‘Aracı devreden çıksın’ demekle çıkmaz

Abdülkadir Özkan
Abdülkadir Özkan

Zirai ürünlerde ortaya çıkan aşırı fiyat artışları ile birlikte, ’Aracılar aradan çıksın’ çağrıları gündeme gelir. Ancak, aracının aradan nasıl çıkacağı, çıkartılacağı, yerine neyin konulacağı genellikle pek tartışılmaz. Hâlbuki vur aracıya kampanyalarının yerine bunun nasıl yapılabileceği üzerinde durulsa sanıyorum bir sonuca ulaşılabilecek. Yani, aracıyı ortadan kaldırdığınızda zirai ürünlerin üreticiden tüketiciye nasıl ulaştırılacağına dair görüşler üretilse mesafe almak mümkün. Aslında bu yönde atılmış adamlar geçmişte de vardı. Söz gelimi Toprak Mahsulleri Ofisi çiftçinin ürettiği tahılların bir bölümünü almak suretiyle aracıların bu alandaki hareketini nispeten sınırlandırıyordu. Bunun da ötesinde yıllık tahıl üretimi takip edilerek yerli üretimin ne oranda iç tüketimi karşıladığı, eksiği ve artısının ne olduğu net bir şekilde tespit edilerek üretimin iç tüketimin gerisinde kalması söz konusu olduğunda ithalat noktasında gerekli kararlar alınabiliyordu.

Ancak, bazı ürünler var ki, üreticiden alınarak depolarda biriktirilmesi ve daha sonra piyasaya sürülmesi her zaman mümkün olmaz. Sözgelimi kış aylarında örtü altı üretim ile meşgul olan çiftçilerin işi sanıldığı gibi masa başında çözümlenebilir durumda değildir. Bunu bir önekle izah etmek mümkün. Akdeniz kıyı bölgelerinde oldukça yaygınlaşmış olan seracılığı yakından biliyorum. O bölgede örtü altı sebze ve meyve üretimi ile meşgul olan insanlarla yakın ilişkim oldu. O insanlar her sene üretim başlamadan önce bazı hal esnafı ile anlaşma yaparlar. Maddi ihtiyacı varsa ihtiyacını o toptancıdan karışılar. Üretim başladığında, sabah erkenden serasına giderek ürününü toplar. Bu ürünler genellikle domates, patlıcan, salatalık, biber gibi sebzelerdir. Bunları çoğu zaman daha güneş doğmadan serasının önüne kasalar halinde yığar, daha sonrada anlaşmış olduğu hal esnafının elamanları seraları dolaşarak toplanmış ürünleri alıp götürür. Halde toplanmış olan bu ürünler tartılarak kayda geçer. Bu noktaya kadar üretici topladığı ürünü kaça verdiğini bilmez, alıcı da. Genellikle öğle saatlerinde haller arasındaki temaslarla o günkü ürün fiyatları belirlenir ve belediye tarafından ilan edilir.

Böyle alışveriş olur mu diye sorabilirsiniz. Orasını bilmem ama uygulama yıllardan beri böyle. Bunun ötesinde üreticinin bir toptancı ile anlaşmadan ürününü kendisi pazara ulaşırsın demek de mümkün değil. Bunun için ya bir kooperatif oluşturmak ya da kendi ürününü kendisi pazara ulaştıracak kadar büyük bir üretim yapması gerekir. Aksi halde bugün topladığı ürünler ertesi güne kaldığında çöpe dökülmek durumu söz konusu olabilir. Sonuç olarak aracı devreden çıksın demek soruna çözüm değildir.

Bu işin valilikler ve belediyeler eliyle yapılması makul gibi görünse de sağlıklı işlemesi zor. Belki yapılabilecek en sağlıklı şey yıllar önce büyükşehir belediyeleri tanzim satış mağazaları oluşturmuş ve bu iş için belediyede ya bir şirket ya da bir birim oluşturulmuştu. Ne var ki; bu uygulamalar geçen zaman içinde çok aza indi. Sözün özü aracı aradan çıksın demekle bu iş olmaz. Çözüm sunmak gerekiyor. Yani, masa başı kararlar çözüm getirmez. Araziye inmek, gerektiğinde terlemeyi göze almak gerekiyor. Uygulamada aracının işin bir ayağı olduğu unutulmadan, peşin olarak suçlu, vurguncu ilan edilmeden meseleye çözüm bulak gerekiyor. Aksi halde seradan toplanan sebzelerin ertesi gün Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlerin haline gelip oradan da pazarlara ulaşması mümkün olmayacaktır. Maksat üzüm yemek, bağcıyı dövmek değilse, aracılara da ihtiyaç vardır. Bunun için olayı polemik konusu yapmaktan çıkartarak, hayatın gerçeği ile örtüşen bir çözüm bulmak gerekiyor.

- Yenidevir Gazetesi, Abdülkadir Özkan tarafından kaleme alındı
https://www.yenidevir.com.tr/makale/6354269/abdulkadir-ozkan/araci-devreden-ciksin-demekle-cikmaz