Savrulanlar Üzerine İstatistik

Mahmut  Toptaş
Mahmut Toptaş

Karaman’da her öğrenciye açık kahve sohbetlerime katılan lise, sanat okulu, imam-hatip, ticaret liseli öğrencilerinden meydana gelen elli kadar öğrencilerimi 1971 yılından beri izlerim.

Üniversite döneminde şehirlere ve  mesleklere göre dağıldılar.

Gittikleri şehirlerde İslamcı, ülkücü, solcu, komünist gibi dört ana guruplara karıştılar.

İslamcı olanlar yine birkaç guruba parçalandılar.

Yaz tatilinde Karaman’da rasgele görüşmelerimizde hiçbirinin gurubunun aleyhinde bulunmadan, kahve günlerini ve orada geçen günlerin barıştırıcı, kaynaştırıcı, yakınlaştırıcı olaylarını hatırlar ve gülüşürüz.

Okulları biter her biri yeniden rızık peşinde savrulur.

Gittikleri yerlerde kendilerine en yakın gördükleriyle dost olurlar, kaynaşırlar, yeni bir gurupla tanışırlar.

Şu geçen Cuma günü yine eskiden İstanbul’da sohbetlere katılanlardan biriyle telefonla konuşurken onun çok iyi tanıdığı birisini sordum, “Ah hocam aaah, o şimdi ateist oldu” dedi.

Böyle olmasının imkânı olmadığını söyledim. Konuşma uzayınca anladım ki, o kişi onlardan ayrılmış.

Bu hata genelde oluyor.

İslam biziz, bizden ayrılan …..

Köyümüzün nerdeyse yarıdan fazlası Hollanda’da yaşamaktadır.

Köyde iken çoğunluğu yalnız Cuma namazı kılarlardı.

Hollanda’ya varınca biraz bozulmalar oldu ama hepsi kendini toparladı, eşini de yanına aldı ve çocuklarının gâvur olmaması için evine en yakın camiye Kur’an öğrenmek üzere gönderdi ama camidekiler babayı da çektiler camiye ve beş vakit kılmaya başladılar.

Bu arada bizim köylüler, en az beş ayrı guruba ayrıldılar ve her biri karşısındakine yan gözle bakarlar ama köye geldiklerinde ayrılıklar biter.

Hollanda’ya gitmeden önce bir Adalet Partisi ve Halk Partisi vardı iki guruba ayrılsalar da bu ayrılık yalnız seçim günü olurdu.

Dört senede ancak bir gün kaşlar çatılır, hastalar kapılır ve sırtta sandığa getirmede yarış yapılır, seçimden sonra akşam hayat eski haline dönerdi.

Hepsinin gönlünde Amentü esaslarına göre iman etmek vardı.

Hollanda’da bu değişmedi.

Ayrı guruplarda oldukları için ölçüsüz ithamlarda bulunsalar da hepsi İslam’ın beş şartında, imanın altı şartında birleşiyorlardı.

“O ateist oldu” denilen kişinin en son yayınladığı videosunu dinledim; imanının eskisinden daha sağlam olduğunu gördüm ama bunu ifade ederken yeni kelimeler kullanmaya başlamış, onu çok iyi tanıyan da o kelimelerden gâvur olduğunu çıkartmış.

Lise hayatında sosyalist, üniversitede komünist olduğunu bildiğim biri (O beni tanımaz), üniversiteden sonra işleri iyi gitmiş, bulunduğu şehirde komünist gençlerin dernek masraflarını ve diğer ihtiyaçlarını karşılayan bu adamın benim seksenli yıllarda önce Cerrahpaşa öğrencilerine bu günün dili ve örnekleriyle  sohbet olarak yaptığım İman ve Altı Esası isimli eserimin bir Anayasa Mahkemesi üyesi tarafından Rusçaya terceme edilen ve parasız olarak dağıtılan eserimden temin edip Türk Cumhuriyetlerinde dağıttığını biliyorum.

Hani komünistti.

Kitapları Türk Cumhuriyetlerinde tanıdığı komünistlere yolladı ki, onlar da yanlışa gitmesinler.

Fakirlik söyletiyordu o kelimeyi.

Kapitalizmin ezdikleri çocuklara biz sahip çıkamadığımız gibi sağcı kapitalistlere destek bile verdiğimizden o kelimenin ardına sığınarak korunabileceklerini sanmışlardı.

İçinde bulunduğu gurubun yanlışını veya yanlış zannettiğini görünce oradan ayrılıverirse ilk damgamız günümüzde komünist olmadığından ya ateist veya deist veya hain deyiveriyoruz.

Kendisine sen “deist mi oldun” diye sorduklarında onlarla tartışmak istemediğinden “Evet öyle, ben ….” deyiveriyor, akşam ezanla iftarını yapıyor.

Okulda özellikle eli değnekli baskıcı hocalara başkaldıran çocuklara da bizim kesimde yine bu sokuşturma kelimeler kullanılır.

Rüzgârla savrulan tohumlar, kondukları yerlerde yeniden biterken tepede bitenle derede bitenlerin renk tonlarında ayrılık olur ama aynı tohumdandırlar.

Savrulmayanlar parmak kaldırsınlar!

Kâbe’nin etrafında farz namaz kılarken bütün Müslümanların bazı farklılıkları olsa da kıldıkları farzın rekâtı aynıdır.

Beşikten mezara kadar öğrencilerine eğitim verenler, örneğimiz, Sevgili Peygamberimizdir.

O da, kulağına ezan okuduğu çocuktan son nefesinde şehadet getiren yaşlı arkadaşına kadar, yüz binin üzerindeki öğrencisinin bir tanesine bile tokat vurmadığı gibi, sopayı eline hiç almamış ve görenlerin hepsi, “Hep mütebessimdi/gülümser haldeydi” diyorlar.

- Yenidevir Gazetesi, Mahmut Toptaş tarafından kaleme alındı
https://www.yenidevir.com.tr/makale/6997630/mahmut-toptas/savrulanlar-uzerine-istatistik