Salgın ile ilgili bilgi kirliliği yaygınlaşıyor

Salgının başından itibaren bu konuda yapılan açıklamalar hep farklılık arz etti. Halbuki ortada mikrobik bir hastalık var ise bununla ilgili farklı değerlendirmenin yapılması insana pek makul gelmiyor. Çünkü bu farklılık insanların alacağı tedbirleri azaltıyor. Bir bakıma insanlar kendi yaklaşımlarına göre hareket etmekte bir sakınca görmüyorlar. Buna bir de virüsün değişime uğramış Omicron halinin başlangıcında yapılan, salgının sonuna gelindiği, bu varyant ile birlikte salgının gribe dönüşeceği ve kurtulacağımız şeklindeki değerlendirmeler eklenince ülke genelinde boş vermişlik yaygınlık kazandı. Çünkü bir yandan Omicron’un hızlı yayıldığı belirtilirken öbür yandan da etkisinin şiddetli olmadığı, artan vakalara rağmen ağır hastaların sayısının eskisi kadar olmadığı açıklamaları eklenince sanki salgın ile yaşamak hayatımızın bir parçası haline gelmeye başladı. Bu arada, salgın ile mücadelede tedbirlerin adeta maske, mesafe ve aşıdan ibaret hale gelmesi de mücadeleyi zayıflattı görüntüsüne sebep oldu.

Başlarda özellikle kalabalıkların bir araya gelmesini önleyecek tedbirlere önem verilirken giderek bu tedbirler kaldırılmaya ve zayıflatılmaya başlandı. Artık yöneticilerin atıldıkları kalabalık toplantılar sıradan hale geldi. Bunun yanında toplu taşıma araçlarında uygulanan önlemler de giderek yok oldu. Geldiğimiz noktada azaltılmış koltuk sayıları bir işe yaramaz oldu. Çünkü o sayılara göre yolcu alınması uygulaması kaldırılmış durumda. Bu köşede birkaç kere dikkat çekmeye çalıştığım gibi, dolmuşa bindiğinizde iki-üç durak sonra yolcu sayısı 20’nin üzerine çıkıyor, buna itiraz edildiğinde ise şoför itiraz eden yolucunun verdiği parayı iade ederek dolmuştan indiriyor. Böyle olunca dolmuşlarda koltuk sayısı niçin azaltıldı, salgının başlarında koltuk sayısı dolduğunda salgın yayılıyordu da şimdilerde yayılmıyor mu? Ya da toplu taşıma araçlarında salgın oturan yolcular arasında fazla yayılıyor da ayaktakiler için söz konusu değil mi?

Soruları çoğaltmak mümkün. Ancak, sorularla kafa karıştırmak gibi bir niyetim yok. Ancak, açıklamalar arasındaki farklılıklar insanları tereddüde iterken buna bir de korunmaya yönelik tedbirlerin giderek terk edilmiş olması ile insanımızda oluşmuş olan hassasiyetin kaybolmaya başlaması da eklenince insan nereye gidiyoruz diye sormadan edemiyor. Bu arada aşı ile ilgili açıklamalardaki farklılıklar da aşıya insanımızın verdiği önemi zayıflatıyor olsa gerek. Çünkü başlarda iki doz aşının salgına karşı koruyuculuk hususunda yeterli olduğu sıkça tekrarlanıyordu. Geçen zaman içinde hatırlatma dozu adı altında üçüncü doz aşı uygulamasının önemi vurgulanmaya başlandı. Giderek artık üçüncü dozdan söz etmek yerine hatırlatma dozu denilerek yetiniliyor. Böyle olunca üç doz, salgından korunmaya yetmiyor da, 4-5’inci dozlara mı ihtiyaç duyulmaya başlandı diye insan düşünmeden edemiyor. Bunun yanında özellikle hatırlatma dozu konusunda vurulması istenen aşı adı konusunda da bir belirsizlik söz konusu. Bazı ilgililer belli bir markayı tavsiye ediyorlar. Halbuki aşılamaya başlandığı sıralarda ne hatırlatma dozu ne de birinci ve ikinci dozlar konusunda belli bir marka tavsiye edilmiyordu. O zamanlar aşı sayısı sınırlı olduğu için mi özellikle bir marka üzerinde durulmuyordu, şimdilerde uygulanmakta olan aşı sayısı 3’e çıktığı için mi özellikle marka belirtiliyor? Hatırlatma dozu ile neyin kastedildiği konusunda insanlarda tereddüt uyandıracak açıklamalardan vazgeçilmesi gerekiyor. Ya da bu salgın devam ettiği takdirde, uzun yıllar belli zamanlarda ve yaşlarda salgınlara karşı kullanılan aşılar gibi koronavirüs aşıları da hayatımızın bin parçası mı olacak? Yani, hatırlatma dozu belli periyotlarla uygulanması mı gerekecek? Bunun yanında okullarda bugün başlayacak olan yarı yıl tatili bile açıklamalarda farklı yorumlara sebep oluyor. Bir taraftan yarı yıl tatilinde salgının Anadolu’ya yayılacağı, bunun sonucu vaka sayılarının artacağını söyleyenler ile kalabalıkların salgının yaygınlaşmasına sebep olduğunu söyleyenler ister istemez karşı karşıya gelmiş durumdalar. Peki, bu farklı yaklaşımlardan vatandaş hangisine inanacak, ne gibi tedbirler alacak? Halbuki okulların tatil edilmesinin aslında salgının yayılmasını azaltacak bir etki yapması gerekiyor. Şimdiye kadar söylenenler bunu akla getiriyordu. Kısacası salgınla mücadelede gevşemeye meydan verilmeden alınan tedbirlerin uygulanması konusunda ısrarlı olunması gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.