Mi’racımız mübarek olsun

Her sene olduğu gibi, bu sene de gökyüzünden bereket yağdı.

Kar yağdı, karaların yüzünü ak etti.

Bazı ovalarda yarım metre, bazı dağlarda yedi metre yağdı.

Camdan bakanların yüzü güldü.

Yolda yürüyenler, baharda görülecek bereketi düşündü ve içi rahatladı.

Karın, yağmurun yağışını gördük de, göğe doğru ağışını/yükselişini görmedik.

Türkiye’nin tamamına, bir ayda yağan kar ve yağmur on milyonlarca tonun üzerinde.

Hangi kaldıraç göğe doğru bu kadar suyu kaldırabilir?

Hangi devletin askeri, siyasi, ekonomik gücü buna yeter.

Milyonlarca ton su, göğe doğru ağarken kimse bunu göremiyor.

Göremediğimizden dolayı, kimse de bu kadar ton yağmurun göğe ağmasını inkâr etmiyor.

Aslında kar da, su da elle tutulur, gözle görülür olduğu halde buhar olarak çıkarken görmüyoruz.

Ama gören ilim adamlarının verdiği bilgiye inanıyoruz.

Ammaaaa, Sevgili Peygamberimiz’in İsra ve Mirac’ını, bir türlü aklına sığdıramayanlar inkâr veya tevil tarafına gittiler.

Toprağın derinliklerindeki çekirdek, zamanı gelince yükseliyor ve yerçekimi kanununa muhalif olarak yerden betonu delip yukarı çıkıp çiçeğe, oradan meyveye dönüşüyor.

Milyonlarca ton su, denizlerde, göllerde, nehirlerde dururken ısınınca buharlaşıyor, gökyüzüne yükseliyor, görünmez rüzgârın önünde bulutlarla takdir edilen yerlere sürükleniyor ve milyonlarca ton yağmur suyu olarak tekrar yere dökülüyor.

Bütün bunları hep görüp durduğumuz için garipsemiyoruz.

Tonlarca demiri uçak yapıp gökyüzünde üç yüz insanla birlikte uçuran insanın bu yaptığına şaşırmıyoruz ama bazı insanlarımız, Allah’ın Rasülü’nü Mirac’a çıkarmasını garipseyebiliyor.

Işığa ve hızına inanıyor ama ışığı ve hızını Yaratan’ın kendi elçisinin Mirac hızına inanmıyor.

Bir kere bu gecenin adı güzel.

Bir kısım insanların, insanlık mertebesinde iken, inkâr yükü altında alçaldıkça alçalıp hayvanlar seviyesinin altına düştüğü, ticareti ve siyaseti için canlar aldığı, kanlar döktüğü bir dönemde yükselişten bahsetmek bile başlı başına bir güzel hatırlatmadır.

Sevgili Peygamberimiz’in peygamberliğinin on üçüncü senesinde, hicretten on sekiz ay önce Receb ayının 27’nci gecesi gerçekleşmiştir.

Olayı duyan müşrikler hemen Hazreti Ebubekir’e koşmuşlar ve onu Müslümanlıktan döndürebiliriz ümidi ile Sevgili Peygamberimiz’in bir gecenin kısa bir zamanında Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya gittiğini ve oradan yedi kat semanın üzerine çıktığını söylediğini alaylı bir şekilde aktarırlar.

Müşrikleri dinleyen Hazreti Ebubekir (Allah ondan razı olsun) “İn kane kale, lekad sadeka / O söylemişse doğrudur” demiş.

Sıddık olmak kolay değildir.

Geçmişin tortularından arınacaksın,

İnkâr kültürünün yanlışlarını terk edeceksin,

Kısır aklının geliştirdiği eksik mantığın hapishanesinin duvarlarını yıkacaksın,

Sapkın tel örgülerini kesip atacaksın,

Kula kul olmaktan kurtulacaksın,

Allah’a kulluğun tadına varacaksın 

Sıddıklık zirvesinden, kula kul olmaktan zevk alır hale gelmiş aşağılık insanlara, “O söylemişse doğrudur” diye haykıracaksın.

İsra’nın yani Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya kadar olan  bu seyahatin Kur’an’dan delili İsra Sûresi’nin birinci ayetidir, buyurun okuyun:

“Kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan, çevresini bereketli kıldığımız Mescid-i Aksa’ya âyetlerimizden bazılarını göstermek için götüren (Allah, her türlü eksikliklerden) münezzehtir. Şüphesiz O, işitendir, görendir.” diye haber verilerek İsra’nın ayetle sabit olduğunu görüyoruz.”

Mescid-i Aksa’dan Sidret’ül Münteha’ya kadar olan seyahate Mirac denir, ona işaret eden birçok hadis var ve ayetler de, Necm Sûresi’nin 1-18 ayetleridir buyurun:

Ayet 1- And olsun batan yıldıza ki,

2- Arkadaşınız (Muhammed) ne saptı ne de azıttı.

3- O, hevadan konuşmaz.

4- O, kendisine vahyolunan, vahiyden başka bir şey değildir.

5- Onu çok kuvvetli (Cebrail) öğretti.

6- Kâmil akıl sahibi (Cebrail) hemen doğruldu (kendi sûretinde göründü.)

7- O en yüksek ufukta idi.

8- Sonra (Cebrail) yaklaştı ve sarktı (daha da yaklaştı).

9- İki yay kadar veya daha da yakın oldu.

10- (Allah’ın) kuluna vahy ettiğini vahy etti.

14- Sidret’ül-Münteha’nın yanında.

15- Cennet’ül-Me’va, onun (Sidre’nin) yanındadır.

16- Sidre’yi bürüyen bürüyordu.

17- Göz ne kaydı ne de saptı.

18- And olsun O, Rabbinin büyük âyetlerini gördü.”

Ama maalesef Mescid-i Aksa’nın bulunduğu Kudüs, Siyonistlerin işgali altındadır. Bu işgal, dünya Müslümanlarının siyaset sahasındaki esaretinin işareti gibidir.

Bu gecenin, Müslümanlar tarafından her sene hatırlanması, Siyonistlerin Kudüs’ten çıkması gerektiğini de hatırlaması demektir.

Miracı’mız mübarek olsun.

Düştüğümüz bu durumdan Allah bizi yeniden kaldırsın.

Önce gönüllerimiz esaretten kurtulsun.

Sonra insanlığımızı İslam’a göre korumayı bize nasip etsin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.