Gazeteci şiddeti

Son günlerde hepimizi utandıran, başımızı eğdiren olaylar yaşanmakta.

Bir gazetecinin genç bir teknisyene şiddet uygulaması, ülke olarak hepimizin kanını dondurdu.

Üstelik olay bir şehrin belediye başkanı olan şehrin annesi konumundaki kişinin gözleri önünde oldu.

Başkan hanım tokadı görmedi, duymadı.

Şehrinin tanıtımını yarıda kesecek en feci olaya bile kılı kıpırdamadan anlatımını sürdürdü.

Şehrin rengi leylak olmalı, fıstıkla tanıtılmalı, baklavayla anılmalı dedi.

Fıkra gibi bir millet olduk.

Güleriz ağlanacak halimize.

Sonra ne mi oldu.

Tepkiler çığ gibi büyüdü.

Tokat atan yaş baş almış gazeteci, gençten özür diledi.

“Gel Ankara’ya sana yemek ısmarlayayım” dedi.

Sen o gencin dünyasını yıkmışsın, ailesini ateşlere atmışsın, çocuğu sevenleri incitmişsin.

Olaya şahit olan bir ülkenin bütün annelerini, bizleri üzmüşsün.

Yaptığın cürmün haddi hesabı yok.

“Gel, yemek ısmarlayayım.”

Bu kadar kolay mı, eziyet et, şiddet yap, kalbini kır, onuruyla oyna sonra özür dile, yaptığın suçtan kurtulduğunu san.

Korkunç şeyler olmakta ülkemde.

En kolay yıkılan fidanlar; gençler ve kadınlar olmakta.

Şiddeti yapan gazeteci ile ilgili sabıka bununla da sınırlı değil.

Muhabir bir bayan dehşet ifşaatta bulundu.

Meğer yaşını başını almış gazeteci, o genç hanımı üstelik hamile iken itip sandalyeden düşürmüş.

İşe, çalışmaya, paraya çok ihtiyacı olduğu bir zamandır zira kadın muhabirin eşi işsizdir; yaşlı gazeteci bütün bu zor durumdalık olaylarını bilmektedir.

Hayatını kolaylaştırmak yerine daha da zorlaştıracak formülleri bulmakta gecikmez.

Kadın muhabiri olmadık yerlere geç saatlerde gönderme mobbingi ile sonunda zaferi kazanmış, kadını yıldırmış, işinden ayrılıp yetmedi basından nefret etmesine yol açmış.

Bir başka yaşlı başlı gazeteci de şiddeti öyle ileri götürmüş ki, başka gazetelerde olamayacak bir dayak trendini yakalayıp bu konuda şampiyonluğu kimselere bırakmamış.

Çalıştığı kurumda astığı astık kestiği kestik rolüne zeval getirmemek için gazetede çalışan kadını, beyzbol sopası ile birine dövdürmüş.

Bunlar kendilerini köle taciri sanan zulüm rejisörleri.

Yetişkin erkek terörü.

Dışarıda iş arkadaşına böyle davranan zorbalar evde hangi kasaplığı yapmaz, insanın aklı almamakta.

Mustazaflar, mazlumlar.

“Toplanma Günü”nden önce daha ön dünyada kimi kabaların çirkin hareketlerinin belgelenmesi hep bir ibret vesikası.

Kutlu kitap ne güzel anlatmış onları; “Sanki onlar giydirilmiş kereste gibidirler”.(Münafikun-4)

Bakarsınız çok kibar konuşurlar, pahalı elbiseler içindedirler, kurumsal kimlikleri ile hayranlık uyandırırlar.

Ağaca hakaret olacak belki, ölmüş büyükbabasının cesedidir kütük; yeşil prensesler olan ağaçların.

Lakin kütükten de kabalar işte.

Keseyi, kasayı, kabalıkla, şiddetle, dayakla dolduran kütükler.

Herkes haddini, hududunu, sınırını, eşiğini bilecek.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.