Milletin derdi…

Türkiye’deki siyasetin geldiği nokta, halkın iyiliği veya refahı için değil de kendi ikbali ve istikbali için çabalamadan ötesi değil.. Bu durum, önceden de buna benzer bir durum arz ediyordu, ancak şu son dönemde iyice kemikleşti ve maalesef herkesin kanıksadığı genelgeçer bir hale dönüştü.

İnsanlar, kendi sıkıntılarını ve meselelerini dert etmek yerine bir partinin hal-i pür melalini ve iktidarı bırakıp bırakmamasını önceliyorlar, ki bu durum toplumun belli bir kesiminin partizanlıktan gözlerinin görmemesi olarak da, kendi sorunlarına ve gerçekliğine yabancılaşmak olarak da yorumlanabilir.

Son 4-5 senedir, bir ekonomik kriz halini aşıp da uzun süreli bir buhrana evrilen ekonomik vaziyet ve buna neden olan politika fiyaskoları ve uygulama beceriksizlikleri bile siyasi iktidarın neredeyse “sorgulanamaz” ve hatta eleştirilmesi bile yasak sayılacak “iktidar olma haline” halel getirmesin diye söz konusu edilmiyor. Yanlış ötesi politikaların ve yetersiz yöneticilerin ortaya koyduğu faturayı tüm zerrelerine kadar hisseden vatandaşın en ufak bir tenkidi bile şiddetli bir karşılık görüyor. “Asil”in “vekil”den hesap sorması düşünülmesi bile mümkün olmayan bir durum olarak ortaya çıkıyor.

“Enflasyonun nedeni faizdir” önermesindeki gereksiz ve temelsiz inadın ekonomiyi sürüklediği çıkmaz sokaktan dönülemiyor, hareket alanı giderek kısıtlanıyor ve bu meselede de fatura “fakirleşme” olarak vatandaşa çıkıyor. Hayat pahalılığının, geçim sıkıntısının, fakirleşmenin bu denli gözle görülür ve ete kemiğe büründüğü bir atmosferde bile başta iktidara eklemlenmiş ve hiçbir prensibi ve onuru kalmamış medya olmak üzere siyasetin tek derdi siyasi iktidarın iktidarı bırakmamasına indirgeniyor. Milyonların çektiği sıkıntılar teferruat bile sayılmıyor, başka ülkelerde de bu türden sorunların olduğuna dair acayip açıklamalarla geçiştiriliyor.

Yani “enflasyon çok yüksek, geçinemiyoruz” derseniz, Avro Bölgesi’nde enflasyonun ciddi bir sorun olduğu yönünde bir değerlendirmeye maruz kalabiliyorsunuz. Bu değerlendirmenin, bu ülke insanının hangi derdine nasıl bir merhem olacağı ise kocaman bir muamma…

Almanya’nın üniversite sayıları konusunda bizi kıskandığına dair propagandist lakırdılar sarf edilirken, üniversite okumanın giderek “işsizliği 4 seneliğine erteleme” müessesesine dönüştüğü gerçeğiyle yüzleşmemek mümkün değil. Her ile, her ilçeye üniversite açmakla övünenlerin, keşke biraz da bir plan-program, öngörü veya hedef dahilinde bu işi yapmış olmalarını söylemenin de bu saatten sonra kimseye faydası yok.

Üniversite bitirmiş gençler arasındaki işsizliğin yüzde 30’lara çıkması da siyaset için önemsiz bir detay. Hayata başlama noktasındaki gençlerin, düzgün bir iş ve sağlıklı bir gelire erişmesini bile sağlayamamak da kimsenin umurunda değil. Bu gençlerin, hayatlarına dair hayal bile kuramayacak noktaya sürüklenmeleri, yurt dışına giderek en basit işlerde çalışma imkanına erişmeyi bile büyük bir nimet olarak görecek kadar çaresiz hissetmeleri de dert edilecek şeyler değil… Önemli olan, siyasi iktidarın sorgulanmaması, herhangi bir meselede sorumlu farz edilmemesi, yerine bir başkasının gelmesinin bile düşünülmemesi…

20 yıllık iktidar sürecinde bir gün bile demokratik sistemin ve millet iradesinin en büyük ayak bağlarından biri olan seçim barajına dair tek bir söz etmeyip ve tek bir eyleme girişmeyip de, bugün artık oyların istenen seviyenin hayli altına gerilemesiyle birlikte bir anda seçim barajını düşürmenin millet menfaatine çalışmakla bir ilgisi olabilir mi? Burada tek gerçek, siyasi iktidarın menfaati değil midir? Her meseleye bu denli pragmatik ve benmerkezci bakılabilir mi? Yönetme makamındakiler, milyonlarca insanın vebalini de yüklenmiyorlar mı, onların rızasını kazanmak için gayret etmeleri gerekmez mi? Her şey belli bir zümrenin menfaatine göre mi şekillenecek bu ülkede?

Milyonlarca insanın derdini, sıkıntısını, hayal kırıklıklarını kendi menfaatinden öne koyacak siyasiler gerekiyor bu ülkeye.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.