Hayın İstanbul

Her bayram tatilini gezmelere ayıran ahali, Cumhuriyet Bayramı’nı da mahrum bırakmadı.

Yollar doldu, tıkandı.

Senelik takvime bakanlar aylar öncesinden gözüne kestirmişti 29 Ekim tatilini.

Planlarını yaptılar, otellerde yerlerini ayırttılar.

Perşembe günü işlerine giderken valizlerini yanlarına almışlardı.

Öğleden sonra özgürlük başladı.

Ekim sonunun o Kasım’a karışan soğuğunu kuşanmış havaya aldırmadan bir güz güncesinin içinde kaybolmak çoğu insanın hayaliydi.

Sanki herkes Nietzsche’nin tespitini mırıldanmaktaydı: “Arkadaş yalnızlığına kaç. Büyük adamların şamatası ve küçüklerin sahtekârlıklarıyla bocalamış görmekteyim seni.”

Kadere bakın ki bu kez üvey evlatlık denizlere düştü.

Dağların bayramı idi.

Çoluk çocuk yaşlı genç; İstanbul’a yakın Bolu dağlarının, Yalova kaplıcalarının, Sakarya tepelerinin, Pamukova bayırlarının yolunu tuttu.

Doğanın o harikulade mektep havası, ağaçların arkadaşları insanlarla selamlaşması, kuşların cıvıldaşmaları.

Ardıçlar, sığlalar, meşeler sarı turuncu kızıl kahve renkli pazen elbiselerini giymişlerdi.

Fakat asıl şanslılar beton otellere kaçanlar değildi.

Kendi kültürünü yaşayan köylerine gidenler, işte onlar için çok daha farklıydı tatil.

Sıla-i rahim yapılmış, o milyar dolarla satın alınamayacak harikulade bir zaman dilimine geçilmiş, geçmiş zamanın nergisleri kabirlerinde ziyaret edilmiş.

Köyün son yaşlıları, kapıları tek tek çalınarak yanlarına gidilip görülmüş.

Yaşlar ilerlese de, ulu çınarların yanında hâlâ bir çocuk olunmuş.

Köşede duran guzune sobası üzerinde kaynayan çaydanlıktan bir bardak çay içilerek anılara gidilmiş.

Böyle bir köydeyim.

Kocaeli’nin dağların zirvesinde, eskilerin yaylası, şimdi küçük sayıda köylünün bir kısmının kışın aşağı şehre indiği bir kısmının iki metre yakın karlara karşın yaşadığı bir köyde.

Süt almak için uğradığım ailenin küçük kızı lisede okumakta.

Annesi ineğini sağarken konuşuyorum, meslek lisesinin radyo televizyon branşında öğrencidir.

İstanbul’dan geldiğimi öğrenince seviniyor, hayranlıkla gözleri parlıyor.

“Ben de buralarda durmak istemiyorum, asla üniversiteyi bu şehirde okumayı düşünmüyorum. İstanbul hayalim, rüyalarımı süslemekte. Öğretmenlerimde öyle söylemekteler, orada okuyun daha çabuk iş bulursunuz demekteler, zaten hayalim bir film setinde çalışmak.”

Daha on beşinde ama saçlarını sarıya boyamış genç kıza, “Yanılıyorsun, İstanbul’da bu güzel manzaralar, bu bozulmamış doğa yok” dedim.

Genç kız dinlemiyor beni; ”Umurumda değil, büyük şehrin üniversiteleri de çok muhteşem, burası gibi değil.”

Acaba muhteşemden bu çocuk neyi anlamakta;

“Senin öğretmenlerin de yanılmaktalar, bir gün bu harikulade köyüne onları davet et, nasıl bir cennette yaşadığını görecekler.

Hatta sana burayı ödev vereceklerdir, küçük bir film çekmen için.”

Annesi sütü getirip oradan ayrıldığımda, dönümlerce rengârenk bol ağaçlı araziyi geçmek için epey yürüdüm. Kız, bir hazine içinde yaşıyordu, farkında değildi. Dalları elmalar ve ayvalar, muşmulalardan yıkılan ağaçlarda kuşlar güz konserlerine başlamışlar ve arazilerinde akan incecik dere, küresel ısınmaya meydan okurcasına küçük şelaleler yaparak şırıl şırıl akmaktaydı. Yosunlanmış yalağı ile eski bir dağ çeşmesini de onların bahçesinde görünce iyice kızdım şu koca metropole.

Hayın İstanbul, dedim.

İstanbul’ un böyle bir şımarıklığı da var işte.

Hiçbir şehir kendisi ile yarışamamakta.

Akılları baştan almakta.

Her zaman diğer güzellikleri gölgede bırakmakta.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.