Okunacak kitap

Üniversite öğrencileri tatile çıkarken, “Hocam ben bu tatil boyunca bir tarih kitabı okumak istiyorum. Bana bir kitap tavsiye eder misiniz?” dediğinde, “Selçuklular ve Osmanlı tarihi gibi bir konulu kitap okuyacaksan onu uzmanına soracaksın. Yok tarihten ibret almak için okuyacaksan Kur’an-ı Kerim oku” diyorum.

Yüz sene öncesinin tarihinden ibret almak için iki tarih kitabı okusanız, mesela Abdülhamit Han’ı incelemeye kalksanız, kitabın birisine göre “Kızıl Sultan Abdülhamit han”dır. Öbürüne göre “Ulu Hakan, cennetmekân, Abdülhamit Han”dır. Siz iki arada bir derede kalırsınız.

Geriye gitmeye gerek yok. 12 Eylül 1980 darbesini araştırmaya kalksanız, o günün MGK raporlarını, Meclis zabıtlarını, gazeteleri, yazışmaları okusanız bu beş generalimiz, Allah’ın gökyüzünden gönderdiği ve yeryüzünde Türkiye’yi düzene koyduğu beş mübarek adam olarak karşınıza çıkar.

On yıl sonraki hatıraları okursanız bu sefer de en kötü manzaraları okumuş olursunuz. Çünkü yazarlar insandırlar.

On yıl önce yağ çektiklerinin şimdi yine aynı yağla ayağını kaydırmaya çalışırlar.

Onun için Rabbimiz, en güzel örnek olayları, en güzel şekilde Kur’an-ı Kerim’inde bize peygamberlerin hayatından örneklerle haber vermiştir.

Halkla ilişkilerden bir öğrenci bana da bir kitap tavsiye eder misiniz?

-Kur’an okumanı tavsiye ederim. Mesela bir kısım insanlar vardır ki gördüğünden etkilenirler. “Göz görür, gönül çeker” demiş atalarımız.

Kur’an’ın ilk inen ayetlerinden birinde, “Elbiseni temiz tut” (Müddessir 4) buyurmuş. Daha sonra nazil olan ayette ise, “Ey Ademoğulları, her mescide varışınızda güzel elbiselerinizi alınız…” (A’raf 31) buyuruyor.

Yani insan içine çıkarken en güzel elbiselerimizi giyeceğiz. Buradan hareketle dükkânımız, dairemiz, tıraşımız ve de görünen her şeyimiz güzel olsun.

Bazı arkadaşlarımız, bazı sloganlara tepki göstermek için, “Biz, örtünmek için giyiniyoruz” diye bağırırken Kur’an’a muhalif söz söylediğinin farkında olmaz. Güzel giyinen aynı zamanda giyinmiş de olur.

Halkla ilişkiler kuran kişiler, bazı insanların görüntüye değer vermeyeceğini, “Ben görünüşe aldanmam” diyeceğini bildiğinden o güzel elbisesine Sevgili Peygamberimin sünnetidir diyerek güzel kokular sürerse ilişkisine o güzel koku da etki eder.

“Kervan (Mısır’dan) ayrılınca babaları (Yakup): ‘Şüphesiz ben Yusuf’un kokusunu buluyorum’ dedi” (Yusuf, 94).

“Kabuklu dane ve hoş kokulu(lar) vardır” (Er-Rahman süresi, 4).

Rabbimiz, yediğimiz sebze ve meyvelerle ilişkilerimizin daha güzel olması için onlara tabii kokular vermiştir.

İnsanlar da sizin ağız kokunuzu çekmek zorunda değiller. Onun için günde beş vakit namazda beş defa ağzımızı temizlemeye dikkat edelim ve Efendimizin sünnetine uyarak güzel kokularımızı sürelim. Sıhhatiniz için tabii olanlara dikkat ediniz.

Bazı insanlar da vardır ki, gördüğü veya kokladığından ziyade işittiklerine dikkat kesilirler.

Konuşmanızda geçen kelimeler, bildiğiniz kelimelerin en güzel ve en yumuşaklarından olsun.

Anlaşılır ve akıcı olsun.

Tuzak kelimelerden, iğneleyici cümlelerden kaçının.

Düşmanınız bile olsa kırıcı kelimeleri kullanmayınız. “Kılıç yarası iyileşir, söz yarası iyileşmez.”

Rabbimiz, yeryüzünün gelmiş geçmiş en zalim kralına iki peygamberini Musa ile Harun aleyhimesselamları gönderirken:

“Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır veya korkar” (Tâ-Hâ, 44) buyurmuş.

Kulağı delik olanlar, sözlere daha çok kulak kabartırlar. Onun için biz, kulakları da güzel kelimelerle doyuralım.

Bazı insanlar da vardır ki, midesinin “Evet” dediğine gönül verirler.

Görüştüğü ve konuştuğu insanların elbiseleri veya sözleri onun hatırında kalmaz. O, on sene sonra bile, “O ne güzel yemekti” diyerek hatırlar o buluşmayı.

“Halil İbrahim sofrası” kültürümüzün temel taşlarından biridir ve insani ilişkiler taşının temelini de İbrahim aleyhisselam atmıştır.

Rabbimiz, Onun evine müsafir geldiğinde hemen buzağıyı kesip ikram ettiğini haber verir:

“Hemen ailesine gidip semiz bir buzağı getirdi” (Zâriya,t 26).

“Buzağıyı onlara yaklaştırdı ve ‘Yemez misiniz ‘dedi” (Zâriyat, 27).

İsrafa kaçmadan, evimizdekilerin en güzellerini müsafirlerimize, dostlarımıza, komşularımıza ikram edeceğiz.

Sevgili Peygamberimiz: “Kim Allah’a ve ahirete iman ediyorsa, ya hayırlı bir şey söylesin veya sussun. Kim Allah’a ve ahirete iman ediyorsa, komşusuna ikramda bulunsun. Kim Allah’a ve ahirete iman ediyorsa misafirine ikramda bulunsun” buyurmuş (Buhari, Nikah ve Edeb).

Bazı insanlarımız da vardır ki, dokunmak veya dokunulmak ister.

Bu dokunmalar dostluğumuzun, sevgimizin maddi iletkenlerle ulaştırılmasıdır.

Biz, buna da önem vereceğiz. Sevdiğimizin elinden tutmak, dostlarımızla karşılaştığımızda kucaklaşmak, tokalaşmak sünnetten âdete dönüşmüştür. İyi de olmuştur. Ama sünnet olduğunu bilerek yaparsak sevap da kazanırız.

Sevgili peygamberimiz, “İki Müslüman karşılaştıklarında tokalaşırlarsa daha ayrılmadan, Allah onların günahlarını afveder” buyurmuş. (Ebudavud, Edeb, bab 153,hadis 5212, Tirmizi, İstizan, hadis 2728, İbni Mace, Edeb, hadis 3703).

Özümüz güzel olsun, sözümüz güzel olsun, elbisemiz temiz ve güzel olsun, gül gibi güzel kokalım, ipek gibi dokunalım, cömertlik elbisesiyle dolaşalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.