Sokak köpekleri

Mine Alpay Gün
Mine Alpay Gün

Gün geçmesin ki, sokak köpekleri ile ilgili bir saldırganlık haberi okumayalım.

“17 sokak köpeği saldırdı.”

“Sokak köpekleri 2 çocuğa saldırdı.”

“Küçük çocuğa 6 köpek saldırdı.”

“Kayseri’de köpeğin saldırdığı çocuk öldü.”

“Van’da köpeklerin saldırısına uğrayan 6 yaşındaki çocuk öldü.”

“Antalya’da sahibi tarafından tasması çıkarılan Pitbull cinsi köpek, market içinde bulunan 11 aylık bebeğin yanağını kopardı.”

Köpekler ile ilgili hâlâ nasıl davranacağımızı bilmemekteyiz.

Ya çok gaddar davranıp onlara eziyet edilmekte.

Ya çok merhametli davranıp ipin ucunu kaçırmaktayız.

En işlek caddelere bile korkunç kanlı kemikler bırakılarak köpekler doyurulmaya çalışılmakta.

Köpeklerin parklara, yürüyüş parkurlarına getirilmesi ayrı bir acemiliğimiz.

Getiren sahibi ilgilense ne gezer, ya tasmasını gevşek bırakmakta ya cins köpeği ile hava atmak için toplumun içine fazla yakınlaşmakta, hayvancık saldırınca güzel bir akşam yürüyüşü hastanede bitmekte.

Hava kararınca köpek korkusundan kimse dışarı dolaşmaya çıkamamakta, bisikletine binememekte.

Yerel yöneticiler de yaptıkları köpek barınma merkezlerini iyi yönetememekteler.

Bir ara büyükşehir belediyesinin barınağından korkunç fotoğraflar yansıdı basına, köpeklere yiyecek verilmemiş, açlıktan öldükleri haberleri çıktı.

Beykoz’da yaşıyorum belediye, köpekleri belli bir yere toplamış lakin en güzel, havası temiz, gezilecek orman yolunda yatan köpeklerin korkusundan kimse yürüyüş yapamamakta.

Yerde sere serpe yatan hayvanların önüne yine korkunç görüntülerle kanlı kemikler atılmış.

Oysa köpekler insanlardan yalıtılmış mekânlarda muhafaza edilmeli.

Kışın kapalı barınakları olmalı.

Yazın açık barınakları da olmalı lakin atlayıp sağa sola gidemeyecekleri yüksek barikatla çevrili yerlerde tutulmalı.

Onlarla ilgili en korkunç anım, Kütahya Yoncalı’ya gitmiştim iki yıl evvel. Orada harika bir hanım eseri olan Alâeddin Camii’ni, hamamı seyre doyamamışım.

Enne Barajı Tabiat Parkı yazılı levhayı takip edip nefis baraj gölüne ve parkına gittiğimde; o güzel ormanlık alana belediye çok şık hizmet vermiş, oturma alanları düzenlemiş, piknik yapılabilecek yerlere her türlü imkânı hazırlamış, mangal alanlarını belirlemiş.

O güzel ahşap kameriyelere bakalım diye arabadan indiğimizde kalabalık bir köpek sürüsü tarafından saldırıya uğradık hemen araca binmeseydik o sonbahar günü kimsenin olmadığı alanda sonumuz feciydi. Belediye her hizmeti yapmış, o hayvancıkların mamasını da ayaklarına getirmekteydi lakin insanların hayatını tehlikeye atmaktaydı.

Çok zor değil o hayvancıkları kapalı barınaklara alacaksın. Hayvanlar bunalır dersen atlayamayacakları, barikatla çevrili açık alanda muhafaza edeceksin.

O civarda çok hoş bir köye gitmiştik, pırasası ve lahanası ülke bazında nam salmıştı.

Genç bir çiftçi ile konuştuğumda sorununuz nedir, ne yazayım dediğimde, “Abla, köpekleri yaz” dedi: “Ben tarlalar dolusu lahana üretiyorum lakin başıboş köpekler tarlaların içerisinde, tüyleri dökülmekte, bana ne der ürünümü satarım fakat o köpek kılları insanların sağlığına zarar verir. İlgililere kaç kez anlattık, alın bunları kapalı yere, başıboş bırakmayın, dedik, bir türlü anlamak istememekteler.”

Aslında küçük eskizlerle bu büyük sorunlar halledilir lakin insana yatırım yapılmak istenirse.

- Yenidevir Gazetesi, Mine Alpay Gün tarafından kaleme alındı
https://www.yenidevir.com.tr/makale/8059632/mine-alpay-gun/sokak-kopekleri