“Kahrolsun Suriyeliler”

Nasıl utandım.

Öfkeli kalabalığın “Kahrolsun Suriyeliler” sloganlarını duyduğumda.

Hangi köşeye saklanacağımı şaşırdım.

Fakat bunun böyle olacağı belliydi.

Kıytırık birkaç şarkıcının peşinden gidenler yol gösterici din adamlarını bulmuşlardı.

“Ülkemde göçmen istemiyorum” yaygarasını kutsal buyruk bildiler.

“İktidara gelirsek Suriyelileri göndereceğiz” diyen siyasetçinin sözünden güdük kafalarına ilham devşirdiler.

Bir belediye başkanının, “göçmenlere suyu, elektriği yerlilerden daha fazla paraya satacağız” tehdidine dört elle sarıldılar.

Irkçı yaklaşımların zincirleri boşaltacağı aşikârdı.

Bir kıvılcım bekleniyordu, yangın çıkması için.

Altındağ’da öfkeli kalabalığın geriliminden sanki evlerin duvarları yıkılacaktı.

Tekbir sesleri, ıslıklar arasında linç.

Biz Almanya’da yapılan kundaklamalarda ne kadar üzülmekteyiz.

Oradaki canlarımızın başına gelen her saldırıda yüreğimiz ağzımıza gelmekte.

Şimdi ülkemin ırkçılık, linç kültürü ile anılması ağırıma gitmekte.

Dış mihraklar acaba daha ağır tahrikler mi planladı diye uykularımız kaçmakta.

Hâlâ utanmaktayız 6-7 Eylül olaylarından.

Gençler arasında kavga, bıçaklama, yaralama, öldürme, çok kötü tablo.

Fakat gidip ev basma, taşa tutma, “Kahrolsun Suriyeliler” sloganı atarak bebeklerin başını gözünü yarıp kan revan içerisinde bırakma, çok ağır tablo.

Birkaç yıl önce çok korkunç bir cinayet işlendi.

Suriyeli hamile kadına tecavüz edilip yanındaki çocuğu ile birlikte canavar biri tarafından öldürüldü.

Bu cinayet, iki kardeş halkı karşı karşıya getirmedi.

Allah korusun, yarın daha ağır tahrikler yapılabilir.

Zaten birbirine öfkesi büyük olan bir milletiz.

Daha birbirimizi sevmekten, saygılı olmaktan haberimiz yok.

Kamplaşmakta üstümüze yok.

Birbirimizi öldürmekte, 12 Eylül şartlarını oluşturmakta mahiriz.

Dış şeytanların bizi birbirimize kırdırma mahareti de yüksek.

Bu kez iki kardeş halkın arasına ateş bırakılmaz inşallah.

Doksanlı yıllarda Romanya’dan çok göçmen gelirdi.

Ucuz işgücü olarak tercih edilirlerdi.

Yoksul Romanya’dan gelenler için Türkiye cennetti.

Bahçelerimizi kazdılar, evlere temizliğe gittiler, çocuk baktılar.

Şu anda da Özbekistan’dan, Türkmenistan’dan, Afganistan’dan gelmişler yine bahçe kazmaktalar, fırınlarda, inşaatlarda çalışmaktalar.

Maraş’a giderken uçakta tanıştığım tekstil fabrikası olan bir hanımefendi, “İyi ki Suriyeliler geldi” dediğinde çok şaşırdım, sonra anlattı, “Fabrikalarımızda, atölyelerimizde çalıştıracak işçi bulamıyorduk, onlar geldi, biz daha çok üretim yapmaktayız.”

İnşallah ileride kardeş halk Suriyelilerle daha büyük krizler çıkmaz, provokatörler daha fazla ülkemizi karıştırmaz.

Küreselleşmekteyiz ancak küreselleşmeyle birlikte insanların farklılıklara tahammülsüzlüğü de arttı.

Dünyada ırkçılığın yükselmesi, sağ ve sol partilerin sığınmacıları söylemlerinde oy almak için agresif malzeme olarak kullanması; bütün dünyada olduğu gibi bizde de göçmen sorununun çetrefilleşeceğini haber vermekte.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.