Açlık ve yoksulluk sınırı üzerine

Abdülkadir Özkan
Abdülkadir Özkan

Her ay açıklanan açlık ve yoksulluk sınırı rakamları üzerinde okuyucularım sıkça durduğumu hatırlarlar. Hemen belirteyim ki derdim siyasi bir polemik yapmak değil. Böyle bir polemiği de doğru bulmuyorum. Çünkü önemli olan bir takım eksikliklerin ve yanlış uygulamaların sebep olduğu sıkıntılara çözüm bulmaktır. Aksi halde yapılan, istismara kadar gidebilir. Ancak, hayatın her safhasında alınması gereken tedbirler ve yapılması gerekenler iktidar sahiplerinin işidir. Bize düşen ise var olan sıkıntılara dikkat çekmek, gerekli tedbirlerin alınmasının sağlanmasına katkıda bulunmaktır. Ne var ki, iktidar sahipleri genellikle kendilerine ve özellikle de uygulamalarına dönük eksikliklerin dile getirilmesinden memnun olmazlar. Genellikle alkışlanmaktan hoşlanırlar.

Her ne ise, gelelim esas konumuza, açlık ve yoksulluk sınırını belirleyen rakamlara. Türk-İş Haziran ayında 4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için gereken aylık gıda harcamasının tutarını 2.067.17 lira olarak belirlemişti. Ağustos ayı için dört kişilik ailenin açlık sınırının 2 bin 385 lira olduğunu açıkladı. Yani bir ay öncesine göre rakam yaklaşık 300 lira artmış durumda. Rakamın belirlenmesinde gıda fiyatlarının ölçü olarak alındığını söylersek diyebiliriz ki gıda maddelerinin fiyatlarındaki artış ve düşüşler açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarını belirliyor. Gıda maddelerindeki düşüşler bu rakamı aşağı çekerken, yükselişler de yukarı çekiyor. Eğer insanımızın gelirlerinde ciddi oranda artışlar söz konusu olmaz ise hayat şartları giderek zorlaşacaktır. Bu arada ücretlerde artışların olabilmesi ve bunun da çalışanlara yansıyabilmesi için üretim artışına ihtiyaç vardır. Çünkü üretim artışı ile birlikte ücretlerdeki artış piyasanın canlanmasına, refah seviyesinin tabanda yükselmesine vesile olacaktır.



4 kişilik bir ailenin açlık sınırı olarak belirlenen 2 bin 385 lire rakamına bakarak bir değerlendirme yapmak olayı her yönüyle ortaya koymaya yeterli değildir. Çünkü ailelerin tek harcama kalemi gıda maddeleri değildir. Kiradan tutun da ulaşım masraflarına, giyimden yakacağa kadar pek çok kalem daha vardır. Meseleye bu açıdan bakıldığında ortaya yoksulluk sınırı rakamları çıkıyor. Gelinen noktada 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı rakamı ise aylık olarak 7 bin liraya yaklaşmaktadır. Bu rakamın doğru ya da yanlışlığı üzerinde duracak değilim. Ancak, her ay benzer rakamlar farklı yerlerden açıklanmaktadır. Ancak, özellikle yoksulluk sınırı rakamı doğru kabul edilecekse bilinmelidir ki, bu rakama küçük bir azınlık sahiptir. Yani, küçük bir azınlık yoksulluk sınırının üzerinde bir gelire sahiptir. Bunu çevremize bakarak bile tespit etmek mümkündür. Bunu şunun için belirtiyorum, söz konusu açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarının şüphe ile bakılıyorsa yöneticiler ya bunun gerçeğini ortaya koymalılar ya da insanımızı önce açlık sanırı, daha sonra da yoksulluk sınırının üzerinde bir gelire kavuşturmanın tedbirleri alınmalıdır.



Ekonomik sıkıntıların boyutları sadece açlık ve yoksulluk sınırını gösteren rakamlardan ibaret değildir. İşsizlik rakamlar her gün biraz daha artmakta, genç işsizlerin oranı yüzde 25’lere ulaşmış durumdadır. Okulunu bitirmiş, hayata atılmak için uğraşan gençlerin iş bulamaması toplumumuz açısından çok ciddi bir sorundur. İnsanların gelirlerinin hayatlarını sürdürmelerine yetmemesi ister istemez borçlanmayı gündeme getiriyor. Diyebiliriz ki insanımız gırtlağına kadar borca batmakta, bundan tek karlı çıkan ise bankalardır. Bu noktada borçlanan sadece insanımız değil, ülke olarak da her geçen ay iç ve dış borcumuz artmaktadır. Kısaca, ekonomi tehlike sinyalleri veriyor. Vakit geçirilmeden soruna çözüm bulunması gerekiyor. Ancak, bu sorunlar AK Parti iktidarının iş başına geldiği günden bu yana uygulanan ekonomik politikalar ile çözülemez. Sistem değişikliğine ihtiyaç vardır.

- Yenidevir Gazetesi, Abdülkadir Özkan tarafından kaleme alındı
https://www.yenidevir.com.tr/makale/3035743/abdulkadir-ozkan/aclik-ve-yoksulluk-siniri-uzerine