Büyürken Yoksullaşmak!..

Aslında toplumun yokluk ve yoksulluğun yanında daha pek çok sorunu olmakla birlikte toplum ister istenmez ekonomiye kilitlenmiş durumda. Yani, toplum öylesine başının derdine düşmüş durumdaki başını iki elinin arasına alarak etrafında neler oluyor diye düşünmek ve çevresini bir kontrol etmek imkânı bulamıyor. Toplumu yoksullaştırmak ülkeyi idare etmeyi kolaylaştırıyor olabilir mi? Çünkü giderek yoksullaşan insanlara ayda bir miktar yardım adı altında destek vererek kendilerine muhtaç halde tutmak sanki iktidar sahiplerinin işini, idaresini kolaylaştırıyor. Kesinlikle böyledir diyor değilim ama görüntü böyle yansıyor.

Toplum yoksullaşırken ülke ekonomisi nasıl büyür, diye sormayın. Çünkü gelir dağılımında adalet sağlanmış değil. Ülke imkânları çok küçük bir kesime akarken büyük çoğunluk kendi haline terk edilmiş, özellikle de orta direk olarak nitelendirilen kesim yok olmuş, toplumda büyük kesim yoksullaşırken, azınlık bir kesim toplum imkânlarının büyük bir kesimini alıyorsa sanıyorum yoksullaştıran büyüme böyle oluyor. Çünkü bir ülkede işler yolunda gitmiyor ise gündemi rakamlarla oynayarak belirlemek söz konusu oluyor. Söz gelimi ihracattaki artış topluma her fırsatta hatırlatılırken, ithalattaki artıştan hiç söz edilmez. Çünkü ekonomideki gerçek büyüme ihracat rakamları kadar ithalat rakamları ile de yakından ilişkilidir. Çünkü dışarıdan borç aramadan ülkeyi yönetmek ve ülkenin ihtiyaçlarını karşılayamadığınız sürece gerçek manada bir büyümeden söz edilemez.

Ekonomik bağımsızlık olmadan gerçek manada bağımsızlıktan söz etmek de gerçeği tam olarak ifade etmez. Kaldı ki, daha 25 yıl öncesine kadar ülke olarak tarım ürünleri kendimize yeten, hatta ihraç ettiğimiz bir ülke idik. Geldiğimiz noktada tümüyle dışarıya bağımlıyız. Ayçiçeği yağından tarımda kullandığımız gübreye ve tohuma kadar dışarıdan almak zorundayız. Böyle olunca da istediğiniz kadar yüksek büyüme rakamları ilan ediniz, söz ile dışa bağımlılıktan kurtulmak mümkün olmaz, olmuyor. Özellikle de dünya üzerinde oluşturulmuş olan ve sadece sömürgecilerin işine yarayan, onların işini kolaylaştıran düzen sizi dışarıdan alınan her ihtiyacınız için ABD dolarına mahkûm hale getirmiş ise, doları basarak piyasaya sürenlerin istedikleri zaman bir takım yaptırımlar ile ülkemizi ve insanımızı sıkıntıya sokmaları kolaylaşıyor. Bu bakımdan yoksullaşarak değil zenginleşerek büyümek gerekiyor. Bununda ötesinde yoksullaşarak büyüme diye bir şeyden söz etmek toplumu kandırmaktan öte bir anlam ifade etmiyor.

Ayrıca, bir ülkede sürekli fiyatlar artıyor ise o ülkedeki üretim ihtiyaçları karşılamıyor demektir. Yani, büyümenin ilk şartı her alanda üretimin artmasıdır. Üretim ne kadar artarsa ülke o kadar zenginleşir, gerçek manada büyümüş olur. Bu sağlanmadığı sürece yapılan açıklamalar gerçeğin ifadesi için değil, toplumun gözünü boyamak için yapılmış olur. Böyle olduğu için hep ihracatın arttığından söz edilirken ithalat rakamları toplumdan gizlenir. Bunun içindir ki büyürken yoksullaşmak, toplumun büyük bir çoğunluğunun fakirleştiği sadece mutlu azınlığın işlerinin tıkırında gittiği anlamına gelir. Bu ise ülkenin yönetilemiyor olması, büyük kesime zulmediliyor olması demektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.