“Cümlenin maksudu bir amma...”

Eğitimciler, bir çocuğun 12 yaşına kadar kaydettiği bilgi, görgü, sezgiler, bir ömür boyu öğreneceğinin yarısını elde edermiş.

Onun için aile içi eğitim ile ilköğretimdeki eğitim hepimizin hayatını yönlendiriyormuş.

Hani psikologlar, “Seni geçmişine götüreceğim” derler ye işte öyle bir şey.

Çocuk evde, bahçede, yemekte, baba, anne ve komşulardan duydukları sözleri kaydeder.

Evde düşman olarak kim anlatılıyorsa büyüyünce otomatik olarak o düşmandır.

Bazı insanlar, partisini söylerken, “Bizim particiliğimiz babadan kalma” derler.

Dinleyen çocuk otomatik olarak düşmanı içeride görür, algılar, salgılar.

Bundan en az yirmi yıl kadar önce, Hollanda’da yakalanan uyuşturucu baronu, hapiste yatarken, İtalya’dan bir helikopter kiralar ve hapishanenin bahçesinde volta atarken helikopter ip sarkıtır ve kaçmayı başarır.

Bu haberi televizyondan dinlediğimde bizi eğitenlerin hepsine kızmıştım.

Yedi yaşında ilkokul öğretmenine teslim edilen afacan bir çocuğa, her şeyin para olduğunu, kısa yoldan para kazanmak gerektiğini, aile ile öğretmen işbirliğiyle yönlendirmişler.

Aile, “Okumazsan seni kömürcüye veririm” tehdidiyle, öğretmeni ise söylemese bile, “Okusan benim gibi maaş mahkûmu olursun, evin olmaz, araban olmaz...” fikrini işliyor ve maaşı az veren devletine diş bileyen biri oluyor.

Ailenin aleyhinde konuştuğu kişiler ve partilerin hepsi yurt içindendirler.

Bunlar büyüyünce hep içe yönelik iş yapacaklar demektir.

Büyüyünce o afacan çocuk paranın aktığı yerleri araştırmış ve o tarafa yönelmiş.

Ya o afacan çocuk, ana kucağında, baba ocağında iken Peygamberimizin dört tarafında dönen, dört halife, Hazreti Ebubekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman, Hazreti Ali gibi Bizans ve Pers İmparatorluğu’nun yolunu cehennemden cennete çevirmeyi nasıl başardıklarını,

Alpaslan’nın fedaisi, Fatih’in fedaisinin insanlık düşmanı semirgen ve sömürgen kâfirlere karşı nasıl kahramanca cihat ettiklerini,

Düşmanın tarifinde eğitim boyunca insanlık düşmanı, her yıl binlerce, milyonlarca hâlâ insan öldürmeye devam eden kâfirler olduğunu öğretebilseydik kendi kendimize düşman olmazdık.

Erdal İnönü birkaç sosyal demokrat siyasilerle restorana gittiğinde garson, “Ne istersiniz” diye sorduğunda, “Teşekkür ederim. Biz, birbirimizi yiyeceğiz” derken aslında Türkiye’nin durumunu özetliyor.

Siyasiler dinime ve milletime düşman olanlarla uğraşmaktan daha fazla birbirleriyle uğraşıyorlar.

Mafya, birbirine düşmüş. Mücahit olması gerekirken yanlış eğitimle mafya olmuş.

Bunda birinci derecede suçlu aile, ikinci derecede öğretmen.

Aile, çocuğuna, “Okumazsan kömürcüye vereceğim” derse, öğretmeni, “Okursanız benim gibi maaşa mahkûm olursunuz” imajını verirse afacan çocuklar, paranın kokusunu izlerler.

En az yirmi yıl önce uyuşturucu baronun biri Hollanda hapishanesinden helikopter kiralayarak kaçmıştı.

İşte ta o gün içim yandı benim.

Bu çocuk, İslami eğitim görseydi, “İslami eğitim” deyince Hazreti Ali’nin, Hazreti Hamza’nın, Alpaslan’ın, Fatih’in eğitimini anlayın.

Ayet, hadis, fıkıh, tabii bilimlerle eğitilmiş, havada, karada, denizde dille, elle, gönülle, silahla tebliğini yapabilecek kıvamda yetiştirilselerdi, o afacan çocuk, Beyaz Saray’a helikopterle girer, başkanlarına İslam’ı tebliğ eder ve oradan ayrılmasını da bilirdi.

“O zamanlar geçti” demeyin.

Bu sütunlarda bu çağda yurt dışında iki imam-hatip ve birkaç tane Kur’an kursu açan Mustafa’nın hayatından bazı bölümleri Çağdaş Battalgazi adı altında yazmıştım. Başlattığı hayırlı işler devam ediyor.

Sağ-sol hepsinin şu dört kelimede ittifakı varken,

Biri, “Kur’an, millet, vatan, bayrak” diyor,

İkincisi, “Millet, bayrak, vatan, Kur’an” diyor.

Üçüncüsü, “Vatan, bayrak, Kur’an, millet” diyor,

Dördüncüsü, “Bayrak, millet, Kur’an, vatan” diyor.

Bu türlü aynı kelimeleri değişik söyleyen tam 24 gurup çıkabilir ve kanımıza kast edenler tarafından bizi birbirimizle kavga bile ettirebilir.

Kanuni Sultan Süleyman:

“Kaddi yâre kimi ar-ar dedi kimisi elif,

Cümlenin maksudu bir amma rivayet muhtelif.”

Yani, “Sevgilinin boyunu tarif ederken kimi servi ağacına benzetti, kimisi elif harfine benzetti ama hepsinin gayesi bir, sözleri ayrı ayrı” diyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.