En ağır ceza katili yaşatıyor!..

Abdülkadir Özkan
Abdülkadir Özkan

Ülkemizde işlenen cinayetler, özellikle de kadına ve çocuklara yönelik cinayetler yüreğimizi yakıyor, acı veriyor. Bu cinayetlerin ne sebeple işlenmiş olmasından çok bir hayata son verilmiş olması toplum olarak can yakıyor. Bu noktada daha önceleri de dikkat çektiğim bir hususu hatırlatmak istiyorum. O husus ise idam cezasının kaldırılmış olmasıdır. Her cinayetin ardından yetkililer, “Katilin en ağır şekilde cezalandırılmasının takipçisi olacağız” şeklinde açıklamalar yapıyorlar. Sanki takipçi olunmasa katiller cezalandırılmıyormuş gibi bir durum çıkıyor.

Ülkemizde en ağır ceza müebbet ya da ağırlaştırılmış müebbet. Yani, cinayet işleyen, bir insanın hayatına son veren ömür boyu bu dünyada kalmaya devam ediyor. Ömür boyu kalıyor mu bu da şüpheli. Çünkü ülkemizde sık sık ya genel af ya da ceza indirimleri gündeme geldiğinde ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası alanlar bundan yararlanır mı? Yani, ağırlaştırılmış müebbet süreli cezaya dönmüş olur mu bilemem. İşin bu boyutu hukukçuların işi. Ancak, bir çocuğu katletmiş olan kişi en ağır cezayı almış da olsa yaşamını sürdürüyor. Hem de bir masumun hayatına son vermiş olmasına rağmen. Böyle olunca sanki Avrupa Birliği ile uyum sağlamak adına idam cezasının kaldırılmış olması, katillerin yaşama hakkını korurken masumları korumamış, koruyamamış oluyor. Böyle olunca da cani ruhlu tipleri idam cezası olmaması ortaya cesaretlendiriyor görüntüsünü çıkarıyor.

Bu arada ortaya çıkan ürkütücü durum sadece işlenmiş ilgilendiren cinayetlerden ibarette değil. Son aylarda ülkemiz sanki sahte içki ve uyuşturucu salgınına uğramış bir görüntü verdi. Gün geçmiyor ki, tonlarla ifade edilen uyuşturucu yakalanmasın. Yakalanamayanlar ise binlerce gencimizin hayatını karartmaya devam ediyor. Sahte içkiden ya da uyuşturucudan hayatını kaybedenlerin sayısı da az değil. Hemen belirteyim ki, bunların sayıları az değil. Az da olsa birilerinin para hırsı sebebiyle hayatlarını kaybediyorlar. Sonuç olarak katiller verilen cezaları çekerek yeniden topluma dönüyorlar. Bu dönüşler o kişilerin içeride çoğu zaman ıslah oldukları anlamına da gelmiyor. Sonuç olarak katiller ve bir takım kaçakçılar ve hasta ruhlu tipler işledikleri cinayet ve sebep oldukları ölümlere rağmen ister cezaevinde ister dışarıda hayata devam ediyorlar, hastalıklı ruhlarını sürdürüyorlar. Ölenler bu dünyayı terk etmiş oluyorlar. Kısacası, insan hakları ya da yaşam hakkı gibi bir takım nitelendirmeler sadece katilleri, kaçakçıları ve gençliğimizi zehirleyenlere bu hakkı tanımış, masumların ise yaşam hakkını korumamış oluyor.

İktidar sahipleri ve destekçileri her vahşetin ardından canilere en ağır cezanın verilmesi gerektiğini dile getirirlerken idam cezasını ya hiç gündeme getirmiyor, getiremiyorlar ya da getirseler de bir süre sonra unutulmaya terk ediyorlar. Böylece ölen ölmüş ama katiller yaşamalarını sürdürüyorlar.

Hemen belirteyim ki idam cezasının alkışçısı değilim. İdam cezasının geri dönüşü olmadığını, bir yanlış karar ile bir masumun hayıtına son verilmesinin mümkün olduğunun farkındayım. Ancak, idam cezasının kaldırılmış olması canileri sanki rahat hareket etmeye itiyor görüntüsü ortaya çıkıyor. Her türlü tedbir düşünülerek idam cezasının getirilmesi, bir başkasının hayatına son verenin de bu dünyada varlığını sürdürememesi gerekmez mi?

- Yenidevir Gazetesi, Abdülkadir Özkan tarafından kaleme alındı
https://www.yenidevir.com.tr/makale/5941830/abdulkadir-ozkan/en-agir-ceza-katili-yasatiyor