Yazılanlar Keşke Gerçek Olsa

Yandaş medyaya bakarsanız ülke ekonomik bakımdan güllük gülistanlık. Keşke öyle olsa biz de onları okusak ve yazsak... Çünkü bizler de bu ülkede yaşıyoruz ve o güzelliklerden yararlanırız. Cümleyi tamamlarken aklıma, “O güzellikleri biz de yaşardık” nitelendirmem aklıma takıldı. Gerçekten ülke sorunlarından arındırılmış, hayat seviyesi yükselmiş, gelir dağılımında denge sağlanmış ise niçin toplumun mutlu azınlığı dışında çoğunluğun payına fazla bir şey düşmüyor? Belediyelerin ve sosyal yardım kuruluşlarının önünde kalabalıklar kuyruk oluşturuyor?

Dünkü medyada öne çıkan üç konuya dikkat çekmekle yetinmek istiyorum. TÜİK’in açıkladığı rakamlara göre enflasyon aylık yüzde 6, yıllık yüzde 61 olmuş. TÜİK dışında bir araştırma kurumunun rakamlarına göre ise enflasyon yıllık yüzde 142 gerçekleşmiş. Yine TÜİK verilerine göre Türkiye tarımsal üretimde kendine yüzde 97 yetiyormuş. Yıllar önce tarımsal üretimde kendi kendine yeterli 7 ülkeden birisi iken şimdilerde yüzde 97 yetmekte olduğumuz resmi kanaldan açıklanıyor. Kısacası, yüzde 97 yeterli olmak da çok önemli. Ancak, tarımsal ürünler içinde dışarıdan ithal etmediğimiz bir şey kalmamış iken nasıl oluyor da tarımsal üretimde Türkiye kendine yüzde 97 yeterli oluyor, anlamak mümkün değil. Kaldı ki, üreticiler dert küpü, tohum, gübreye ve akaryakıta para yetiştiremediklerini, bunun için de gerektiği kadar ekim yapamadıklarını belirtiyorlar. Bu da yetmiyor. Bankalardan aldıkları kredileri ödeyemeyen çiftçilerin mallarına haciz geldiği yine sıkça medyaya yansıyan haberlerden. Kısaca, girdilerdeki artış sebebiyle yeterince ekim yapamadığını söyleyen çiftçiler yalan mı söylüyor? Bunun da ötesinde yaptıkları üretimden yeteri kadar kazanamadıklarını, kendilerinin desteklenmesi gerektiğini, toplantılarda, yürüyüşlerde dile getiren, sorunlarını yetkililere duyurabilmek için söyledikleri gerçeği yansıtmıyor mu?

Bu arada hemen her ay ihracatta rekor kırıldığı haberleri gazete ve televizyonlarda yer alıyor. Ancak, nedendir bilinmez işin ithalat boyutu nedense görmezden geliniyor. Çünkü onlar sadece iyi olanı göstermekle görevliler, medya gerçeği göstermeyince sorun ortadan kayboluyor mu? Söz gelimi her ay yaşanan dış ticaret açığı kapanıyor mu? Böyle bir şey yoksa, keşke dış ticaret açığını bırakın dış ticaret fazlası yaşasak buna memnun olmamak mümkün mü?

Hâlbuki geçen aya göre ihracatımızın arttığı bir gerçek iken ithalatın arttığı da bir başka gerçek. Bu noktada yetkili bir ağızdan yapılan açıklamayı kısaca aktarmakta yarar var:

“Türkiye’nin ihracatı Mart’ta yüzde 19.8 artışla 22 milyar 708 milyon doları buldu. İthalat ise yüzde 31 yükselişle 30 milyar 948 milyon dolara dayandı. Enerji faturasındaki artış dış ticaret açığını büyütüyor.”
Hemen belirteyim ki, elbette ihracattaki artış önemlidir. Ancak, dış ticaret açığı devam ettiği sürece ekonomi üzerine övgüler düzmenin yararı olmuyor, vatandaşın ekonomik sıkıntıları bitmiyor. Bunun için üretimi artırıcı yatırımları bir kenara bırakarak görüntüyü öne alan yatırımları büyük bir başarı gibi takdim etmenin de anlamı kalmıyor.

Kısacası, resmi kurumların ekonomik rakamları örtü içinde sunmaktan vazgeçmeleri gerekiyor. Çünkü insanımızı söylenenler değil yaşanan gerçekler ilgilendiriyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.