Türkiye’nin uzun yıllardır üzerinde çalıştığı milli uçak gemisi projesi, yalnızca askeri değil aynı zamanda stratejik ve teknolojik açıdan da ülke tarihinin en önemli savunma yatırımlarından biri olarak görülüyor. 10 bin deniz mili menzil kapasitesi ile yakıt ikmali yapmadan New York’a kadar gidip geri dönebilecek olan bu platform, denizlerde caydırıcılığı artırmayı hedefliyor.
Türkiye, Mavi Vatan stratejisi doğrultusunda denizlerde daha geniş bir etki alanı kurmayı amaçlıyor. Bu gemi sayesinde, hem NATO görevlerinde hem de ulusal operasyonlarda Türkiye’nin aktif rol alması mümkün olacak.
Milli uçak gemisinin teknik özellikleri neler?
Milli uçak gemisinin öne çıkan teknik özellikleri arasında 285 metre uzunluk, 72 metre genişlik ve 60.000 ton deplasman bulunuyor. Bu ölçüler, gemiyi Akdeniz’in en büyük deniz platformlarından biri haline getirecek.
10.1 metre draft özelliğine sahip gemi, STOBAR (kısa kalkış ve durarak iniş) sistemine sahip olacak. Bu sistem, sabit kanatlı uçakların kısa mesafeden kalkış yapmasına ve güvenli iniş gerçekleştirmesine imkân tanıyacak. Maksimum 25 knot (yaklaşık 46 km/saat) hıza ulaşabilen gemi, operasyonel esneklik sağlayacak.
Ana tahrik sisteminde 4 adet LM2500 gaz türbini kullanılacak. Bu türbinler, yüksek güç üretimiyle geminin hem uzun menzil hem de yüksek hız kapasitesine ulaşmasını mümkün kılacak.
Elektrik gücü ve enerji sistemleri
Milli uçak gemisinin 40 MW kurulu elektrik gücü bulunacak. Bu rakam, yaklaşık 3 bin evin enerji ihtiyacını karşılayabilecek bir kapasiteye denk geliyor. Elektrik sistemi, aydınlatmadan iklimlendirmeye, haberleşmeden silah sistemlerine kadar tüm kritik alanları besleyebilecek şekilde yedekli olarak tasarlandı.
Bu güçlü enerji altyapısı, geminin savaş sırasında bile kesintisiz görev yapmasını sağlayacak. Ayrıca, enerji verimliliği açısından da modern standartlara uygun olacak.
Milli radar ve savunma sistemleri
Türkiye’nin geliştirdiği ÇAFRAD radar sistemi, uçak gemisinin en kritik teknolojilerinden biri olacak. 750 kilometre menzilli bu radar, hem hava hem deniz hedeflerini anında tespit edebilecek.
Gemide ayrıca:
- 32 hücreli MIDLAS milli dikey atım sistemi,
- 4 adet GÖKDENİZ yakın hava savunma sistemi,
- Elektro-optik gözetleme sistemleri,
- Sonar ve su altı karıştırma sistemleri yer alacak.
Bu donanımlar sayesinde uçak gemisi, hem hava saldırılarına hem de su altı tehditlerine karşı yüksek koruma sağlayacak.
KBRN koruması ve beka konsepti
Milli uçak gemisi, modern savaşlarda ortaya çıkabilecek kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer (KBRN) tehditlere karşı özel koruma sistemleriyle donatılacak. Gemi, patlamalara ve çeşitli asimetrik tehditlere karşı da yüksek dayanıklılığa sahip olacak.
Bu özellik, gemiyi yalnızca bir saldırı platformu değil, aynı zamanda uzun süreli kriz bölgelerinde güvenli bir üs haline getiriyor.
Yerli hava araçlarıyla entegrasyon
Türkiye’nin milli uçak gemisi, çok sayıda yerli savaş uçağı, insansız hava aracı ve helikopter taşıma kapasitesine sahip olacak. Özellikle Bayraktar Kızılelma ve ANKA-3 gibi insansız savaş uçaklarının gemiden kalkış-iniş yapabilmesi için özel altyapı hazırlanıyor.
Bu durum, Türkiye’yi insansız savaş uçaklarını uçak gemisine entegre eden ilk ülkelerden biri yapacak. Böylece, klasik uçak gemilerinden farklı olarak Türkiye’nin platformu, hibrit bir konsept ile ön plana çıkacak.
Stratejik önemi ne olacak?
Milli uçak gemisi, Türkiye’nin yalnızca Akdeniz’de değil, Atlantik ve Hint Okyanusu’nda da etkin bir oyuncu olmasını sağlayacak. 10 bin deniz mili menzil, Türk Donanması’na küresel hareket kabiliyeti kazandıracak.
Bu gemi sayesinde:
- NATO görevlerinde aktif katılım sağlanabilecek,
- Türk Silahlı Kuvvetleri, müttefik ülkelerle müşterek operasyonlarda güçlü bir rol üstlenebilecek,
- Türkiye, deniz ticaret yollarında daha etkin bir gözetim ve koruma sağlayabilecek.
Hizmete giriş takvimi
Milli uçak gemisinin 2027-2028 yıllarında denize indirilmesi, 2030’dan önce ise Türk Donanması’nın hizmetine girmesi planlanıyor. Bu süreç, Türkiye’nin savunma sanayindeki yerlilik oranını daha da artıracak.
Hedef, geminin %70’in üzerinde yerli ve milli sistemlerle donatılması. Böylece dışa bağımlılık en aza indirilecek ve savunma sanayiinde teknolojik bir sıçrama gerçekleşecek.
Milli uçak gemisi ve Türkiye’nin savunma sanayi vizyonu
Son yıllarda insansız hava araçları, milli gemiler ve füze sistemleri ile dikkat çeken Türkiye, bu uçak gemisiyle birlikte savunma sanayinde lig atlamayı hedefliyor.
Milli uçak gemisi, yalnızca askeri bir araç değil, aynı zamanda Türkiye’nin diplomatik ve ekonomik gücünü de yansıtacak bir platform olacak. Uluslararası sularda yapılacak tatbikatlarda, Türkiye’nin caydırıcılığı gözler önüne serilecek.
Milli uçak gemisi ne zaman hizmete girecek?
Türkiye’nin milli uçak gemisi, 10 bin deniz mili menzil, 40 MW enerji kapasitesi, ÇAFRAD radarı, MIDLAS sistemi ve yerli insansız hava araçlarıyla entegrasyonu sayesinde geleceğin deniz savaş doktrinlerine uygun bir şekilde geliştiriliyor.
2030’a kalmadan donanmanın hizmetine girmesi planlanan bu gemi, Türkiye’nin küresel savunma stratejisinde yeni bir dönemi başlatacak.