Reklamı Kapat

Kadir Gecesi ve Anayasa çalışmaları

Yarın Kadir Gecesi. Kadir Gecesi’nde inmeye başlayan Kur’an-ı Kerim’in hatimleri yarın bitmiş olacak ve Kadir Gecesi’nde dualarını yapacağız.

Kaç milyon insanımızın hatim yaptığı araştırmasının yapıldığını ben bilmiyorum.

Kur’an okumasını bilmeyenlerimiz, komşulardan okumasını bilenlerden dinleyerek o Kur’an ziyafetinden dinleme gıdalarını aldılar.

Pandemi günlerinde radyo ve televizyonlardan hatim okuyanları dinleyerek katıldılar.

Okumasını bilenler de, aile içinde okumasını bilmeyenlere okudular.

Okudukları kitap, Asr-ı Saadet denilen dönemde ashabı kiramın hem anayasa, hem diğer hukuk dallarının ana kitabıdır.

Bu kitap, Emevi, Abbasi dönemlerinde Özbekistan’dan, Buhara’dan Endülüs’e kadar topraklarda yaşayan Müslümanların anayasa ve yavru yasalarının kaynağı idi.

Selçuklu ve Osmanlı, bu yasa ile Viyana önlerine kadar vardı ve hâlâ Balkanlar’da Ezan-ı Muhammedi’yi okuyanlar, Kur’an’la yürüyen ecdadın eserleridir.

Mehmet Akif Ersoy merhum:

“Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz:

Gelmişiz dünyaya milliyyet nedir öğretmişiz!

Kapkaranlıkken bütün âfâkı insâniyyetin,

Nur olup fışkırmışız tâ sînesinden zulmetin” diyerek özetlemiş.

Bu günlerde ikindi üzeri Kur’an-ı Kerim’imizi okuduktan sonra haberleri dinlerken bütün partilerin yeni bir anayasa hazırlığı içinde olduklarını duyarız.

Hangimizin hatırına, “Acaba bu anayasa çalışmaları yapan partiler, çalışma yaparken Kur’an-ı Kerim’e de müracaat ederler mi” diye geldi?

Bir sene boyu her ay bir hatim inen insanlarımız var ve bu sayı epeyce yüksek rakamlara ulaşır ama nasıl edip yapmışlarsa her gün Kur’an okuyanı Kur’an’dan uzaklaştırmışlar.

Dokuz saatte Kur’an-ı Kerim’i baştan sona ezberden okuyanlarımızın da aklına gelememesi için bize ne içirmişlerse aklımız basmıyor.

Siyasilerimiz, Avrupalı ve Amerikalı yöneticilerin hasmane davranışlarını, bize düşman olan her devlet ve çetenin sığınağı olduklarını bilip onlara arada bir sözle saldırdıkları halde hazırladıkları anayasanın maddelerinin “tek dişi kalmış canavar”ın kriterlerine aykırı olmamasına çalışmalarını nasıl sağladıklarına da aklım basmıyor.

“Tek dişi kalmış canavar”ın kriterlerine göre beyni ayarlanmış insanlara Kur’an kriterleri anlatıldığında Akif merhumun ifadesiyle:

“Üşenmeden ona Kur’ân’ı anlatırsan  eğer,

Şu ezberindeki esmayı muttasıl geveler:

Kurùn-i mâziyeden kalma cansız evradı

Çekerse, doğru mu yirminci asrın evlâdı?” demeye devam eder.

Bu düşük durumumuzu 1960 darbesini yapanlardan Milli Birlik Komitesi Üyesi  merhum Dündar Taşer çok güzel ifade etmiş.

 “l960 hareketinin ertesi günü İstanbul’dan bir profesörler heyetini davet ettik. Onları hürmetle ve ayakta karşıladık.

Gelir gelmez; ‘Aç olduklarını’ söylediler.

Biz de açtık. Ama yemeği düşünmemiştik. Hemen yemek getirttik.

Yediler. Hatta o sırada Cemal Paşa, ‘Ben de açım çocuklar!’ dedi ve onların en büyüğünün önünden artan yemeği yedi.

Onlara karşı böyle bir hürmetle dolu idik. Bu, ne de olsa ananelerimizden gelen bir şeydi. Ümeranın ulemaya hürmeti gibi idi. Türkiye’de çok şey değişmişti ama değişmeyen böyle şeyler de vardı.

Yemeklerini yedikten sonra, ‘Bize bir anayasa yapın’ teklifinde bulunduk.

Onlar: ‘Nasıl bir anayasa istiyorsunuz?’ diye sordular.

İşte bu sual beni intibaha (uyandıran) getirici cümle oldu.

‘Nasıl bir anayasa istiyorsunuz?’ Allah Allah benim istediğim gibi mi anayasa olacak?

Öyleyse size ne lüzum var?

Osman Gazi’nin kurduğu devlette böyle olmamıştı.

O zamanın hukukçuları ve uleması, ‘Kanun senin istediğindir!’ dememişlerdi.

Aksine, ‘Sen şunu yapabilirsin, şunu yapamazsın;

Şu senin selâhiyetin dâhilindedir, şu değildir;

Şu senin yapmakla mükellef olduğun şeydir ve vazifendir.

Şuna ise hakkın ve selâhiyetin yoktur!’ demişlerdi.” (Devamını Ziya Nur’un Dündar Taşer’in Büyük Türkiye’si isimli eserden okuyuverin.)

Hukuk adamlarının bir gün yöneticilere,

“Ne kapitalist kriterleri, ne komünist kriterleri.

Komünistleri de kapitalistleri de yaratanın, yaşatanın ve bir gün hesaba çekecek olanın kriterleri” dediği gün, ülke insanları ve hayvanları, taşı toprağı, güvenliği, özgürlüğü, kendine yetmeyi,  hava gibi solumaya, su gibi içmeye başlamış olur.

Suç oranının binde bire indiği, suçluların da, hâkime gelip, “Ben şu suçu işledim, cezam ahirete kalmasın” diye kendisini ihbar ettiği gün ülke, huzur diyarı olmuştur.

Valinin sofrasındakiyle, garibin sofrasındaki aynı olduğu,

İşverenle işçinin aynı yemekten yediği, aynı elbiseden giydiği gün mutluluk, gül kokulu seher yeli gibi herkesi kuşatmış demektir.

Bugün ve yarın hatta bayram sonuna kadar en az on günde, oy verdiğiniz partinin liderine, hangi parti olursa olsun fark etmez, iliniz veya ilçeniz milletvekillerine bu durumu kendi üslubunuzla anlatınız.

Çevrenizde sohbet konunuz bu olsun.

Cami hocanıza soracak sorulardan biri de bu olsun ve sizi aydınlatsın.

Bayram sohbetlerimizin ana konusu, “Anayasamız” diyebileceğimiz şekilde olmasını sağlayacak şekilde olsun.

Kur’an-ı Kerim üzerine yapılan sohbetler de zikir demektir.

Onun uygulanması için çalışmak cihat demektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.