Kubbedeki Cemaat

Onların seccadeleri kubbeye serili idi.
Kafasını yukarı her kaldıran görebilmekteydi mi acaba.
Akşam vaktine az kala.
Dedesi ile marketin rafları arasında gezen çocuk.
Kendi yaşının renginde bir şeker ya da çikolata reyonuna gitmiyor.
Bir fırın kadar taze ve sıcak olmayan,
Sabahın erken saatlerinde bırakılmış,
Bayatlamış,
Soğumuş,
Pide kasasının başına dikiliyor;
—Dedeciğim iftara pide alalım mı?
Bütün dedelerin yapacağı o refleksi yapamıyor mahcup adam,
Yavaş sesle fısıldıyor;
—Alamayız yavrum, çok pahalı.
Benim gibi eminim birkaç kişi de aynı cümleyi duydu, muhtemelen aynı hamleyi yaptılar.
Çocuğa pide alma eylemini başlattılar.
Ne ki, dedenin onurlu yüzü, çatılan kaşı, yoksulluğa teslim olmuş çehresi, “bu da geçer ya hu” tevekkülü bu eyleme geçit vermedi.
Akşam sofrada, kolaysa böl ekmeğin ucunu.
O çocuk ta muhtemelen oruçlu idi.
Belki de şu anda alamadığı pidenin kokusunu duyarak uzanmaktadır bayat bir ekmek dilimine.
O azgın vurgun, kimi yerde ekmeği çok görürken gariplere.
Kimi zaman da kalbe saplı paslı bir hançerdir.
Helalin sınırını tanımayan açgözlü tamahkârların irinle yoğurduğu rızık olup atılmıştır evlatların önüne.
Mesaj yazan kadının derdi ekmek değildi, helal lokma idi;
“Eşim zengin lakin neye yarar,
Kazancı haramdan,
Çok kötü işler yapmakta,
Kahroluyorum,
Azaplar içerisindeyim.
Ben onun kazancından çocuklarıma su bile içirmiyorum.
Babam bana küçük bir harçlık tahsis etti, onunla döndürüyoruz geçimimizi.”
Ev içinde ev kurmuş kadın.
Evinde ayrı bir evren inşa etmiş.
Kale gibi dimdik, yıkılmamaya kararlı.
Varlık içinde yokluk çekmeye razı.
Yeter ki lüks yiyeceklere karışmış irin bulaşmasın çocuklarına.
Baktım, haram lokma ile tertemiz kadınların çocuklarını zehirlemeye kalkan erkeklere olan itibara,
Şaştım kaldım.
Ailesi, iş çevresi, toplum bu zehirli köstebeklere meftun.
Zengin olsun da nasıl olursa olsun, ne aile sorgulamakta, ne toplum.
Alkışlar kopmakta onlar kapıda göründüğünde.
Onlar hiçbir saygıyı hak etmiyor deyip başımı kaldırdığımda,
İsyanımın yankılandığı kubbe dolu idi.
Orada kendisini ve evlatlarını haram lokmadan korumuş ulu kadınlar ibadet etmekteydi.
Pide alamayan çocuğu da gördüm, yarısı yırtık terliklerini çıkarmış meleklerle kubbede saf tutmuştu.
Etrafındaki çocuk cemaati o kadar kalabalıktı ki.
Kara kafalı Suriyeli, Filistinli, Yemenli çocuklar, aç karınlarının acısını unutmak istercesine; bahar gelmiş papatyalar açmış secde dağına tırmanmaktaydılar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.