“Bizim için ağlıyorlar da, bizi kim katletti”

Galiba herkes Muaviye olabilir. Fakat kimse Hüseyin olamaz. Muaviye’nin önceliği, bütün babalar gibi oğlu Yezid’i halka veliaht olarak kabul ettirmekti.

Ödüle de, baskılara da başvurur.

Her zaman olduğu gibi halk yine boyun eğer.

Ne ki ilk Müslümanların çocukları baş eğmez, direnirler.

Hz. Ömer’in, Hz. Ebubekir’in, Hz. Zübeyir in, Hz. Ali’nin çocukları; bu yanlış tavra en büyük muhaliftir.

Şam’dan kalkıp gelen Muaviye, muhaliflerle görüşür, lakin onları oğlunun halifeliğine ikna edemez.

En önemli muhalif Hz. Hüseyin’dir.

Ki Yezid ile arasında dağlar kadar fark vardır.

Hüseyin, peygamber torunu, ilmin deryası Hz. Ali’nin oğlu, toplumun hürmet ettiği bir âlim.

Yezid ise Hüseyin karşısında eksi puanlarda, çok geri.

Babasının vefatı ile Yezid, muradına erer, halife olur ancak diken üzerindedir.

Kendisinden daha vasıflı muhalifleri karşısında ezilmektedir.

Onlardan onay alınması derdine düşer, Medine valisine mektup yazar, vermezlerse baskı kurun, emrini verir.

Hz. Hüseyin valiye cevap olarak, Medine’den ayrılıp Mekke’ye gider.

Fakat bir başka şehir onu hararetle davet etmektedir; Kûfe.

Babasının taraftarlarının olduğu Kûfe’nin gönlü Hüseyin’den yanadır, kendisine bey’at ettiklerini bildirirler.

Ne ki Yezid’e bağlı Kûfe valisi, şiddet yanlısıdır, Hz. Hüseyin taraftarlarına baskı uygular, tutuklamalar, idamlar başlar.

Hz. Hüseyin’e hiç de iyi haberler gelmiyordur, yolda dönemin ünlü şairi ile karşılaşır, Kûfe’de olanları sorar.

Şair, “İnsanların gönlü seninle ancak kılıçları Ümeyyeoğullarıyla” der.

Hz. Hüseyin o tekinsiz ortamı, insanların ihanetini bu cümle ile anlar.

Yanındakilere yoldan dönmeyi, Kûfe’ye hiç gitmemeyi sorar.

İstişare yola devamdır.

Kerbela’ya geldiklerinde kafile konaklar.

Kûfe valisi, zamanın medyasını kullanarak, baskı uygulayarak Hz. Hüseyin’i davet eden bağlılarını kendi tarafına çeker. Yolda Hz. Hüseyin’e katılanlar, durumun vahametini anlayıp hızla yanından uzaklaşıp onu yalnız bırakırlar. Tarih tekerrür etmiş Kûfeliler, Hz. Ali ve Hz. Hasan’a yaptıkları gibi onu da yalnız bırakarak, ihanet etmişlerdir. Görevli komutan da tahmin etmemiştir, o gerilimin Hz. Hüseyin’in şehadetine kadar götüreceğini. Peygamber torunu vaziyeti anlamıştır; ihanet açıktır artık geri dönme vakti gelmiştir.

Vali, Hz. Hüseyin’den Yezid’i halife olarak tanımasını ister.

Hak, adalet için yola çıkmış Hz. Hüseyin, nasıl Yezid’i ve haksızlığını onaylasın.

O da isteklerini bildirir, ya Medine’ye dönmesine ya da Şam’daki halife Yezid ile görüşmesine izin verilmesini ister.

Valiyi etrafındakiler yönlendirir; bu meseleyi tamamen ortadan kaldırmak için Hüseyin’i yok etmenin tek seçenek olduğunu önerirler. Savaşma niyeti olmayan Hz. Hüseyin, binlerce kişilik ordu karşısında 70 kişilik küçük grubu ile kalmıştır.

Teslim olmayı da düşünmemektedir.

Harp başlamadan önce yanındaki gruba gitmelerini söyler.

Fakat az sayıdaki yoldaşları onu terk etmezler.

Sonunda hepsi katledilirler.

Peygamber torununun başını gövdesinden ayırırlar.

Kûfe bu dehşetle sarsılır, pişman olmuşlardır ama iş işten geçmiştir.

Kerbela’da sağ kalan çok az insan yaralar içinde Kûfe’ye götürüldüğünde. Kadınlar evlerinden koşup bu yaşanan drama ağıtlar yakarak dövünmeye başlarlar.

Hz. Hüseyin’in oğlu Ali, bu yaman çelişkiye şaşmış; “Bizim için ağlıyorlar da, bizi kim katletti” demiştir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.