Çoban mı zarif, profesör mü?

Artık birbirimize daha fazla hınç içindeyiz. O kadar ki. Söylenmeyecek en katı cümleleri bile duyar hale geldik.

Üstelik yeni neslin etkilenmesini hesaba katmadan.

Karşı tarafa verdiğimiz yıkımı ölçemeden.

Dahası.

Kendimize kıymakta bu denli insafsızlığı hissedemeden.

Zarafet dilini bırakıp en katı, en kaba kelimeler hangi ara lügatlere yerleşti.

İşte ironinin tsunamisi.

Ateizm Derneği, Twitter hesabından, “Merak etmeyin ey güruh, haram(!) ettiğiniz vergilerinizden bana düşen hisseden hepinize kaliteli pamuk aldım, artık helal edersiniz, ne yapayım” ifadelerini kullanan profesörün tweetlerini paylaşıp, “Ateizmin yaygınlaşmasında ve araştırılmasında gösterdiğiniz üstün gayret için dernek olarak size büyük bir teşekkür borçluyuz. Böyle devam etmenizi diliyoruz” ifadelerini kullandı.

Nasıl bu hale geldik.

Trafikte hamile kadını, ızbandut gibi adamlar dövebilmekte.

Sıranın sonundan en başına geçen delikanlı, yaşlı adamı görmezden gelebilmekte.

Zenginin zarif olduğu yanılgısına kapılan ahali, dilini yuttu; sosyeteden zatın sitenin kadim dostu ağacını kestirmeye kalktığında, itiraz edenlerin uğradığı vahşete.

Adam bütün o magazin dergilerinin ihtişamlı röportajlarını, sosyetik itibarını unutup yaşlı kadını yumrukladığında, yere düşen, kırılan, incinen tuz buz olan nezaketi, insanlığı ara ki bulasın.

Zaten ağaç kesme hususunda genetik bir kusurumuz asırlardır bulunmakta.

Dağı, ormanı kese kese ülkeyi çöle döndüren, ağaç soyunu tüketen büyük bir Firavun kitlesi var.

Neyse ki tek tük de olsa, bu Firavun’lara karşı direnen Musa zarafeti gösterenlerin haberini de duyup bir çocuk gibi sevinmekteyiz.

“Karaman’ın Amber köyünde koyun üreticiliğiyle uğraşan 53 yaşındaki Bekir Tekinli, Türkiye’nin çeşitli yerlerinden elde ettiği çiçek soğanlarını, bahçesinde çoğaltıp köyündeki dağlara ekiyor. Tekinli, çiçeklere ilgisinin çocukluğuna dayandığını söyledi. Küçük yaşlardan bu yana koyunlarla uğraştığı için doğayla baş başa bir yaşam sürdüğünü ifade edip, ‘Koyun güderken bir çiçek gördüğümde yanına oturup, onu dakikalarca seyrederdim, çiğnemezdim, koparmazdım’ diye konuştu.

Mesela Elazığ yöresine ait ‘ağlayan gelin’ dedikleri ters lale, yine Doğu Anadolu Bölgesi’nde yetişen ters laleleri, damalı laleleri bahçemde yetiştirdim. Bunların soğanlarını da doğada hayvan ve insan baskısından uzak yerlere ektim. Şimdi bol bol kardelen soğanı ekiyorum. Daha önce ektiklerimin bazılarının çiçek açma durumuna geldiklerini gördüm, çok sevindim. Bölgeye uyum sağlamışlar. Bunlar benim dünyalığım. İnşallah köyümün dağlarında, ülkemizde nadir görülen çiçekler çoğalacak. Buralar bir botanik bahçesi gibi olacak.”

Selçuk Üniversitesi’nden Prof. Dr. K. Ertuğrul, “Şimdiye kadar insanlar hep doğadan almış. Tekinli bunun tersine, doğaya veriyor” dedi.

Bütün o sosyetenin zenginlerinden, okumuş profesörlerden çok daha zarif koyun çobanı kardeşim.

Seni saygıyla selamlıyorum, Allah sayılarınızı artırsın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.