Pervin Çoban Savran

Her afet esnasında yüreğimizi daraltanlar ve ferahlatanlar.

Hayırseverlerin gönderdiği açılmamış suların çöpe atıldığı görüntülerle irkildik.

Lakin savaşta ayağını kolunu kaybetmiş Suriyeli Yusuf’un yangın bölgesindeki yardım çalışmalarına katılması genzimizi yaktı.

Elazığ depreminde Sarıkeçili Aşireti, tek geçim kaynakları olan en değerli varlıkları olan keçilerinden 100 tanesini göndermişlerdi.

Onlarla ilgili bir habere rastlıyorum; “Orman yangınlarının sebebini Pervin teyze anlattı”.

Oysa Pervin Çoban Savran’ın tüzel bir kişiliği vardı.

Teyze diyerek etkisini azaltmaya mı çalışmışlardı.

Sarıkeçililer Yaşatma ve Dayanışma Derneği Başkanı’ydı, Pervin Savran.

Çarpıcı tespitlerde bulunmaktaydı: “İklim değişikliğinden dolayı acayip yangına hazır vaziyete girdi ormanlarımız. Keçilerin girmediği otlamadığı ormanlarda yangın hazır vaziyette bekliyor. Keçiler ormanların diplerindeki otları yiyip, yangınları önleyecek gezinti yapmadığı zaman kibrit çakmadan yangın çıkacak vaziyete gelmiştir. İklim çok hızlı değişti. Bunu insanoğlu biz ellerimizle yaptık. Kolay yaşamayı tercih ettik. İnsanlar yaşam alanlarını, çadırlarını terk ediyor. Yok ederek yaşamayı tercih ediyor insanoğlu. Değişik değişik hastalıklar, yangınlar çıktı. Sıcakların artıp iklimi hızla değiştirdiğimiz günlere hızla gidiyoruz.”

Bin yıllık göçebe yaşamının son temsilcileri.

Konar göçerlik belki de onlarla son bulacak.

Kolay mı bu sıcaklarda Toros dağlarını adımlamak.

Develeri, keçileri için kıl çadırlarda yaşayan Sarıkeçililer, çok kıymetli bir kültür mirasını yaşatmaktalar.

Son ikiyüz aile, bin yıllık değerli bir mirasın yok olmaması için direnmekte.

Basına yansıyan haberlerden onları takip etmekteyim, yıllardır; bazen bir yerel yöneticinin hışmına uğramaktalar, çadırlarını kaldırmaları hususunda baskı görmekteler, çoğu zaman su sorunu yaşamaktalar fakat karşılarına dikilen masallarını tarumar eden dev; küresel ısınma.

Ot bulmaları güçleşmekte, otlatma izin belgelerine rağmen bazen yöneticiler tarafından bölgeyi terke zorlanmaktalar.

Taze otun peşindeki meşakkatli yolculukları, hayvanlarını ağıla kapatıp hormonlu yemle besleyenlerin yanında çok eziyetli.

Fabrikalarda işlenen sütlerden yapılan peynirden de farklı onlarınki.

Tamamen el emeği.

Hayvanlarının doğada otlaması için dağlarda yaşayıp onlarla birlikte yürümekteler...

Kışın Mersin sahilinde yazın Karaman yaylalarında geçmekte hayatları.

Yaptıkları keçi peynirini develerle taşımaktalar.

Pervin Savran, “Yörükler üretim yaparak bu dağları bekliyor” demekte.

Fakat bu masal kahramanlarının yolları bazen otobanlarla, viyadüklerle, özel maden şirketlerinin kapattığı alanlarla gittikçe engellerle dolmakta.

Çok önemli bir kültür mirası olan yaşama biçimlerinin ve üretimlerinin destekleneceği yerde kösteklenmemesi gerekmekte.

Evleri kara çadırları, yurtları dağlar. 

Yeni nesil yerleşik düzenden yana, ayrılmaktalar her geçen yıl.

Orta Asya’dan gelen kadim göçebe yaşamının son temsilcilerine biraz daha saygı ve ilgi.

Zira geleneğe dair onca yitikten sonra bir de onları ve el emeği üretimlerini kaybetmeyelim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.