Sakal, bıyık…

Dünyada döviz bol ve ucuzken, adeta “yarınlar yokmuş” ve “bu borçlar hiç ödenmeyecekmiş” gibi hababam borçlandık. Türkiye ekonomisinin 2009 küresel krizine kadar olan manzarası bu şekildeydi. Milli gelirdeki artış da bu “el parasıyla” sağlandı. Nitekim bu “el parası” kaçıp gidince ve yanlış politikalardaki ısrar da aynı inatla sürünce kişi başına düşen milli gelirin sürekli düştüğünü gördük.

Bu seneyle birlikte üst üste 7 yıldır milli gelir eriyor. 2021 yılı kişi başına düşen milli gelir rakamı 2009’daki neredeyse aynı olması, bir arpa boyu bile yol alınamadığını mı yoksa bir fakirleşmeyi mi gösteriyor, yoruma açık…

Yüksek faiz vermemiz karşılığında ülkemize çektiğimiz kredilerle sahte bir zenginlik yaşadık. Gelirimizin arttığını sandık, el parasıyla büyüdüğümüzü ve bunun gerçek bir gelişme ve kalkınma olmadığını anlayamadık. Zenginleştiğimizi düşünüyorduk açıkçası. Bir illüzyonla koca bir ülke 2013’e kadar aldatıldı.

Elbette herkes bu illüzyona kanmadı. Ucuz dövizlerin betona, inşaata, ranta, tüketime harcanmasına karşı çıkanlar oldu. Bu devranın sürekli bu şekilde dönmeyeceği, işlerin terse döndüğünde yani borcun borçla çevrilmesinin zorlaşmaya başladığı anda “arabanın duvara toslayabileceği” ikazları yapıldı. Tabii ki kimse dinlemedi, uyaranlar kınandı, eleştirildi, hain vs ilan edildi.

Dünyada ucuz ve bol döviz devri bitip de para gelişmekte olan ülkelerden çekilmeye başlayınca devran döndü. “Borcu borçla ödemek”, “tüketerek büyümek”, “kaynakları ranta ve yakın çevresine kanalize etmek” dışında hiçbir ekonomi politikası olmayan ve yıllarca “inşaatla büyüme” gibi bir garabete sarılan iktidar da çuvalladı.

Bugün yaşananlar, o gün uyaranların haklılığını ortaya koyuyor alenen. Seçim kazanmaya odaklı, temelsiz ve gündelik politikaları “ekonomi politikası” diye önümüze koyanlar, bugün de hiçbir sorumluluk almıyorlar, tuhaf tuhaf argümanları ekonomik önermeler gibi sunuyorlar, acayip acayip günah keçileri ilan edip suçu onlara yüklemeye çalışıyorlar. Önceki sorumsuzluk bugün de sürüyor ve bu durum da sadece sorunları büyütüyor. Biriken sorunlar da bugün artezyen gibi patlıyor. Bu gidişle yarın da, öbür gün de, yakın gelecekte de bu kırılganlık sürecek gibi.

Aslına bakılırsa içeriği ve motivasyonu bakımından herhangi bir sistem bile olmayan ve “iktidarın devamı” argümanını kutsayan “ Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” ile ekonomi dibi görmeye doymuyor. Kişi başına düşen milli gelir bu sistemle(!) beraber açıkça çöküşte. Enflasyon,  hem ekonomik aktiviteyi belirsiz hale getiriyor ve riskleri artırıyor, hem de rantiye ve döviz geliri olanlar dışında tüm kesimlerin gelirini eritiyor. Ülke ekonomisinin kırılganlığı artıyor, milli para gün geçtikçe alım gücü bakımından zayıfladıkça zayıflıyor.

Ekonomik gerçeklerle ve ekonomi ilmiyle bağdaşmayan “faiz sebep, enflasyon sonuçtur” önermesi uğruna faizcilerin memnun edilmesi, doları baskılamak adına Merkez Bankası kaynaklarının eritilmesi gibi akla ziyan politikalarda ısrar eden bir bir siyasi iktidar, normal olarak halkı da fakirleştiriyor.

Ayyuka çıkıp halkın tepki göstermesine dek hiçbir şekilde kötü ekonomiyi kabul etmeyenler, bugün artık enflasyonu ve hayat pahalılığını reddedemiyorlar. Çünkü seçime az kaldı ve tencerenin değiştiremeyeceği iktidar da daha icat edilmedi! Ancak hala topluma uydurulmuş algıları anlatmaya, ekonominin gerçeklerini gizlemeye devam ediyorlar. Enflasyonun müsebbibi yanlış ekonomi politikaları değil de bilmemne lobileri ve ekonomi kötü değil de dış güçlerin saldırııi var! Hatta İngiltere’de, Fransa’da, ABD’de durum çok daha kötü gibi akıl mantık dışı, şaka gibi sözler de cabası.

Ekonomi gerçeklere, doğru verilere, rasyonel bilgilere ve şeffaflığa dayalı bir akılla idare edilirse insanlar fakirleşmez, mağdur olmaz, kaynaklar heba edilmez. Uyduruk gerçekler ve kitleyi narkozlamaya yarayan saçma sapan algı operasyonlarıyla ise içinde bulunduğumuz gibi “aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık” kısır döngüsünde debelenir dururuz. Faizi düşürsek dolar patlıyor, faizi artırsak ekonomi durup rantiye kazanıyorsa kısır döngüden de öte bir  çıkmazdayız demektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.