Kur’an-ı Kerimin Sıralamasına Dikkat

Bundan önceki yazımda Ahzab Sûresi’nin 35’inci ayetinde bir Müslüman’da olması gereken özelliklerin sıralamasından: “Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar, İtaat eden erkekler ve itaat eden kadınlar, Doğru erkekler ve doğru kadınlar, Sabreden erkekler ve sabreden kadınlar.

(Allah’tan) korkan erkekler ve (Allah’tan) korkan kadınları anlatmaya çalışmıştım. Bugün ayetin devamında bahsettiği özellikleri yazmaya çalışacağım: “Sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar” Hiç ayrım yapmadan hem kadınlar, hem erkekler sadaka verecekler. Sadaka denince ilk akla gelen yeme, içme, giyinme ve barınma ihtiyaçlarının karşılanmasıdır ve doğrudur.

Kişinin insanca yaşayabilmesi için karının tok, sırtının pek olması gerekir. Sadaka vermenin zamanı yoktur. 365 günün her saatinde yardımda bulunabilirsiniz. Yeryüzünde varlığınız olmasa da bir tek somun ekmeğiniz olsa ve o somun ekmeği ikiye bölüp yanınızdaki ihtiyaç sahibine vermeniz sadakadır.
Sevgili Peygamberimiz, “Yarım hurmayla da olsa cehennem ateşinden korunun, onu da bulamazsanız güzel sözle korunun” diyor.” (Buhari, Sahih, K. Edeb, bab 34)

Bizim insanımız da “Yarım ekmek de olsa” diyerek yine hadis-i şerife uymaya çalışıyor.
Yalnız Ramazan ayında değil, 365 gün komşularınıza yaptığınız yemekten bir tas göndermeniz, lokantada karşıda oturan arkadaş veya tanıdığınızın yemek parasını ödeyivermeniz, hem sadaka yerine geçecek hem de dostlar arasındaki muhabbet bağlarını kuvvetlendireceksiniz.
Zekât, sadakanın içindedir. Zekâtınız da sadakadır. Bu hafta telefonla zekâtını soran bir kişi, “Bütün şirketlerini tasfiye ettiğini, elde ettiği parasını arsaya yatırdığını, bunun için zekât vermeye kalkarsa zekât parasını ödeyecek durumda olmadığını ve nasıl yapması gerektiğini sordu.

Aynı soruyu, işyerini kapattıktan sonra altına yatırıp Ramazan gelince zekâtını hesap ettirdiğinde zekâtını ödeyecek parası olmadığını söyleyenler de vardır. Arsaya yatıran adam da emekli maaşıyla geçiniyormuş, elinde milyon liralık zekâtı verecek parası yokmuş.

Ben ona dedim ki, “Senden çok fazla zengin olan biri, sana “Ben sana yüz milyon lira parayı karşılıksız bağışlıyorum; ancak sen bu paranın iki buçuk milyonunu sizin köyün veya mahallenin fakirlerine dağıtacaksan vereceğim” dese kabul eder misin?
- Derhal...
Rabbimiz Kur’an’ın ikinci sayfasında “Onlara rızk olarak verdiklerimizden infak ederler” diyor.
Anandan çıplak doğuyorsun, O’nun verdikleriyle büyüyorsun, İstanbul’a çalışmaya geliyorsun, onun sana taksim ettiği milyonlar alıyorsun, O da sana, “Ama sen bunun kırkta biri sana ait değil, bu kırkta bir fakirin hakkıdır, ver onu” diyor sen de vermemek için çalışıyorsun değil mi?
Aynen öyle hocam ama para yok ne yapayım. Bir parselini sat ve fakirin hakkını teslim et.”
Müslüman’ın özellikleri sıralamasında sadakadan sonra oruç geliyor.
“Oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar…”

Oruç, Türkiye’de 84 milyonu birbiriyle kaynaştıran tek sosyal ibadetlerimizden biridir.
Bir milletin aynı anda, sahurda kalkması, aynı anda evlerinin ışıklarını yakması, akşam iftarda aynı anda ezan sesiyle oruçlarını açması, çoğunluğun yatsı namazıyla beraber yirmi rekatlı teravih namazı kılması, zekât ve sadaka adı altında trilyonların zenginlerden fakirlere doğru akmasını sağladığı gibi, suç oranlarını en aza indiriyor. Nefsimizi eğitiyor ve nefsimizin bizi esir almasını engelliyor, onun dinimize göre hareket etmesini sağlıyoruz.

Özelliklerimizden biri de:
“Namuslarını koruyan erkekler ve namuslarını koruyan kadınlar…”
Kadın, erkek ayrımı yapmadan her ikisinin de kendi namusunu koruması görevini kendine veriyor.
“Kızı yaparsa ayıp, oğlu yaparsa yakışır” ahlaksızlığını da yıkıyor bu ayet. “Allah’ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar…”

Namaz kılmamız zikir, Kur’an okumamız zikir, işe başlarken, yemeğe başlarken, ayakkabı giyerken her işin başında Bismillahirrahmanirrahim demek zikir, selam vermek zikir, hoşlandığınız bir şey gördüğünüzde “maşaallah” demeniz zikir, verdiğiniz bir sözün ardından inşallah demeniz zikir, gördüğünüz, duyduğunuz, tattığınız, kokladığınız şeyler üzerinde tefekkür etmeniz zikir, istiğfarınız zikir, Kelime-i Tevhid’iniz zikir.
Yürürken, otururken, yatarken tefekkürünüz ve fikrettiğiniz şeyleri Yaradan’ı hatırlamanız ve O’nun güzel isimlerinden birini tekrarlamanız zikir, bu ayetleri bize getiren Sevgili Peygamberimiz’e salatü selam getirmek zikir...

Bütün bunları yalnız Allah’ın rızası için yaparsak bakınız nasıl bir mükafat var: “Allah onlar için büyük mükâfat hazırlamıştır.” (Ahzab Sûresi, ayet 33/35)
Kur’an-ı Kerim’de cenneti anlatan birçok ayet vardır. En kısa, az ve öz tarif ise şu ayetledir:
“…Orada canların çektiği, gözlerin hoşlandığı her şey vardır.” (Zuhruf Sûresi, ayet 43/71)
Sevgili Peygamberimiz de hadis-i kudside:
“Allah buyurdu: “Salih kullarına gözlerin görmediği, kulakların duymadığı, insan kalbinden geçmeyenleri hazırladım. İsterseniz şu ayeti okuyunuz:
“Yaptıklarına karşılık olarak, onlar için göz aydınlığı olan nimetlerden (onlara verilmek için) nelerin saklandığını hiçbir kimse bilemez.” Secde Sûresi, ayet 32/17. (Buhari, Sahih, K. Bed’ül-halk bab 8, Müslim, Sahih, K. Cennet ve sıfatüha, Bab 1)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.