Doğmamış Çocuğun Verisini Toplamak

İngiltere’de GameStation isimli bir parakende mağazası 2010 yılında internet kullanıcılarının gizlilik sözleşmelerini okumadıklarını ortaya koymak için ilginç bir deney yaptı. Şirketin gizlilik sözleşmesinde şu madde yer alıyordu:

“Milattan sonra 2010 yılının dördüncü ayının ilk gününde bu GameStation internet sitesi üzerinden bir sipariş vererek, şu an ve sonsuza kadarlık bir dilim için, ölümsüz ruhunuz üzerinde devrolunamaz haklarınızı bağışlamayı kabul etmiş olursunuz. Bu hakkımızı uygulamaya koymak istersek, ölümsüz ruhunuzu ve üzerinde iddia edebileceğiniz tüm hakları, gamestation.co.uk veya yetki verdiği cüceleri tarafından iletilecek yazılı bildiriyi takip eden 5 (beş) gün içerisinde teslim etmeyi kabul etmiş olursunuz.”

Madde açıktı… Mağazadan alışveriş yapacak kişiler bu sözleşmeyle “ruhlarını” karşılıksız olarak online satış mağazasına devretmeyi kabul etmiş sayılıyordu. O gün tam 75 bin kişi bu sözleşmeye onay verdi.

*

Kimsenin web sitelerindeki sözleşmeleri okuduğu yok. Okumak isteseniz de bu pek mümkün değil. Çünkü sözleşmeler çok uzun ve anlamak için yanınızda bir hukukçu bulundurmanız gerekiyor. Yukarıdaki deneyi aktaran Marc Goodman, Facebook’un gizlilik sözleşmesinin Amerikan Anayasası’ndan daha uzun olduğunu belirtiyor. Herkesin acelesi var. Beş paragraf yazıyı okurken bile uykusu gelen bir kitlenin, mouse sipariş etmek için hukuk maddeleri okumasını bekleyemezsiniz. Halbuki pek çok sözleşmede özel bilgilerin üçüncü taraflara kiralanabileceği, satılabileceği, depolanıp farklı amaçlar için analiz edilebileceği açık bir şekilde yazmaktadır. Diyelim ki bilgilerinizin paylaşılmaması için onay vermek istemiyorsunuz. Bu durumda bunları nasıl yapacağınız bu sözleşmelerde açık değildir. Üstelik ulaşmak istediğiniz şey acil ve cazipse (bu bir maddi ürün olabileceği gibi, bir bilgi ya da başka bir hizmet olabilir) bununla uğraşmak zor gelecektir. Yukarıdaki örnekte de görüldüğü gibi, ne de olsa on binlerce kişi bu siteyi kullanıyor düşüncesi onay vermeye iter kişiyi. Dikkat ederseniz, özel bilgilerinizin satılmaması, başka amaçlar için kullanılmaması vs. gibi şeyler için sizin bir “işlem” yapmanız gerekir. Web sitesi bunları almak için sizden bir talepte bulunmaz, bunları alır. Vermemek için sizin ayrıca çaba göstermeniz gerekecektir. Acelesi olan ve sitenin verdiği hizmete o an ihtiyacı olan kişi “lanet olsun” der ve onaylayıp geçer. Çeşitli hizmetler sunan web sitesi ve akıllı telefon uygulamalarının neredeyse tamamında durum buyken hangi birisiyle uğraşacaksın? Neredeyse hepimiz için durum bu. Üstelik web siteleri gizlilik sözleşmelerini zamanla değiştirip günceller. Bunları takip etmek de kullanıcının sorumluluğundadır. Dolayısıyla özel verilerin dijital yolla toplanması kültürel bir zorlamaya dönüşür, “dijital yerliler” olarak tanımlanan kuşak için online yaşamın olağan bir parçası haline gelir. “Kabul et” butonunu tıklamak bir reflekse dönüşür adeta.

