Şule Yüksel’in ardından…

Mine Alpay Gün
Mine Alpay Gün

Şule Yüksel’i geç tanıdım.

Çocukluğum ve gençliğim onun çizgisinden farklı bir muhitte geçtiği için ancak üniversite yıllarımda haberdar olabildim İslamcı yazarlardan.

1960’lı yıllar…

İkinci dünya savaşının maddi ve manevi kayıplarının sarılmasından sonra modernizmin son sürat yol aldığı yıllar.

68 kuşağının itirazları, protest müzik, Beatles grubunun moda olduğu yıllar.

Dışarıda da içeride de, dine fazla zaman bulunabilen bir dönem değil.

Dindarlar bu modern yılların hızlı geçen gündeminden uzak durup, kızlarına açılmadıkları için şans vermeyen tahsile yanaşmasalar da, bundan hoşnut değillerdir.

Şule Yüksel, onların yüreğini yakan bu yaralara; yazıları, konferansları ile meşale tutmaktaydı.

Dindar kızlar da başlarını açmadan üniversiteye gidebilirlerdi sadece köylerde değil, şehirde de örtülü kimlikleri ile var olabilirlerdi.



1930 devrimleri, kadınların açılması ile yerine oturtulabilmiş ve sıkı yasaklarla korunmuşken…

Örtüler, peçeler, çarşaf yaman bir öcü görülürken.

Yerel motiflerin ölümüne örselendiği bir zaman diliminde.

Bir deli yürek çıkıyor.

O zor yıllarda bir genç kız, egemenlere direniyor.

Bedel ödüyor.

O günlerin dokunanı yakan ateş olan inanç hususundaki yanlışlıklara kafa tutması, hapis hayatını getiriyor.

Hastalıkları, ıstırapları, yoksullukları.

Onun yazıları, konferansları; Anadolu’da yerleştirilmeye çalışılan yasakları derinden sarsmıştır.

Öyle ya filmlerde temizlikçilerin başındadır örtü, hâlâ diziler ultra örtüsüzdür, ya da kerhen, gözleme açan kadında görülebilecek kadardır.

Zor zamanda konuştu, yazdı, direndi.

İnsan yerine konmayan halkın değerlerini taşıdığı için Anadolu onu bir evliya gibi bağrına bastı.

Güzel sanatların, edebiyatın alay ettiği, dindar gericilerin arasından çıkan bu modern genç kız, yeni bir dünyanın kapısını aralıyordu.

Kadınlara öncü olmuş, onu rol model alan genç kızlar artık yüksek tahsil yapabilecekler, yazılar yazabilecekler, dernekler kurabileceklerdir.



Şaştığım, “Tüm zamanların en çok okunan kitabı” ‘Huzur Sokağı’nı yazdı, “en çok okunan kitaplar” listesine girdi, çok baskısı yapıldı; 1 milyondan fazla satışa ulaştı.

Fakat ne yaman çelişki ki, bir çığır açmış, diriliş ve direniş öncüsü, toplumunu şuurlandırmış bu ekol yazarın; hiç zengin bir yaşamı olmadı hatta çoğu zaman mağduriyetler içerisinde şikâyet etmeden sabretti.

Güç ilişkileri, tepeden inme yaklaşımlarla, market güdümlü tavırlarla da arasına mesafe bıraktı.

Adeta bu dünyadan çok öteyi murat etti.

Değerli yazarlarımızdan, onun hakkında bir kitap yazmış olan Demet Tezcan ve Müzeyyen Taşçı, 25 yıldır en yakınında bulundular.

Müzeyyen Taşçı: “Şule Yüksel’de gördüğüm tevazu, nezaket ve zarafetin hiçbir hâl ve durumda değişmediğine şahit olmuşumdur. Ağır sağlık sorunları yaşadığı durumlarda bile inceliği ve nezaketini sürdürmesinden daima etkilenmişimdir. Diyebilirim ki sabrı, şükrü, edebi, nezaketi, asaleti ile yaşamıma örneklik arz eden nadir şahsiyetlerden birisidir.”

Allah ondan ve takipçilerinden razı olsun, mekânı cennet olsun.

- Yenidevir Gazetesi, Mine Alpay Gün tarafından kaleme alındı
https://www.yenidevir.com.tr/makale/3035740/mine-alpay-gun/sule-yukselin-ardindan