Enflasyon da iktidara karşıymış

Birkaç sene önce siyasi iktidar, vatandaşın giderek canını acıtan ve nefes aldırmayan hayat pahalılığını ve geçim sıkıntısını kesinlikle kabul etmiyor ve gündemine dahi almıyordu. Bundan bahsedenleri sert sözlerle eleştiriyor, çeşitli sıfatlarla yaftalıyordu. Sadece, inkar edilemez hale gelen gıdadaki fahiş fiyat artışlarına karşı depo ve market baskınları yapıldı. Bir de soğan patatesi ucuza satmak için tanzim satış çadırları kuruldu. Zincir marketlere de maliyetinin altında bu ürünler sattırıldı. Bunların haricinde ne hayat pahalılığı, ne geçim sıkıntısı, ne de insanların çektikleri zorluklar kabul edildi.

Geçen süre zarfında ekonomideki vaziyet vatandaş için daha da kötüye gitti. Enflasyon dizginlenemiyor ve TÜİK’in açıkladığı “sokağın gerçeğiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan” rakamlara göre bile yüzde 20’ye dayandı. Hayat pahalılığı insanların nefes almasını giderek güçleştiriyor, geçim sıkıntısı milyonlarca insan için şu anda tek gerçek gündem maddesi durumunda.

Siyasi iktidar ise artık halkın gerçek gündemini kendi sahte gündemleriyle ve ekonomiye dair uydurma başarı hikayeleriyle gizleyemiyor. Ne de olsa seçim de yaklaşmış vaziyette ve “tencerenin değiştiremeyeceği” iktidar da icat edilmedi henüz.. Birkaç sene önce gıda enflasyonu için depocuları ve marketçileri “günah keçisi” ilan edenler (ki ekonominin sorumlusu olduklarını da ilan etmişlerdi birkaç defa) bugün de hükümeti hedef alan ve “ekonomiyi kötü göstermeye çalışan esnaf lobisi” gibi bir acayiplikten ciddi ciddi bahsediyorlar. Halbuki bahsettikleri kesim kendilerinin oy deposu en başta.. Aynı zamanda da ekonomiyi kötü göstermeye çalışan yok, ekonomi zaten çok kötü..

Öncelikle şu tespiti yapmak gerekiyor. Ekonomiye küresel veya yerel bir saldırı gibi “fantastik” senaryolara gerek yok. Ekonominin perişan halinin müsebbibi “günah keçileri” veya “esnaf lobileri” vs değil, ekonomi yönetiminin ta kendisi. Son yıllarda özellikle berraklaşan bir tuhaf inat ve her ne hikmetse ekonomi bürokratlarının bile siyasetçilerin “enflasyonun nedeni faizdir” fantezisine ses etmeyip ekonomiyi tam bir açmazın içine sürüklemeleri gerçeği önümüzde duruyor. Kötü ekonominin nedeni de siyasetin bu saçma inadı ve sonuçlarını görmesine rağmen yanlış politikalardan vazgeçmemesinden kaynaklanıyor.

Ekonomi kötü ve bu kötü ekonomi kapsamı içinde giren konu başlıkları da hem çok fazla, hem de vatandaşın hayatını idame ettirmesini de her alanda zorlaştırıyor. Bir yanda yüksekten de öte “fahiş” seviyedeki gıda fiyatları, ki “mutfak enflasyonu” genel enflasyonu da yukarı doğru iten en önemli kalem durumunda. İnsanlar, en temel hak olan beslenme haklarından feragat etmekten, tabiri caizse “boğazlarından kısmaktan” başka bir çare üretemiyor. Mevsiminde 2-3 kilo meyve bile alıp yemek lüks hale gelmiş durumda. Taze sebze meyveden kışlık erzak hazırlamak ise hayal bile edilemiyor. Bu fahiş fiyatlar söz konusuyken 5-10 kilo alıp da kışlık erzak hazırlığı yapabilmek değil, günlük ihtiyacını karşılayabilmek yani “günü kurtarmak” dahi zor artık bu şartlarda.

İnsanların bir diğer temel hakkı olan barınma da neredeyse lüks sınıfına girecek. Kiralardaki artışın ne TÜİK’in ne de sokağın “gerçek” enflasyonuyla ilgisi yok. Tam anlamıyla astronomik artışlar söz konusu ve ciddi bir toplumsal ve ekonomik soruna dönüşmüş durumda. Uzmanların uyarıları da bu durumun giderek bir “barınma sorunu”na dönüşmesi yönünde.   

Bu kadar soruna rağmen hala siyaseten bir sorumlunun ortaya çıkmaması, siyasi iktidarın her zamanki “sorumluluktan münezzeh” tavra bürünmesi ve bir zamanlar depocuları, marketçileri suladığı gibi bugün de farklı kesimleri “hükümeti zor duruma düşürmek” için fiyat oyunları yapmakla suçlaması, içinde yaşadığımız tuhaflığın özetidir. İktidar medyasının “Şer ittifakından zam kumpası” türünden ahmakça manşetleri de bu duruma tüy dikmektedir.

Mührü elinde tutanlar, mahalle bakkalının “hükümeti düşürmek için” enflasyonu körükleyebildiğine inanıyorsa, ortada zaten ekonomi yönetimi falan da yok demektir aslında.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.