Ancak geçtiğimiz sene MIT Press’in yayınladığı Veronica Barassi’nin  “Child|Data|Citizen” kitabı, şirketlerin veri toplama işini ana rahmine kadar götürdüğünü belirtiyor. Şirketler doğmamış çocukların da verilerini topluyor, kiralıyor, satıyor ve depolayıp ileride kullanılmak üzere analiz ediyor. Barassi, bu kuşağın daha doğmadan dijital olarak profillenen ilk kuşak olduğunu belirtiyor. Bunun ileride nasıl bir toplum var edeceğini henüz tam olarak bilmiyoruz. Dediğimiz gibi dijital teknolojiler, ihtiyacımız olan şeyi hızlı ve kolay bir şekilde verir. Doğmamış çocuğun verilerini toplamanın merkezinde dijital hamilelik uygulamaları var. Bu uygulamaların ucuna takılan nimet “hamile olan/hamile kalmak isteyen/hamile kalmak istemeyen” kadınların bilgi ihtiyacıdır. Dijital hamilelik uygulamaları, kadınların özel günlerini, biyolojik durumlarını, çocuğun anne karnındaki hareketlerini (örneğin tekmeleme sayısı vb.) kaydediyor. Çocukların dijital bir emtia haline gelmesi anne-babaların bu uygulamaları indirip kullanmasıyla başlıyor. Şöyle diyor Barassi:

“Vatandaşlar doğmadan önce (örneğin hamilelik uygulamaları), kişisel verileri dijitalleştirildiği, paylaşıldığı, saklandığı, analiz edildiği ve başkaları tarafından onlar için kullanıldığı için topluma ‘dijital olarak katılmaya’ zorlanıyorlar.”

Piyasada kullanıma sunulmuş çok fazla dijital hamilelik uygulaması var. Barassi, 2015 yılında 165 bin mobil sağlık uygulamasının %7’sinin kadın sağlığı ve hamileliğe yönelik olduğunu belirtiyor. Bu da yaklaşık 11 bin uygulama demektir. 2013-2018 arasında sadece WebMD isimli gebelik uygulaması 1,6 milyon kez indirilmiş. Dijital hamilelik uygulamaları en mahrem bilgileri kaydetmek üzere tasarlanmış. Örneğin Ovia uygulamasının tanıtım yazısında şunlar yer alıyor (Barassi, 2020):

“Adetinizi, yumurtlamanızı, semptomlarınızı, ruh halinizi ve çok daha fazlasını tek bir güzel uygulamada takip edin! Ovia Fertility, benzersiz döngünüze dayalı özelleştirilmiş yumurtlama tahminleriyle sağlığınızı yönetmeyi ve hedeflerinize ulaşmayı eğlenceli ve kolay hale getirir… Kapsamlı Sağlık Takibi: Regl ve döngü + Ruh halleri ve fiziksel belirtiler + İlişki + Beslenme ve kilo + Aktivite ve egzersiz + Uyku + Yumurtlama ve hamilelik testleri + Servikal sıvı + İlaçlar + Kan basıncı + Bazal vücut ısısı. (Ovia Uygulaması, tanıtım yazısı; Ovuline Inc. 2018)

*

Dijital uygulamalar aracılığıyla ana rahminde kalp atışları ve tekmeleri bile sayılıp kaydedilen çocukların yaşayacağı bir dünya nasıl olacak? Sağlık, hukuk, ulaşım, eğitim, alışveriş, eğlence vb. gibi kamusal yaşamın bütün mecralarında kişisel dijital veriler toplanıyor, depolanıyor, analiz ediliyor. Bunları vermek zorunda kalırsınız çoğu zaman. Örneğin yolculuk gibi mecburen almanız gereken hizmetler de bazen bu bilgileri vermenize bağlıdır. Kişiselleştirilmiş reklam ve ekonomik çıkar tek amaç değil burada. Mevzu sadece kişilik özelliklerinin, eğilimlerin, inançların izlenerek kişiye özel “parfüm” ya da “t-shirt” reklamı yapmak değil. Aynı zamanda kişilikleri, zevkleri, inançları, düşünceleri, duyguları, davranışları biçimlendirmek.

