Bir senedir cuma namazı kılmayanlara

Mahmut  Toptaş
Mahmut Toptaş

Müslümanlığına söz ettirmeyen, ama bir senede 52 Cuma namazı olduğu halde bir defa olsun camiye gitmeyen ve kendisine “gâvur” denilmesinden rahatsız olan insanlarımızın üzerine varmayın.

“Gâvur” kelimesi onu rahatsız ediyorsa o bizdendir. Yani İslam’la gönül bağı kopmamıştır ama kendi çevresinin oyununa gelme durumu vardır.

Oyuna nasıl gelir?

İlçenin en sosyalist değil biraz daha ileri seviyede komünist bir mahalli gazetenin sahibi olan bir zat ile gazetenin idarehanesinde sohbetten sonra ayrılacağımda, “Yarın Cuma namazına bir buçuk saat önce ben buraya geleceğim, bir kahve içtikten sonra Cuma namazına beraber gideceğiz ve bir saat vaazımı dinledikten, imamın hutbesini dinledikten ve Cuma namazını kıldıktan sonra buraya gelip çayı içip ayrılacağız” deyip çıktım.

Birlikte kahveyi içtik, Cuma namazına gittik, namazdan sonra çay içerken, “Bundan sonra her Cuma namaza geleceğim. Benim buraya gelip de din iman kelimelerine burun kıvıranların hepsini bugün camide gördüm. Ben de onların Cuma namazı kılmadıklarını zannediyordum” dedi.

Bir senedir Cuma namazına gitmeyenlere benim teklifim: “Yarın Cuma günü evinizin, büronuzun, işyerinizin, muayenehanenizin en yakınındaki camiye gidin veya bulunduğunuz şehrin en namazsız semti diye zannettiğiniz yerdeki camiye Cuma namazı kılmaya gidin.”

Hiç tahmin etmediğiniz insanları Cuma namazı kılarken göreceksiniz ve şaşacaksınız.

Devir değişti.

Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu Beyefendi, Saadet Partisi’nden milletvekili olduktan sonra bir de CHP’den milletvekili seçilmiş ve CHP Başkan Yardımcısı olduktan sonra merkez binasına mescit açmıştır.

Yöneticiler gelir geçer.

Yöneticiler, gemi kaptanı gibidirler.

Geminin rotasını halkın durumuna göre Hak belirler.

Bu konuda çok yazı yazdığımı biliyorum.

Trump döneminde İslam âleminde halkı Müslüman, ama yöneticileri de Müslüman olduğu halde, yöneticilerin böğrüne dayanan ağır baskı altında, Trump’ınSuud kralına, “On saatte burayı alırım” dediği basında yazıldığında, korkudan, İslam düşmanlarının yanında acı acı sırıtarak durduklarından, birbirlerine ise diş gösterme durumunda olduklarında da bu konuda yazmıştım.

Siz, el altından birlikteliğinizi devam ettirin. Onları da anlayın.

Dünyanın her tarafında faaliyet sürdüren İslami okullara ve Müslüman fakirlere yardım etme konusunda birlikteliklerinin devam ettiğini, ayrı ayrı çalışsalar da ilim merkezlerine ve fakir  Müslümanlara el atılması birlikte olduğumuzun göstergesidir demiştim.

Son bir haftalık gazete haberlerinde Yunanistan’ın Mısır’a ateş püskürdüğünü ve Akdeniz’de Türk tezini destekleyen manevralar yaptığını ve söz söylemeden iş yaptığını, Yunanistan’la baskı altında imzaladığı sözleşmeye aykırı hareket ettiğini yazdılar, haberlerde söylediler.

2014 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptırdığı ankette 21632 (yirmi bir bin altı yüz otuz iki) kişiyle yüz yüze görüşerek sorulan sorulara verilen cevaplarda halkımızın yüzde doksan dokuz nokta ikisi (99.2) Müslüman olduğunu göğsünü gererek söylemişler.

Bu rakama bıyık altından gülen can kardeşim, din kardeşim, iş bana, sana ve bütün Müslümanlara düşüyor.

Gülme ve hemen bulunduğun mahallede veya köyde bildiğin kadarıyla bildiklerini en azından bir kişiye anlatmaya başlayıver.

Hani meşhur hikâyedir, köye imam olan bir hoca efendiye köylüler, “Çarık çıkarıp giymek zor, çarıkla namaz caiz dersen kılarız” demişler O da, “Abdesti alın, çarığı giyin ve çarıkla namaz kılın” demiş köylünün hepsi gelmiş.

O imam gidip yerine yenisi tayin olunca yeni gelen “Olmaaaz, çarıkla namaz kılınmaz” demiş ve o giden hocaya durumu mektupla sormuş.

O hoca, “Ben onları çarıkla camiye soktum, sen de çarıkları çıkart” demiş.

“Ben ikisine de karşıyım” dersen, İslam’a karşı olmadığın için seni seviyorum.

- Yenidevir Gazetesi, Mahmut Toptaş tarafından kaleme alındı
https://www.yenidevir.com.tr/makale/6551499/mahmut-toptas/bir-senedir-cuma-namazi-kilmayanlara