Ne Büyük Lütuf

Ç ocuk sesleri gelmekte evinden.
Kapısı önünde kediler oynamakta.
Komşuları hiç eksik olmamakta.
Pandeminin en yoğun günlerinde, herkesin gidip geleni kesildiğinde.
Ya da en yakınları bile misafir etmekten çekinildiğinde.
Onun beton merdivenlerle inilen küçük bahçesi kalabalıktı.
Hatta bir keresinde komşu kadınlara bakışlarımla söylenmiştim;
“Ama böyle kalabalık, ona zarar vermektesiniz, zaten hasta.”
Onlar da bakışları ile anlatmışlardı: “Haklısınız lakin yalnız bırakmıyoruz işte.”
Hastalığına, ameliyatlarına, ağır tedavi şekline katlanamayan eşi bırakıp gitmişti.
Evdeki çocukları, dostları ile her zaman güler yüzlü ve mutlu idi.
Gençti yaşı.
Muhtemelen erken evlenmişti, torunları anneanne derken şaşmıştım bu kırk yaşlarındaki kadına.
Fakat beni asıl şaşırtan her geleni temiz bir ferace ve başında özenli güzel bir örtü ile karşılamasıydı.
Sanki bir davete gidecekmiş gibi temiz ve güzel giyimi.
Ve hayat dolu gülümsemesi.
Adeta tebessüm eylemine start vermiş ve bunu hayatının düsturu yapmıştı.
Umurunda değildi, yoksulluğu, terk edilmişliği, ağır hastalığı.
O elindekilerle mutluydu.
Ya bir sohbete gidiyor,

Ya da kendisini ziyarete gelenlere çay yanına bir şeyler hazırlarken gülüşler dağıtıyordu.
Kollarından gözükmekteydi taze ameliyat yaraları.
Altın bir süs eşyası gibi bakmaktaydı o derin dikiş izlerine.
İçli dostları onu değil aslında kendilerini yalnız bırakmamakta idiler.
Onun tebessüm saçan çehresinden kendi bunalmış kalpleri terapi almaktaydı.
Esmer çehresindeki siyah gözlerinden taşmakta idi huzur.
İftar için toplandıklarında doktorun yeniden ameliyat dediğini ancak çok sıra bekleyen olduğunu, sakince anlattığında.

Sanki market sırası gibi önemsizce üzerinde durmamasına itiraz etti biri;
“Ah canım yazık sana, bu ne ya kaçıncı ameliyat, amma çektin bu dertten.”
Gülümseyen çehresi mutlulukla daha fazla aydınlanıyor:
“Hayır, öyle düşünme, ne kadar şanslıyım. Ben o ansızın gidişlere üzülmekteyim. Hayatın manasını anlamadan. Bu haberli, bu kapı çalınarak bildirilen gitme hazırlığı büyük bir lütuf.
İnsanın kendisini restore edebilmesi, hazırlanabilmesi, etrafındaki güzelliklerin farkına varabilmesi için bahşedilmiş büyük bir şans.
Çocuklarla konuşuyorum.
Torunlarla küçük geziler yapıyoruz.
Şu ilkbaharda çiçek açan ağaçları ilk kez görüyormuşçasına bakıyorum.
Onlarla kırlarda papatya topluyoruz.
Yeni doğan küçük kuzuya biberonunu hazırlıyoruz.
Beraber mutfakta sevdikleri keki yapmaktayız.
Daha ne olsun.

Bazen doktor umut verici güzel haberler vermekte.
Bir kez daha bu hastalığı yenmektesin demekte.
Bazen değerlerin yine yükselmiş bakacağız, bir yerlere nüks var mı demekte.
Yeniden çekimler, petler, tespitler, tedavi seçenekleri.
Fakat yaşama sevinci de bunun yanı sıra dağ gibi yanımda.
Yeni bir güne uyanmanın coşkusu.
Bulutları, güneşi, ağaçtaki bülbül sesini bu sene de duyabilmenin sevinci.
Dünyaya bedel çocukların tertemiz bakışları.
Daha ne olsun.
Hamd olsun.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.