Büyük Tehlike

İnsanlık ve özelde de insanımız açısından yükselen bir tehlike dalgası var. Bir değil çok ve çok yönlü. Farkında olunsun ya da olunmasın insanların bir yerlere doğru sürüklendiği, gerilimlerin tırmandığı, nefrete bağlı şiddetin giderek arttığı bir gerçek. Bu hayatın içindeyiz. Böylesi durumlarda her şey bir kıvılcıma bağlı.

Hicrî takvimin 1443. yılındayız. Müslümanların takvimidir bu. Ancak bu takvimden ve bu oluştan bihaberdir. Duyarlığı olanlar için özel bir anlamı var, ne ki duygu dünyalarında yeterince bir karşılığı yok. Milâdî takvimin içinde oluş ise apayrı bir dünyada seyredişe neden. Onun ruhunun yansımaları hayatın bütününe egemen. Zaman ve düşünüş ona ayarlı. İnsanların gelgitleri, dalgalanışları, savruluşları da bu dünyanın içinde.

Miladi düşünüş sadece bir takvim olarak görülmemeli. Zamanın ayarlanışı, içinde varoluşu içinde olunca her şey ona göre olmuş oluyor. Bu takvim Batı ruhun bütünün içeriyor.

Müslümanların dağılmışlıklarını da bu düzlemde görmeliyiz. Ruhundan ve özünden kopuş. Ankara’nın bir ilçesinde Suriye kökenli biri bir cinayet işliyor. Ya da Afganistanlı bir gazeteci bir densizlikte bulunuyor. Bu özel durumlar genele yansıtılıyor. Batılılaşma süreci ile birlikte milletimiz birbirinden koparılırken nefrete neden olan gerekçeler ya oluşuyor ya da oluşturuluyor. Günlerdir göç ve göçmenler konusunda alabildiğine koparılan kıyamete gerekçeler hazırlama ya da kimi sıradan olayları genele yansıtma bahaneleri art arda geliyor.

İslâm milletine ait olma bilincimiz yittikçe bunları daha da artacak. İslâm medeniyetinde ırk sıradan bir unsurdur, belirleyici değildir. Habeşli Bilâl örneğini sık veriyoruz. İnsanlık için, bir değer ve bir başlangıç ise onun içindeki oluşlar da aynı değere sahiptir. Köle bir siyahîyi o durumdan kurtaran Hazreti Ebubekir onu Sevgili Efendimize emanet ediyor. Bu emanet insanlığın emaneti. Aşağılanan, zulüm gören, insan yerine konmayan bir insana onun sahip olduğu yeri kendisine sunma.

Bugün, Suriyeli ya da Afgan ve siyahî denilince “ıhh”, ikrah edici bir bakış akla geliyor. Onlar insan olarak görülmüyor. İnsan olarak görülmek istenmediğinden başka gerekçelerle âdeta hayatın dışına itiliyor. Milâdî ile Hicrî takvim karşılaştırmamız biraz da bunun içindir. Irkçılık, insanları aşağı görme, ekonomik ve refah bahanesiyle dışlama zihni bir oluştan kaynaklanıyor. “Suriyeli biri bir Türk’ü” öldürdü. Haber böyle yayılıyor. Bir kasaba ayaklanıyor ve linç başlıyor. Benzer bir durum bir “Afganlı” için olabiliyor. Dahası, yakın zamanda Konya’da katledilen yedi kişilik aile de benzer bir durum içeriyor. Orman yangınları dönemine denk gelişi de bir rastlantı olmasa gerek.

Bir millete, yani İslâm milletine ve hatta insanlığa bir bütün ve bir değer olarak bakılmadıkça milâdî ruhun zihni yansımaları devam edegidecek. Her şey bir kıvılcıma bağlı. Duygusal oluşları bunları daha etkileyecek. Günlük yaşanıyor ve günlük duygulanımlarla dalgalara kapınılıyor.

Suriye, Afganistan, Cezayir, Tunus, Mısır emperyal oyunların kurbanı ülkeler. Bundan ister istemez başta Türkiye olmak üzere bütün Müslüman topluluklar etkileniyor. Türkiye ile Suriye bu olaylar bu kadar kangrenleşmese giderilebilecek sorunlar. Fakat öyle bir kuşatma içinde ve öylesine bağlayıcı durumlar ile karşı karşıya bulunuyoruz ki giderek sorunların içinden çıkılması güçleşiyor. Bir araya gelişler belki sağlanabilir, yeni bir başlangıç yapılabilinir ama Müslümanların bu anlamda kararlı olmaları gerekir. Emperyalizme karşı bir direniş ve bir kararlılık göstermelidirler.

Afganistan sorunu giderek daha da büyüyecek. Emperyalizm bir ateş bombası attı, bizi de içine çekti. Milâdî ruhun bir tecellisi.

Müslümanlar Efendimizin insanlık adına ortaya koyduğu ruh bilincinin yeniden kazanılmasına bağlıdır Müslümanların ve insanlığın kurtuluşu. Yoksa insanlardan ikrah ve nefret emek için bir sürü uyduruk gerekçenin oyuncakları olmaktan kendimizi kurtaramayız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.