Taciz

Mine Alpay Gün
Mine Alpay Gün

Nasıl bir ülke olduk böyle.

Her gün taciz haberleri.

Bir ara hayvanlara tecavüz haberlerini çok duymaktaydık.

Turistlere, engelli çocuklara hatta aile içerisinde bile.

Hepsi birbirinden berbat.

Şimdi de kadınların ifşası.

Bir de acı realite.

Herkes kendi mahallesinin tacizcisini korumakta.

Bir partinin görevlileri tarafından kadınlara yapılan tecavüz, parti organlarınca örtülüp kapatılmaya çalışılmakta.

Kimi tarikatların kötü niyetli mensubunun yaptığı cinsi istismar, cemaati öfkelendirmekte, “yok öyle bir şey” siperlerine geçirebilmekte.

Bütün kesimlerde, her mahallede, her fikrin gemisinde çıkabilen taciz olaylarına gereken tepki; ilk önce çıkan yerin mensuplarınca şiddetle verilmelidir.

Ne yazık ki bu ikiyüzlü toplum, tacize susulmasını yazılmamış bir kanun olarak sabitlemiştir.

Otobüste tacize uğrayan kadın sesini çıkaramaz.

Zira etraftan kendisine ikinci travmayı yaşatacak bakışlar atılır: “Sen uslu dursan bunlar olur muydu, ilgi çekmek için yapmaktasın, bağırma sus.”

Sosyal medyada bu kez kadınlar bir “MeeToo” hareketi başlatıp yazarların tacizlerini dile getirdiler.

Fakat tıpkı otobüste tacize uğrayan kadının bağırmasına öfkelenen ahalinin yaptığı gibi tepki gördüler.

Oysa taciz hangi kesimde olursa olsun, çok kötü.

Tabi kimi üstüne alınmadı, “eril faillik” dedi.

Fakat intihar kadar acı bir sonuç da yaşandı.

Gidenin ailesi, çocukları katmerli yaralara bulandı.

Sosyal medya, kıyamet kazanı gibi.

O kadar hızlı darağaçları kurulmakta ki.

Bir kelime ile infaz gerçekleşebilmekte.

Gençleri canlarından bezdiren işsizliğe eklenen taciz haberleri.

PippaBacca’ya, barışın kızına tecavüz edip öldüreni unutamıyorlar.

Şule Çet davasında, olayın intihar olmadığına dair verilen raporda imzası olan doktorlardan biri evinde ölü bulunuyor.

Aleyna Çakır’ı öldürme şüphelisi kişiye bazı kadınların yaptığı iltifatlar, “o da hak etmişti iyi yaptın” oldu.

Instagram’da kendisini gösterebilmek, ünlü olabilmek, çok para kazanabilmek için kendilerini paralayan, etik değerleri çiğneyenleri elbet aklı başında gençler, korkuyla izlemekte.

Bu ülkeden gitmek istemekteler.

Taciz haberleri bile, bu ülkeden kaçma isteğimizi artıran en büyük etken deyip İngiliz kızın efsanesini anlatmaktalar.

“Gece parktan geçen kızı ürküten adama, hâkim 7 yıl, 7 gün hapis cezası verince gazeteciler sormuş: “Adam kıza bir fenalık yapmadı. Kızın çığlıklarına koşanlar, adamı yakaladı. Çok ceza vermediniz mi?” Hâkim; “Kızı korkutmanın karşılığı 7 gündür. 7 yıl, İngiliz kızlarının parkta gece yarısı dolaşma özgürlüklerine saldırmanın cezasıdır.”

Tabii, İngiltere’de, bu bizde uydurulmuş efsaneyi kimse bilmemekte.

Ne ki Avrupa’da yaşayan göçmenlerin anlattığı, metroda bile bir kadın tecavüze uğrasa; insanların asla müdahale etmediği, karışmadığı, engellemediği, ilgilenmediği.

Avrupa, kaçacak kadar da iyi değil çocuklar, demekteyim.

Taciz bir insanlık suçu, sadece kadınla erkeğin savaşı değil.

Tacize uğrayan kadının babası, ağabeyi, eşi kan kusmakta.

Tacizde bulunanın da ailesi, eşi, çocukları derin yaralar almakta.

Lakin kimileri kendilerini fil görüp, fena halde yanılmakta.

Ebabil kuşları hiç olmadık anda göklerden akıp küçük taşları ile hedeflerini vurabilmekte.

- Yenidevir Gazetesi, Mine Alpay Gün tarafından kaleme alındı
https://www.yenidevir.com.tr/makale/5880688/mine-alpay-gun/taciz