O masala dönülecek

Kim dolaşır artık. Dere tepe.  Irmağa kim bakar genişlemiş mi son karlarla diye.

Elindeki telefonu, TV’deki diziyi bırakıp kim sağar inekleri.

Kim oturur peynir bidonlarının başına.

Üşenir de işlemeye sütü, sabah fabrikanın kamyonetine teslim ediverir üşengeç ahali.

Kızlar köye gelin olmak istemiyormuş.

Köyün işi çok olduğundan akılları çıkmaktaymış.

Bu bir milli mesele diye hangi öğretmen üzerinde durdu ki.

Yerli Malı Haftası’nı bile Fransız keki ile geçiştiren vurdumduymazlığımız.

Gidip “Harput”u gezse idi.

Belki de canına kıymayacaktı gök ekin. Devasa bir medeniyetler geçidinin şahika ışığından gözleri kamaşıp.

Seyahatler, gezmeler, okumalar, öğrenmeler devri bitti.

Telefonlar sanal geziler yaptırmakta, Floransa’nın, Paris’ in girilmedik sokağını bırakmamakta.

Tamamlanmak üzereymiş, Kâbe ziyareti, umre ve hac eyleminin bile sanal âleme taşınma tasarısı hazırmış. O saçaklarından buzların sarktığı evlerin kilitli kapılarını açacak kimseleri kalmamış.

Kırılan pencerelerine tahtaların çakıldığı.

Yetmiş yıldır Konya’da oturup da “Sille”yi görmemiş olanların yapın bir anketini yüzde 99 çıkar.

Merak etmeyen, tanımayan, bilmeyen bir insan modeli şimdi yeryüzüne hâkim.

Elinde telefon, bir tuşla yollamadık konu bırakmamakta.

Sanırsın zamane âlimi.

Herkesten çok paylaşım yapma tahtına dikmiş gözünü.

Bolu Aladağ Kızık Yaylası’nda Çatkılı Evler.

Alt katta ahırlar.

Üst katta yaşam alanı.

Yüzlerce köprünün, kalenin, kümbetin, kilisenin, antik kentin, eski caminin durduğu şu hazine sandığı memleketin, de ki neresini gördün.

Cevap cılız.

Sanat tarihi derslerini okullardan hangi akla hizmet için kaldırdılar anlamıyorum. Zaten gezmeyi sevmeyen bir milletiz. Bari yeni nesiller öğrenirdi nerede hangi kadim hazinemiz bulunduğunu.

Haberlerde teknolojinin kan kusturacağı yakın zamanda daha neler olacağı. Çocukların oyuncakları zehir saçmakta, hastalık yapan tuvalet kâğıtları. Yakındır o yaşamları kör, lal, sağır eden telefonların çöplüklere atılacağı. Çamurdan, kilden ya da ağaç dalından gövdesinin, mısır püskülünden saçlarının yapılacağı bez bebeklerin dikimi yakındır.

Zehir saçan marketlerin, öldüren sentetik şekerin, kimyasaldan değil yenmesi ele alınması bile tehlikeli meyve ve sebzelerin bir dur durak bileceği vakitte.

Muhtemelen herkes toprağına dönecek. Başladığı yerde bulacak kendisini. Toprağı olmayana da o başıboş duran araziler dağıtılacak.

Ekilip biçilecek.

Kerpiç evler yeniden hayata geçirilecek.

Coğrafyanın hali hazırda hangi malzeme varsa elinde.

Mardin’in taş evleri mi.

Kastamonu’nun ahşap güzelleri mi. Sentetik malzemelerle yapılan konutların maraz saçtığı bir çağ mutlaka aşılacak.

Çuhadan, hasırdan, harerden yaygıların atıldığı.

El dokuması kilimlerin tezgâhlarda kökboyalı iplerle salındığı.

O masal yeniden hayat bulacak.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.