Ramazan gecelerini Rabbimize yönelerek değerlendirelim

Huzur ve mutluluk için Rabbimize yönelelim:

Huzurun Allah’tan olduğunu unutunca çok paramız, güzel evlerimiz, pahalı arabalarımız, lüks mobilyalarımız olursa mutlu olabileceğimizi zannettik. Hâlbuki Allah, “Güldüren de odur, ağlatan da odur” (Necm, 53/43) buyurarak huzurun da, mutluluğun da sahibinin kendisi olduğunu bildirmişti…

Rızık ve hayırlı kazanç için Rabbimize yönelelim:

Rızkın Allah’tan olduğunu unutunca haramlara, yanlışlara, haksızlıklara ve adaletsizliklere ses çıkarırsak rızkımızı kaybedeceğimizi zannettik. Hâlbuki Allah, “Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın” (Hud, 11/6) buyurarak rızkın sahibinin kendisi olduğunu bildirmişti…

Dünyalık nimetler için Rabbimize yönelelim:

Dünyalıkları taksim edenin Allah olduğunu unutunca bu taksimden payımıza düşenleri ve elde ettiğimiz kazanımlarımızı kaybetmeyelim diye eğildikçe eğildik, büküldükçe büküldük, döndükçe döndük. Hâlbuki Allah, “Dünya hayatında onların geçimliklerini biz paylaştırdık/taksim ettik” (Zuhruf, 43/23) buyurarak dünyalıkların insanlar arasında taksiminin de kendisine ait olduğunu bildirmişti…

Sağlıklı ve sıhhatli bir hayat için Rabbimize yönelelim:

Şifanın ve sağlığın Allah’tan olduğunu unutunca sebepleri abarttıkça abarttık, vesileleri büyüttükçe büyüttük en son elimizde ne sarılacak bir vesile ne de tutunacak bir sebep kaldı. Hâlbuki Allah, “Hastalandığında şifa veren odur” (Şuara, 26/80) buyurarak şifayı verenin de kendisi olduğunu bildirmişti…

Hayırlı evlatlar için Rabbimize yönelelim:

Çocuklarımızı verenin de alanın da, hayırlı bir evlat yapanın da Allah olduğunu unutunca imanlarından daha çok diplomalarına, namazlarından daha çok memur olmalarına, ahiretlerinden daha çok dünyalarına önem verir olduk. Hâlbuki Allah, “(Dilediğine) Kız çocukları verir. Dilediğine erkek çocuklar. Dilediğini de hem erkek hem de kız çocuklar verir. Dilediğini kısır kılar” (Şura, 42, 49/50) buyurarak evlatlarımızın, onların hayatlarının, rızklarının ve ecellerinin sahibinin de kendisi olduğunu bildirmişti…

Bela ve musibetten korunmak için Rabbimize yönelelim:

Hayır ve şerrin Allah’tan olduğunu unutunca paramızın, gücümüzün, makamımızın, güvenlik kameralarımızın, korunaklı sitelerimizin bizi şerlerden koruyacağını ve hayırlar getireceğini zannettik. Hâlbuki Allah, “Allah sana bir zarar dokunduracak olsa, onu (Allah’tan) başka kimse gideremez. Sana bir hayır dokunduracak olsa (kim engelleyebilir). O her şeye kadirdir” (En’am, 6/17) buyurarak verdiği hayra kimsenin engel olamayacağını şerri de kimsenin engelleyemeyeceğini bildirmişti…

İzzet ve itibar için Rabbimize yönelelim:

Makam ve mevkiinin, izzet ve itibarın Allah’tan olduğunu unutunca küçücük bir makam için aşındırmadık kapı, iliklemedik ceket bırakmadık. Her söze başlarken atama kararımızın altında imzası olanları zikrederek, haram helal demeden imzalayarak, evet efendim diyerek bu koltuklarda daha uzun kalacağımızı zannettik. Hâlbuki Allah, “Ey mülkün sahibi olan Allah’ım! Dilediğine mülk verir, dilediğinden mülkü alırsın. Dilediğini izzetli kılar, dilediğini zelil edersin. Hayır senin elindedir, şüphesiz ki sen, her şeye kadîrsin” (Al-i İmran, 3/26) buyurarak mülkü de, makamları da, koltukları da, izzeti de, itibarı da verenin kendisi olduğunu bildirmişti…

Başarı ve kurtuluş için Rabbimize yönelelim:

Başarının Allah’tan olduğunu unutunca insanların kalplerini ve teveccühlerini kazanarak başarılı olacağımızı zannettik. Söylemlerimizi ve eylemlerimizi de değiştirirsek insanlara şirin görünebileceğimizi zannettik. Hâlbuki Allah, “Onların kalplerini kaynaştıran da Allah’tır. Sen dünyadaki her şeyi verseydin de onların kalplerini kaynaştıramazdın” (Enfal, 8/63) buyurarak kalpleri kazanmanın yolunun da kendisini razı etmekten geçtiğini bildirmişti…

Zafer ve yardım için Rabbimize yönelelim:

Zaferin Allah’tan olduğunu unutunca yenilgilerin hep sayısal azlıktan, medyada yer alamamaktan, herkese hitap edememekten, maddi imkânsızlıklardan olduğunu zannettik. Zafere o kadar odaklandık ki, asli vazifelerimizi, görevlerimizi, tebliğ, davet, eğitim, istişare ve disiplini ihmal ettik. Hâlbuki Allah, “Başarım ancak Allah’tandır” (Hud, 11/88), “Zafer ve yardım hüküm ve hikmet sahibi Allah’tandır” (Al-i İmran, 3/126) buyurarak zaferin, başarının ve yardımın da kendisini razı etmeye bağlı olduğunu bildirmişti…

Öyleyse bu Ramazan kalbimizi, gönlümüzü ve ruhumuz yalnızca âlemlerin Rabbi olan Allah’a yönelmeye alıştıralım. Kalbimizde imanımızı kökleştirelim…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdulaziz Kıranşal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.