Ekmek çarpacak

Buğdayı dışarıdan almamızın bir nedeni de ekmek israfı imiş.

Her yıl çöpe atılan milyarlarca liralık ekmeğin kadri kıymeti bilinmediğinden kendimize yetememekteyiz.

Ürettiğimiz buğday ülkemize yetişmiyor. Dövizle komşu ülkelerden buğday almaktayız.

Ki en fazla da Rusya ve Ukrayna’dan buğday almaktayız.

Biz fakirleşirken komşu ülkeleri zengin etmekteyiz.

Bir tarım ülkesi olup da buğdayı nasıl dışarıdan aldığımıza ar etmezken.

Dahası en fazla ekmek israf eden ülkelerin başını çekerken.

Akılsız başın ceremesini hepimiz çekmekteyiz.

O hepimizin şahit olduğu.

Dışarıda yemek yiyenlerin, kahvaltı edenlerin hunharca ekmek katliamları kimsenin vicdanını sızlatmamakta.

Ev hanımlarının bayat ekmekleri değerlendirip aile ekonomilerine destek olmaları ciddiye alınmamakta.

Her şeyden önemlisi biz bir İslam ülkesiyiz, israfın yasaklandığını iyi biliriz.

Okullarda din dersinde, ekolojik dengeyi alt üst eden bu konu üzerinde öğretmenler hiç mi durmadılar ki.

Yeni kuşaklar hiçbir şeyin farkında değiller. En acısı her gün dinden imandan paylaşım yapanların bile ekmek ve hububatı, yemeği hunharca atmaları karşısında dehşete düşmekteyim.

Dindarların bile hassas olmadığı israfa, diğerleri ne kadar yakın duracaklar.

Aileler bu konuda çocuklarına çok acil eğitim vermelidir.

İlkokulda, arkadaşlarımdan şu yemini çok duyardım; “Ekmek çarpsın ki…”

Anadolu’dan nenelerde, “Şu nimetin hakkı için” derlerdi.

Şimdi bu tip söylem tedavülden kalktı.

Fareli marketlerin müdavimi yeni nesil; nimetin, ekmeğin kadri kıymetini bilmekten bîhaber.

Belediyeler de milletin parasını çar çur etmeyerek, deneme taşı gibi şehir bordürlerini, asfalt ve tretuvarları, olmadı farklı renkle yapalım anlayışını terk etmelidir.

Tüyü bitmeyen yetimin hakkı vardır.

Asfaltı kötü, çürük, ucuz malzeme ile değil en sağlam madde ile yapın çökmesin. Bir daha yapmak zorunda kalmayın.

Bu milli bir meseledir.

Pazaryerleri, okullar, sosyal alanlar, camiler, evler bir kere yapılmalı.

Bu bir yapboz oyunu değil ki.

Vatan savunması gibi tarım politikaları da kutsaldır.

Geleceğimiz saklıdır bu projelerde.

Bir an önce milli çözümler çizilmeli ana hatları belirlenmelidir.

Bir karış boş arazi bırakılmadan buğday ve hububat üretimi gerçekleştirilmeli.

Bir kilo mercimek 30 lira.

90’lı yıllarda, fazla mercimeklerden TV’lerde dolma tarifleri yayınlanır mercimeğin et olarak kullanılabileceği yemek tarifleri anlatılırdı.

Şimdi o ucuz fiyatlar fırlamış, halkımız gramla almaya başlamış.

Ayçiçek yağını bile dışarıdan alan bir ülke iflah olabilir mi?

Hem ülkemize yetecek hububat hem dışarıya satılacak ürünler çoğaltılmalı.

Gerektiğinde genç nüfustan vatan savunması gibi kutsal tarım için yardım istenmeli.

Gençler askere gider gibi, vatan topraklarının ıslahı, tarıma kazandırılması, üretime geçilmesi çalışmalarına destek olmalı. Milli tarım kampanyaları ile bu konulara ağırlık verilmeli.

Hiç ütopik değil, bir an önce hayata geçirilmeli.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.