Kötülük liginde bitmeyen kemlikler

Mine Alpay Gün
Mine Alpay Gün

Tanık olduklarımız sıralamakla baş alamayacağımız bir kötülük ligi adeta.  Bir anne ciğerparesini uğurlarken yeşil sandukada, bütün ülke kalbinden vuruldu.

En korunaklı yerdir aslında, parti binaları. Güvenliği, kapıcısı, soranı olur.

Katil elini kolunu sallayarak silahı ile girip orada çalışan bir genç kızı öldürüyor. HDP binasında aşçılık yapan görevlinin kızı Deniz Poyraz, annesinin rahatsızlanması üzerine onun yerine çalışmaktadır.

Kemlik katili de aşmakta, 27 yaşında işsiz bir gence daha Mayıs ayında silah ruhsatı verilmiş. Çok mu elzemdir insanlara silah ve ruhsat vermek.

Zaten toplumun ruh sağlığı bozuk.

Bir kıvılcıma bakan pis provokasyonların, kimin ekmeğine yağ süreceği o denli aşikâr iken. Hangi acılar yaşanmadı ki bu ülkede.

Askerlere tuzaklar kuruldu, eli kanlı terör örgütü PKK, kınalı kuzuları hunharca katledip, annelerini her gün mezarda bıraktı. Sivas’ta otel, içindeki insanlarla birlikte yakıldı.

Rövanşı daha kanlı alınıp Başbağlar’da köy basılıp; çocuklar, yaşlılar, kadınlar, gençler vahşice öldürüldü. Cinayetten, kandan, cesetten yana kötü karneler dağıttı taraflar birbirlerine.

Neyimiz doğruydu ki.

“Katil müteahhitler” eliyle kuma, çakıla, betona gömüldü çocuklar, bebekler, yaşlılar her depremde.

Onların can alan teröristten az kusurumu bulunmakta. İşini kötü yapanların ülkesinde ille insan canından çalacak, kanla bedel ödetecek, ölümle ticaret edecek merhametsizler.

Demir, çimento hırsızlığı sadece kolonları kemirmiyor, insan yaşamını acı sunaklara deviriyor.

Soma olayında hâlâ acılar konuşulmakta; ihmalin, vurdumduymazlığın cezasını canlarıyla ödettirdikleri masumların kanları kurumadan sorumluların hapislerden çıkması kamu vicdanını sızlatmakta.

Kötülüklerine karşın bari caydırıcı ağır cezalar alsalardı düşüncesi yer ile yeksan oldu. Şer cephesinde yeni bir şeyler her defasında zuhur etmekte.

Denizlere verdikleri atıklarla Marmara’mız ağır yara aldı, can çekişmekte. İnsanları öldürdükleri yetmedi. Meyve ve sebzeleri ağır kimyasalla zehirledikleri bitmedi. Denizlerimizi de kurutmaktalar. Medya mensuplarının mafya liderleriyle, firari işadamlarıyla para pazarlığı ile artık kemlik adına sırada ne var düşünememekteyiz bile.

Yakın geçmişte ülkemizi çok inciten bir haber çıkmıştı. İnsan kaçakçılığı. Gri pasaportla kültürel program için yurt dışına çıkanların daha sonra ülkelerine dönmediği haberi. Ki burada bazı belediyeler de aracı olmuşlardı.

Olay ortaya çıktığında çok utandık hepimiz, ülkemiz ve insanımız neden bu hallere düşsün diye.

O günlerde bu olayı yazan bir gazeteci ne kadar efelenmişti öyle. Aracılık yapana küheylan kesilmiş, hesap sormuş, yedi düvele duyurmuştu. Sonra kendisinin firari işadamı ile samimi “abi”li “abla”lı konuşmaları yansıdı bugünlerde medyaya.

O kaçak işçiler, zengin işadamlarıyla samimiyet kuranlardan daha masum kaldılar. Çünkü onlar batının dehlizlerine, ailelerinin hasretini göze alarak ekmek parası için inşaatlarda taş kırmak, aç sefil kalmamak için çıktılar. Rızıkları için vazgeçtiler pek çok değerden.

Onların kötü kaderlerini dillerine dolayanların, inşaat işçilerine efelenenlerinse; firari zengin işadamlarına olan muhabbeti kaldı insanlık tarihine bir kara hatıra. Kötülük liginde, kemlikler birbiriyle yarışmakta, diğerini geçip şampiyon olabilmek için.

- Yenidevir Gazetesi, Mine Alpay Gün tarafından kaleme alındı
https://www.yenidevir.com.tr/makale/7316361/mine-alpay-gun/kotuluk-liginde-bitmeyen-kemlikler