Reklamı Kapat

Düşürüldüğümüz yerden kalkalım

Şimdi önemli bir üniversitede profesör olarak dersler veren bir öğretim üyesi, bundan 25 yıl önce üniversite tarafından doktora yapmak için Amerika’ya gönderilirken yanıma uğramıştı.

Dört yıl sonra dönüşünde yine uğradı ve derste Amerikalı profesör, demokrasiyi ve Amerikan seçimlerini allandıra ballandıra anlatırken el kaldırdığını ve “Bu günden itibaren senatör olmak için niyet edip başlasanız, senatör olabilir misiniz?” diye sorduğunda;

“Şu ders olarak okuduğunuz kitaba ve Amerika’nın yazılı kanunlarına göre evet, olabilirim. Ancak, ama, lakin …se …sa dedikten sonra, o yolun da kendine göre yazılı olmayan kanunları vardır ve benim senatör olmamın imkan ve ihtimali yoktur” diye cevap verir. Yani siyaset mafyasız olmaz diyor.

Baba Bush, İngiltere’de yaptığı bir konuşmada, “Siyaset, mafya ve medyayla yürür” anlamında bir şeyler söylemişti.

Trump ve Biden’in seçim çalışmalarında ve oyların sayımında o yazılı olmayan sistemin işlediğini herkes gördü.

2020-2021 ders yılında ilk ve orta öğretimde 18 milyon küsur öğrenciden bir milyon üç yüz bini imam-hatipte imiş.

18 milyonun tamamı Amerikan dili öğrenme zorunda olduğu halde yalnız bir milyon üç yüz bin öğrenci Kur’an dersi almak zorunda.

Bizim etrafımızı ve içimizi üsleriyle dolduran ve çeviren, burnumuzun dibine savaş gemilerini getirip dayayan, PKK ve PYD’ye üç bin TIR silah yardımı yapan Amerika’nın lakırdısını öğrenmek zorunlu, ama 24 saat, 365 gün bize hava aldıran, ciğerlerimizi solutan, kara topraktan bin bir tatta yiyecekler çıkaranın kelamı, bazı okullarda seçmeye izin verilmiş, zorunlu değil.

Ne demek buuuuu?

Gücümüzün yeteceği işleri yapalım.

Şahıs, kurum ve kuruluşları tenkidin faydasının olmadığını gördük.

Öyle ise işimizi yapalım.

Nedir işimiz?

Beklediğiniz bir teklif değil.

Her birimiz en az bir kişiye Kur’an okutmasını öğretelim.

Ne olacak? Demeyin. Ben denedim.

Yedi göbek İstanbullu olduğunu, İstanbul’un zengin …köylerinden birinde doğduğunu, yeminli mali müşavir olduğunu söyleyen biri, Kur’an okumayı öğrenmek istediğini ama zor olduğunu söylediklerinden öğrenemediğini söyledi bana.

Ben de ona, “Kaç yılda öğrenebilirmişsin?” dedim.

“Bir kaç yıl sürermiş” dedi.

“Bir ay sonra Ya-Sin süresini okuyacaksın var mısın?” dedim.

“Varım” dedi.

Büronun önündeki caminin müezzinini ayarladım ve bir haftada harfleri ve tutturmaları geçtiler ve Ramazan’ın 27’sinde Kadir Gecesi’nde bir ay dolmadan Ya-Sin süresini okudu.

“Bana Belam’ı veya Aziz Nesin’i örnek vererek önümü kesmeyin.

O günlerde rahmetli İsmail Biçer’in hatim kasetleri piyasaya çıkmıştı.

Onlardan bir hatim kaseti alacaksın. Teybine birinci kaseti takacaksın. Mushafı açacaksın. Birinci cüz birinci sayfadan hem kaseti dinleyerek hem Mushaf’tan süzerek gidecek ve harflerin çıkışına ve tecvit kurallarının uygulanışına dikkat edecek ve bir ayda bir hatim yaparak, üç hatim sonra teybi bırakacak ve kendin okumaya başlayacaksın” dedim ve yaptı.

Bir gün yanıma geldi:

“Hocam, yaz tatiline hanımla gideceğiz.

Akdeniz sahillerinden birinde evimiz var. Eskiden açık saçık denize girerdik. Ben bu sene giremem. Ben girmezsem hanım girer. Durum iyi gitmez ne yapalım?” dedi.

“Tatile gitmenize üç ay var. Bu konuyu evde gündeme getirme. Yengeyi de Kur’an okuma konusunda özendirecek söz ve davranışlar sergile ve bir hanım hoca bul, sizin evde ders versin ve sen onun ücretini bol öde ve sen yengenin tatil programını nasıl yapacağınızı ondan öğren” dedim.

Dediğim gibi olmuş. Yenge, Kur’an okumasını öğrenmiş ve beyine, “Bana ve kendine kapalı deniz kıyafetleri al” demiş.

Bugünden itibaren bir milyonun üzerinde imam-hatip, ilahiyat, Kur’an kursu mezunu olan en az iki milyonun üzerinde insanımız bulunduğu çarşıda, sokakta, pazarda, büroda, dairede, kışlada, karakolda, tarlada, bağda, bahçede, Allah celle celalühün yarattığı her temiz yerde, en az beşer kişiye Kur’an okumasını ve okuduğumuz yerin manasını öğretsek şimdiye kadar çok şey değişirdi ama hiçbir zaman geç kalınmış sayılmaz.

Hani İngiliz lordu, “Osmanlı’yı savaş meydanlarında yıkamayacağımızı anladık. Onları yıkmak için;

1-Kur’an’ı kapat,

2-Kadını aç” demiş ya işte benim dediğimin zehirli tarafını ifade etmiş.

Düşürüldüğümüz yerden kalkalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.