Birlik olmadan Müslümanlara huzur yok

Ramazan vesilesiyle Müslüman olarak içimize yönelmek, kendi kendimizi bir muhasebeden geçirmemiz gerekirken dünya üzerinde özellikle de Müslümanlara yönelik birtakım olumsuzlukların gündemde olması bu sorgulamayı daha da zorunlu hale getiriyor. Çünkü genellikle Müslümanlar olarak kendi içimize yönelmek, “Bugün ne yaptım, hangi kardeşimin gönlünü kırdım gibi soruların cevabını bulmak ve o kusurlardan kurtulmaya yönelmek gerekirken nedense hep başkalarının kusurlarını araştırmayı tercih ediyoruz. Bunun da ötesinde sanki öncelikli olarak kendi hata ve kusurlarımızdan kurtulmamız gerekirken başkalarının kusurlarını araştırmakla sanki kendimizi aklamış oluyoruz. Hâlbuki başkalarının kusurları bizim kusurlarımızı yok etmez. Özellikle de kardeşlerimizin kusurlarını teşhir etmek bizi aklıyor gibi bir yaklaşım sergiliyoruz.

Başkalarının kusurlarını araştırmanın yerine akşam başımızı yastığa koyduğumuzda kendi kendimizi bir sorgulamadan geçirdiğimizde hayatımızdaki hata ve kusurlarımız gözümüzün önünden geçecek, bu da bize kendimizi gözden geçirme fırsatı verecektir. Bunun yerine başkalarının kusurlarını araştırarak sanki kendi kusurlarımızın üzerine örtü çekiyoruz. Hâlbuki bu, mümkün değil. Kusurlarımızı bırakın başkalarından, kendimizden bile gizlemeye çalışsak Allah huzurunda hepsinin bir kaydı olduğunu unutmamak gerekiyor.

Bu tür davranışların kişisel boyutunun yanında bir de toplumsal boyutu var. Toplum olarak birlikte yaşamak zorunda olduğumuza göre huzurlu bir toplum oluşturmanın yolu, birbirimize karşı sevgi ve saygı ile yönelmemiz gerekiyor, toplumsal huzurun temini de başkalarının kusurlarını araştırmaktan çok kendi kusurlarımızdan kurtulmaktan geçiyor. Ramazan ayı da bu iç muhakemeyi yapmamızın zeminini hazırlıyor. Bu iç muhasebeyi yapmak Müslümanların kardeş oluşlarının da tabii bir sonucudur. Ne var ki, uzun yıllardan beri dayatılan birtakım bizimle ilgisi olmayan kültürlerin etkisi altına sokulan, bunun da ötesinde hâlâ insanımıza ulaşılması gereken hedef olarak Avrupa Birliği üyeliğinin gösteriliyor olmasının bu açıdan ele alınması, iç muhakememizi yaparken bu gerçeği unutmamamız, artık Müslümanların birtakım sahte ve bize uygun olmayan hedeflerden vazgeçmesi gerekiyor. Birtakım siyasi hesaplar uğruna bu tür hedeflerin insanımıza ideal olarak gösterilmesini terk edebildiğimizde sadece kendi ülkemizde değil, yeryüzünde huzuru temin edebileceğimiz gibi, İslam Birliği’nin sağlanmasında önemli bir mesafe alınabilecektir. İslam Birliği kurulmadan, yeryüzünde belirleyiciliği elimize almadan, Batılılara teslimiyet ile acı, gözyaşı ve çatışmalardan başka bir sonuç alınamayacağı ortadadır. Bu bakımdan şu Ramazan ayını önce bir iç muhasebe, ardından da Müslümanların geleceği açısından gözden geçirmemiz gerekiyor. Yoksa, Haçlı-Siyonist ittifakına teslim olarak İslam dünyasında kan ve gözyaşının son bulması mümkün değil. Yüzyıllardan beri yaşadıklarımız bunu açıkça gösteriyor. Kısacası Müslümanlar birlik olmadan ne kendilerine ne de dünyaya huzurun gelmesi mümkün değil.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.