekte yarar var. Haberde kısaca şöyle deniyor: “Terör örgütü PKK paçavralarına ses çıkarmayan AB’nin kendi hazırladığı terör raporunda da örgütün Avrupa’da 30 milyon avro topladığı belirtildi.”

Bir başka başlık da şöyle: “Avrupa, PYD/YPG’nin propagandasına inanıyor.”

Aktaracağım son başlık ise, “AB’de terörün sadece adı yasak.”

Sanıyorum AB’nin ülkemize ve Müslümanlara karşı tavrını ortaya koymak için fazla söze gerek kalmıyor. Hemen belirteyim ki, bu arada ABD’nin AB üyesi olmasına gerek yok. Zaten hepsi aynı yolun yolcusu. Buna göre tavrımızı belirlemek durumundayız. Yoksa hayal kırıklıklarımızın sonu gelmeyecektir.