Korona terörü vurmaya devam ediyor  

Okulların açılmasına bir hafta kala korona salgını yeniden atağa kalkmış görünüyor. Çünkü Cumartesi akşamı açıklanan rakamlara göre tespit edilen vaka sayıları 20 bine dayanırken, hayatını kaybedenlerin sayısı 245’e yükselmişti. Son bir haftadan beri salgından vefat edenlerin sayısı 200’ün üzerine çıkmış, ister istemez toplumda var olan endişeyi artırmıştı. Bu endişenin artışında sadece vefat sayısının yükselmesi değil, aşılama oranlarının ülke genelinde artıyor olmasına rağmen vefat edenlerin sayısındaki artış endişeyi daha da körüklüyor. Başından beri salgından korunmak için aşılanmanın önemine hep dikkat çektim. Bir bakıma aşı karşıtlarının karşısında yer aldım. Ancak, yapılan açıklamalara bakıldığında aşılamanın ülke genelinde ciddi bir artış göstermesine rağmen vefat sayılarında azalma yerine artışın olması ister istemez kafalarda tereddütlerin oluşmasına yol açıyor. İster istemez toplum söz konusu çelişkinin izahını bekliyor. Gerçi bazı ilgililer vakalardaki artışı genellikle virüste ortaya çıkan değişimler, bir başka ifadeyle yeni varyantlar sebebiyle olduğu ile izah ederken, her durumda aşılamanın yakalananların hastalığı hafif atlatmalarını sağladığı, bir başka ifadeyle aşı olanlarda yoğun bakıma yatanların ve vefat edenlerin sayılarının aşı olmayanlara göre çok daha az olduğunu belirtiyorlar. Bu durum ister istemez toplumda özellikle aşı olanlarda bir gevşemeye yol açıyor. İster istemez bana bir şey olmaz anlayışını yeniden yaygınlaştırıyor.

Vurgulamak istediğim husus, geçen zaman içinde salgının önlenmesinde en önemli hususun aşılanma olduğu gerek uzman sağlıkçılar gerekse yöneticiler tarafından yapılan açıklamalarda ısrarla vurgulandı/vurgulanıyor. Bu ise toplumda salgından kurtulma yönünde ciddi bir umut ışığı oluşturdu. Ancak, bu durumun devam etmesi için vaka ve vefat edenlerin sayılarındaki artışın düşüyor olması gerekiyor. Aksi halde toplumda oluşan salgının yok edileceğine dair umut yerini umutsuzluğa bırakacak olur, ardından yeni kapanma dönemleri gündeme gelecek olursa toplumda bir hayal kırıklığı oluşması, bunun da ötesinde kapanmaların sebep olduğu yılgınlık daha da artacak demektir. Özellikle günlerden beri salgına karşı her türlü tedbirin alındığı, böylece yüz yüze eğitimin 6 Eylül’de başlayacağı hemen her gün ifade ediliyor. Bu arada özel okullarda ise 23 Ağustos’tan itibaren ilk, orta ve liseler açılmış durumda. Bu durum iki yıldır okullarından, öğretmenlerinden ve arkadaşlarından ayrı kalmış olan çocuklarımızda oluşmuş olan iyimser havayı yok edecek olursa okul ve öğretimden kopmuş olan bağlarını yeniden tesis etmek iyece zorlaşacak, yavrularımızın kayıp yılı ikiden üçe çıkma durumu söz konusu olacaktır.

Bu bakımdan aşılamanın artışına karşı vaka ve vefat sayılarında ortaya çıkan artışın sebebinin net bir şekilde toplumla paylaşılması, gerekli tedbirlerin alınması gerekiyor. Salgındaki iniş çıkışlar, uzmanların ve yetkililerin açıklamalarından çok toplumda bir takım kimselerin söylediklerine yönelme oluşturuyor. Artık kesin olarak görüldü ki, salgını salgın ile mücadelede devlet ile toplum birlikte hareket ederek önlemek mümkün. Aksi halde tek başına bazı tedbirlerin uygulanması bir süreliğine salgının hızını kesiyor olsa da çok geçmeden yeniden artış başlıyor. Böyle olunca alınan tedbirlerin fazla bir anlamı kalmıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.