Toplumların özel hayatlarını gözetlemek, takip ve kontrol etmek bugün ortaya çıkan bir şey değil. Kur’an tağuti yönetimlerin aklında olanlarla ilgili bize hayati uyarılarda bulunuyor. Tarihteki ilk kitlesel biyopolitik uygulamalardan biri, belki de birincisi Firavun tarafından yapılmıştı. Hamile bütün kadınları takip etmek, doğan erkek çocuklarını öldürüp kızları sağ bırakmak için memurlarını görevlendirmişti. Tabii ki o zamanlar bu iş “manuel” olarak yapılıyordu. Motivasyon ve amaç açısından bugünün dijital  hegemonyasıyla Firavun arasında bir fark yok.

Firavun laf olsun, keyif olsun, kasamı biraz daha doldurayım diye yapmamıştı bu uygulamayı. Kendi Rabbliğini, siyasal otoritesini tehdit edecek bir “Musa” çıkma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Lütfen dikkat edin, bir Musa için, bütün kadınlar takip altındaydı. Hiçbir kadın bu takibin dışında kalmamalıydı. Ve yine Musa’nın kim olacağı belirsiz olduğu için bütün erkekler yok edilecekti.

Yapay zekâ ve makine öğrenmesinin nihai amacı öngörmektir, var olanı kaydetmek değil. Mümkünse hiçbir ayrıntıyı kaçırmadan (ana karnındaki tekme sayısı da dahil) var olanı kaydetmek sadece bugün ne olduğunu, nasıl olduğunu, nerede olduğunu bilmek için değil; yarın ne olacağını, nasıl olacağını, nerede olacağını bilmek için önemlidir. Sonuçta bir tanrılık iddiasında bulunan sadece olanı değil, olacakları da bilmesi gerekir. Ama bu sahte tanrıların nasıl bir totaliter olduğunun farkında değil pek çok kişi. Allah bile kendisine isyan edilmesine izin veriyor. Kendisine isyan edenin suyunu, havasını, güneşini kesmiyor. Ama bunlar verecekleri en küçük hizmette bile kendini ifşa etmeye zorluyor insanları.

Barassi, kitabında başına gelen bir olayı anlatıyor. Bir gün bir alışveriş merkezinde çocuğuyla birlikte oyun bileti almak istemişler. Görevli önce çocuklarının adını, doğum tarihlerini, ev adresini, telefon numarasını ve e-postasını yazmasını istemiş. Ayrıca sosyal medya hesaplarını da yazabileceği söylenmiş. Bir oyun alanına girebilmek için istenmiş bütün bunlar. Vermek istemeyince de görevli, “O zaman bileti satın alamazsınız” demiş. Ayakkabılarını çıkarmış, arkadaşlarına el sallayan ve oyun alanına girmek için sabırsızlanan çocuğuna bakmış. “Başka seçeneğim olmadığını hissettim ve görevlinin gösterdiği yeri okumadan imzaladım ve tüm kişisel verilerimizi verdim” diyor.

Dijital statükonun özgürlük anlayışıdır bu. İstediklerinizi vermezseniz, verilecek hizmetlere erişiminiz engellenir. Sonra da çıkıp, “Kafasına silah dayamadık ya, işte imzası, belgesi” denir.

Bu hegemonyaya karşı direnmek zorundayız. Birlik, sorumluluk ve irade sahibi olmadan bu dünyaya direnmenin yolu yok. Küçük hesaplar, küçük çıkarlar, kompleksler, alışkanlıklar ve önyargılardan vazgeçememe direnmeyi imkânsızlaştıran en önemli zaaflar. Eğer bu zaaflarımızın üstüne gitmezsek, Allah’ın bir yardımı olarak Musa sağ kalsa da, İsrailoğullarında olduğu gibi, Firavun’a değil, Musa’ya isyan ederiz. Böyle bir topluluk da üzerine zillet damgası vurulmuş bir şekilde yaşamaya mahkûm olacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mücahit Gültekin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.