Zehirli Eğitimden Geçenlerin Zehridir Bu

Evlerde su kesilmeleri olduğundan evlerin içinde veya çatıda su depolamak için yapılan plastik birkaç tonluk depolar vardı.
Hatta o günlerde kaldığım şehrin zenginlerinden biri, depoyu temizlemek için girip orada öldüğü, kaybolduğu, evde su kesintisinin sebebi araştırılınca bulunduğu ortaya çıkmıştı.
Milyonlarca evin damında depolar vardı.
Onlara para veriyorduk, kurulması için ustaya para veriyorduk ve zehir saçan naylon bidonlardan su içiyorduk.

Şimdi o depolar kaldırıldı.
Birçok şehirde 24 saat sular akmaya devam ediyor.
Ağzımız şikâyet okumaya alıştı ya, şimdi de su faturalarından şikâyet ediyoruz.
Su faturaları kaldırılıverse buluruz bir şikâyet sebebi.
Ağzımız şükre alışmaması için özel eğitimden geçtik.
Öğretmen, sınıfa girince, “Selamünaleyküm” diyerek öğrencilerine sıhhat, selamet, sükûnet dilediği için binlerce öğretmen soruşturmadan geçerdi.

Kula kul olanların iyiliğine teşekkür etmek, kulları ve bütün sevdiklerimizi yaratana hamd etmek, şükretmek gericilik sayılıyor halen.
Türkiye’nin, her yerin ihtiyacı kadar kar yağdıran Rabbimize hamdolsun.
Dağlar ve ovalardaki tabii depolarda, göllerde, yaz suyumuzu soğuk ve tertemiz saklayıveren Rabbimize şükürler olsun.
Hükümet, çiftçiye karşılıksız gübre verse, şükürsüzler, mutlaka şikâyet edecek bir şeyler bulurlar.
İlim adamları yağan karın, toprağa faydalarını anlatmışlar.
Yalnız çiftçilere değil, ekilip dikilmeye dağlarımıza ovalarımıza, derelerimize faydalarını anlatmışlar.
Yağan karla toprağa atılan gübrenin parasını hiçbir devletin merkez bankasındaki para karşılayamaz.
Kaç kişinin aklına şükür veya hamd etmek geldi.
Rabbimiz, insanlara, hayvanlara, toprağa, taşa faydalı olan bu karı yağdırırken de bize ders veriyor.
Verirken nezaketle vermeyi öğretiyor.
Kafamıza vurarak vermiyor.

Karları yağdırırken lapa lapa, eritirken yavaş yavaş, ılgıt ılgıt, toprağın derinliklerine, köklerin kılcal damarlarına zarar vermeden, usul usul, sele dönüşmeden eritiyor.
Karla bu verişi gösterdiği gibi, yaptığımız iyilikleri, yardımları, tatlı dille güler yüzle yapmamız için, ayetle de bizi Rabbimiz uyarıyor:
“Güzel bir söz ve bağışlama, ardından eza gelen sadakadan hayırlıdır. Allah ganidir (kimseye muhtaç değil). Halimdir (kullarına yumuşak davranan).
Ey iman edenler, başa kakmak ve eziyet vermekle sadakalarınızı boşa çıkarmayın. Allah’a ve âhirete inanmayan, malını insanlara gösteriş olsun için veren kimse gibi (malınızı, heder etmeyin)” (Bakara süresi, ayet 2/263-264).
İnsan bu, çıkarcı düşünmeye başladığı, “Ben çıkarıma bakarım” dediği anda, kendine zarar vermeye başlamış demektir.
Kendine zarar vermediğin gibi dışındakine de zarar vermeyeceksin.
Bilim adamları ne diyor, diye Türkiye’deki 170 bin doktorumuzu, dünyadaki 170 milyon doktoru, Konya ovasına alsak, pandemi nedeniyle ön, arka, sağ ve soldan ikişer metre arayla birer masaya oturtsak ve ellerine birer kâğıt ve kalem versek de, “Uyuşturucunun zararlarını yazınız” desek şarap, rakı, viski votka içenleri bile zararlı olduklarını yazarlar.
Sosyologlarımız, psikologlarımız ve de bütün ….loglarımız da aynı şeyleri kendi açılarından “zararlıdır raporu” verirler, kendileri içseler bile.
İslam dini, “Uyuşturucu haram” diyor.
Bilim “zararlı” diyor.
Çevreciler “pislik” diyor.
Ormancılar “yangına sebep” diyor.
Trafikçiler, ağır hasarlar ve ölümlere sebep diyor.
Dağlarda nerde bir su başı ve ağaç dibi varsa, uyuşturucu şişesi kırıkları hem pislik oluşturuyor, hem cam kırıkları güneşle karşılaşınca yangına sebep oluyor.
Buna rağmen, bazı ülkelerin ve zenginlerin çıkarına olduğu için özel korunmaya alınan bu zararlı ve haram içecekleri içenler makbul, içmeyenler ise gerici, yobaz damgası yiyorlar.
Yazın evlerimizde bizi rahatsız eden karasinek ve sivrisineklerden korunmak için aldığımız sineksavarlar, aynı zamanda bizim için de zehir imiş.
Zehirlerken kendimizi zehirliyoruz.

Sebep, dünyadaki eğitimimizde, “Ben çıkarımı düşünürüm” felsefesi hâkim.
Hâlbuki Rabbimiz, yağdırdığı kar ile havadaki mikropları da temizleyiveriyor ama bu temizleme rahmetinde bütün çocukları dışarı çıkarıp sevinçle oynamalarını ve sağlıklarına sıhhat katmalarını da sağlıyor.

İslami eğitimde senin kârın, çıkarın, başkasının zararına olmayacak şekildedir.
Sevgili Peygamberimizin:
“Zarar vermek de yoktur, zarar görmek de yoktur.” (Hadis için bak, İbni Mace, Sünen, K. Ahkâm, bab 17, Hadis no: 2340,2341, Ahmet, Müsned, Ubade bin Sabit hadisi).

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.